Ligin "istikrarsızlık abidesi takımı"
patentli Samsunspor'un birinci perdenin final sahnesinde ne gibi bir rol
keseceğini taşıdığı unvan nedeniyle merak etmedim desem vallah billah yalan
olurdu... Manisaspor maçı sonrası basının karşısına geçip bülbül kesilen,
herkese gider yapan, adeta posta koyan, iş soru sormaya gelince toplantıyı terk
eden hocanın dilinden bu kez ne gibi inciler döküleceğini de merak ediyordum...
Ligin dibine demir atmış rakibi karşısında topa
sahip olmanın bereket olduğu gerçeğini ezberlemiş görünen al-ak-karalılar,
Musa'nın estetik güzellikteki golüne kadar pozisyon üretemedi... Golde ki
ustalığına alkış tutttuğumuz Musa'nın akabinde kaçırdığı bir gol var ki
şaşkınlıktan parmaklarınızı ısırırsınız... Zoru kolaya çevirip, kolayı
gerçekleştirememenin ne demek olduğunu çözmek imkansız...
Ev sahibi ekibin savunma güvenliğini riske edip,
Samsunspor kalesine geldiğinde Soner dahil savunma dörtlüsü diri, bir o kadar
da etkili olunca soyunma odasına skor avantajıyla gidildi... İkinci yarıya genç
Adem oyuna girdi ve İrfan ile birlikte maçın seyrini değiştirdi... Bu iki
adamla başetme becerisi göstermede sıkıntı yaşandı... Attığı beraberlik golüyle
yetinmeyen Kahramanmaraşspor panikleyen rakibi karşısında yüklendi ve öne
geçmenin yollarını arayıp durdu... Biraz beceriksizlikle karışık
şanssızlıkları, biraz da Soner'in yerinde kurtarışlarına takıldılar...
Rakip bunlarla uğraşırken Samsunspor'un neyin
peşinde olduğunu anlama pek mümkün olamadı... Anlayan varsa beri gelsin... Patates
tarlasında, top kontrolünün zor olduğu bir maçta puan sıralamasında kimin
dipte, kimin yüksekte olduğunu seçmek mümkün olamadı... Samsunspor'un iki puan
mı kaçırdı, bir puan mı kazandığı sorusunun yanıtını sizlere bırakıyorum... Futbolun vasatın altında kaldığı, tatsız
tuzsuz maçta paylaşılan puanların adil olduğu kanaatindeyim... Siz ne dersiniz?
Bilmem!
10 Ocak 2014 Cuma
/Resul AKÇAY
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder