İş seyahatim nedeniyle yazılarımı yazamadığım dönemde, Yusuf Ziya Yılmaz’ın başkanlığının açıklanması ile belirsizliğin ortadan kaldırılmış olması, lehte ve aleyhte bir nevi kampanyalar sürdüren yerel basında da tansiyonun bir nebze olsun düşmesine neden olmuştur. Elbette gerek köşe yazarları ve gerekse gazeteci arkadaşlarımızın gönlünde birilerinin olması normaldir. Burada asıl sorgulanması gereken,her konuda olduğu gibi şehirde yönetime talip olabilecek isimler üzerinde spekülasyonlar yaratmak yerine, yönetici profiline uygun isimlerin gündeme gelmemesidir.
Milletvekilleri başta olmak üzere il teşkilatı, başbakanın “tamam Yusuf Ziya Yılmaz olmasın, ama temayül yoklaması sonuçları malum, o zaman siz bir isim verin onun içinde bir temayül yoklaması yapalım” şeklinde bir yaklaşım sergilemiş olabilir. Muhalefet partileri Yusuf Ziya Yılmaz’ın konumuna göre siyasi bir strateji izlemekte iken, başka bir ismin gündeme getirilememesi, Samsun’da sadece dedikodu üretilir ancak iş üretilmez gerçeğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. O halde, hani nerede Samsun’luluk ruhu?
Samsunspor gerçeğini tüm Samsun’lu bilir, ancak gerçekleri görmek bir yana, dayanışma başka cenahlarda işlerlik kazanır. Kulübün bu hale neden geldiği konusunda sokaktaki çocuklar bile bilgi sahibi iken, kafalar kuma gömülür ve günlük rutin işleyişle takım ligde tutunmaya çalışır. Bunun içinde işini gücünü ikinci plana atan ve Samsun sevdalısı olan kişiler, kendilerine teslim edilen emaneti kazasız belasız korumak adına, mercileri harekete geçirmeye çalışarak personel maaşını denkleştirebilmek veya takımın deplasman masraflarını karşılayabilmek için kapıları aşındırırlar. Geçmiş geçmiştir edebiyatı ile hareket ederek, geçmişi irdelemenin bir fayda sağlamayacağını düşünenler, gelecek planlandığında aynı hataların tekrarlanmasına zemin hazırlamaktadırlar. O halde hani nerede Samsun’luluk ruhu?
Ticaretten iflas etmiş müflis tüccar durumu aynen siyasette de yaşanır. Milletvekilliği için Samsun’ludan icazet alan kişiler, Ankara’nın girişindeki Rakım ve Nüfusu belirten levhayı görür görmez, hangi semtte bir yakınına iş takip bürosu açılabilir, veya hangi yatırımcıya şahsi nüfus kullanarak menfaat sağlayıp şahsi menfaatler elde edilebilir, kendi yandaş veya akrabalarını memur statüsünden alıp hangi daireye müdür olarak atanması sağlanabilir düşünceleri eşliğinde direksiyonunu “Çarşambayı Sel Aldı” türküsünü de mırıldanarak meclis yoluna çevirir. Bu zat-ı muhteremleri seçenler olarak, O halde hani nerede Samsun’luluk ruhu?
Ticari her tür aktiviteleri takip, yönlendirme, temsil gömleğini giymiş olan Samsun Ticaret ve Sanayi Odası yani kısaca STO başkanlığını 17 yıldır yürüten zat-ı muhteremi, “gel bakalım arkadaş sen 17 yıldır bu kurumun başındasın, bugüne kadar Samsun için neler yaptın, yapılmayanları gerçi biz yaşayarak görüyoruz, çünkü dün 7.sıralarda olan kalkınmışlığımız bugün 32. sıralara kadar gerilemiş, belki bizim bilemediğimiz şeyler vardır bizi aydınlat” diye Temel Camadan ve bir iki istisna dışında hiç kimse hesap sormak zahmetine katlanmaz. Yakında yine oda seçimi yapılacaktır. Adaylığa talip olmak gibi bir sorumluluğu kimse üstlenmez. Sonuçta yine dedikodu üretim merkezi faaliyetini sürdürür, çene yapılır iş yapılmaz. O halde hani nerede Samsun’luluk ruhu?
Suç haritasındaki yerimiz her geçen gün sağlamlaşır. Samsun’lu delikanlıdır ya. Bırakın Samsun’u, Türkiye’nin her yerinde kanunsuz fiillerin altında evvel Allah kesinlikle bir Samsun’lunun imzası vardır. OMÜ 400 kişi istihdam edilerek işletilebilecek hastane personeli 2.500 civarındadır. Geriye dönerek bu istihdamı sağlayan kişilere “gelin arkadaşlar, bu kadar elemanı hangi amaçla aldınız, devletin parasının haksız yere çarçur edilmesine neden müsaade ettiniz” diye hesap sormaz. Bu konuda yeni rektör Hüseyin Akan’ın çabaları göz ardı edilmemelidir. Ancak bu tür kurumlar kesinlikle şeffaf bir statüde yönetilmelidir. Belediyelerin yapmış olduğu atıl yatırımlar, alt geçitler, kullanılmayan otoparklar, papatyalar ile işgal edilen kaldırımlar, çarpık kentleşmenin önlenemeyen yükselişi gibi sorunlar, sadece ve sacede belirli mekanlarda seslendirilir ve Samsun’un makus talihi olarak nitelendirilen dedikodu mekanizmasının çalıştırılmasından öteye geçmez. O halde hani nerede Samsun’luluk ruhu? Bu ruhu canlandırabilmek için absürd ruh çağırma seansları gerekmiyor. Bu ruh bizim içimizde ancak yeter ki canlandırmasını bilelim.
/Süleyman SALUR
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder