5 Ocak 2014 Pazar

Ver Elini Asarcık



Asarcık, Samsunumuzun 44 km. güneyinde Yüzölçümü 180 kilometrekare olarak yer alan küçük bir ilçesidir. Doğuda Çarşamba –Ayvacık,   batıda Kavak, güneyde Lâdik ve Amasya ili Taşova ilçeleri ile Kuzeyde ise Samsun merkez ilçe ile çevrilidir.

  
Ne zaman şehrin gürültüsünde bunalıp, şairin de dediği gibi aklıma dağlara çıkıp şarkı söylemek gelse ben de Kanal S ve Kanal 55 Televizyonunda hazırlayıp sunduğum ‘Yel değirmeni’ Programında yayınlanmak üzere görüntüler almak için ver elini Anadolu deyip gider bir ilçemize günümü orada geçiririm.

Yine böylesi duygularla ayrıldım şehirden. Anadolu kültürünün yaşatıldığı yemyeşil dağların etrafını çevrelediği ilçemiz Asarcığa doğru yola çıktım. Yol kenarında hayvan otlatan çobanlarına selam verdim. Tarlasını süren köylülerle sohbet ettim. Pınarlarından sular içtim. Anadolu’mun o eşsiz köylerini seyrederek adeta kendimden geçtim.

Sabahın erken saatlerinde yola çıktığım halde bir saatlik yolu en az üç saatte tamamladım. Daha öncede çeşitli vesilelerle gidip gezdiğim her defasında Anadolu kültürünün sıcaklığını duyduğum ilçede bir kez daha güneşi yanı başımda hissettim. Gün ağarıncaya dek eş dost ziyaretlerinde bulundum. Caddelerinde gezdim. Sokaklarında insanlarla sohbet edip çay içtim. 

Asarcık Belediye Başkanı İbrahim Yüce’yi makamda ziyaret edip bir çayını içtikten sonra haydi bugün siz mihmandarımız olun dedim. İlçeyi gezerken her şeye rağmen gülen gözler, tebessüm eden yüzler gördüm. Onlardan alıp şehirde lazım olur diyerek gönül heybeme doldurdum. Anadolu insanının her zaman böyle olduğunu biliyordum.

Bazen iyi ki şehirden uzak ilçelerimiz var. Oradan da öte köylerimiz diyerek seviniyorum. Çünkü oralarda hala umut var, muhabbet var, dostluk var… Onlar muhabbet kaleleri olarak dimdik ayakta duruyor.

Asarcık’ a gelinir de yıllarını eğitim ve öğretime vermiş insan, hem de Asarcık sevdalısı eski Belediye Başkanı Şerif Sezek’ i ziyaret etmeden olur muydu? Sezek aynı zamanda sözünde ustasıdır. Sohbetimizde yıllar öncesine gittik bugünlere geldik. Dünle bugün arasında köprüler kurduk.

Kendimden örnek veriyorum. Bir hafta sonu alıp başınızı şöyle uzanın bir Anadolu ilçesine ya da köyüne. Kimseler sizin kim olduğunuzu bilmesin. O gün yalnız siz olun. Ne makam ne unvan… Tebdili kıyafet gibi bir şey işte…

Bir günlüğüne de olsa kurtulun kaygılardan. Dedikodulardan. Gürültüden. Dedim ya işte bir köy pınarından avuçlarınızla su için. Korkmayın bir şeycikler olmaz. Şifalıdır hepside. Televizyondan, bilgisayardan başka dünyaların da var olduğunu göreceksiniz. Masa başında dünyayı tanımakla yaşamanın arasındaki farkı göreceksiniz.

Ne dedi-dedimler, ne pusuya yatmış haysiyet avcıları… Bırakın hepsini geriye, düşün yola. Hani şair ne diyordu “Dertlerden kurtulursun gezsen Anadolu’yu” hah işte öyle. Ben mi? Ben hafta sonu kim bilir hangi Anadolu ilçesinde olurum.

Bana bakmayın siz. Seviyorum seni ilacım sensin, tacım sensin Anadolu diyerek haydi düşün yola.

Size şimdiden güle güle..

/Ahmet SEVEN
18.10.2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder