22 Eylül 2014 Pazartesi

Terme’de Termik Santrale Hayır

Terme/Kozluk’ta daha önce kurulan OMV Santralından sonra Tim Avrasya Ltd. Şirketi tarafından Terme/Akçay mevkiinde “Umut Üretim Santrali İskelesi Derin Deniz Deşarjı ve Kül/Alçı Taşı Depolama Alanları” projesi ile ilgili bir yatırım yapılacağının duyulması üzerine Terme’deki sivil toplum örgütleri ve halk, kömürlü termik santrallere karşı büyük bir tepki göstermeye başladı.

Kurulması halinde saatte 225 ton, günde 5.400 ton, yılda 1.620.000 ton kömür yakacak olan termik santral bacasından çıkan kül dumanının içerisindeki zehirli gazlar, asit yağmurları şeklinde verimli tarım ürünlerimizin, temiz ırmak ve denizimizin üzerine yağacaktır.

Yağan asitli yağmurlarla toprağımızı çoraklaştıracak; fındık, çeltik gibi en kıymetli tarım ürünlerimizin kalite ve rekoltesini olumsuz yönde etkileyecek, en önemlisi de havada oluşacak kül dumanından dolayı insan ve hayvan sağlığına korkunç zararlar vererek turizm alanı olarak düşünülen yeşil ve temiz Terme ve bölgeyi yaşanmaz hale getirecek olan termik santrallere karşı Terme’deki sivil toplum örgütleri büyük bir bilinç ve duyarlılık içinde oldular.

Terme’de 41 sivil toplum kuruluşuyla birlikte tüm siyasi partiler bir araya gelerek “İnsan ve çevre sağlığı” merkezli, siyaset üstü bir güç ve inisiyatif oluşturmak amacıyla Terme Çevre Platformu (TERÇEP)’nu kurdular.

Terme’de her siyasi görüşten insanlar, partiler, dernekler, resmi ve sivil kuruluşlar belki de tarihinde ilk defa aynı amaçla, Terme’nin ortak menfaati için bir araya geldi. Bu birlik, çok anlamlı, hayırlı ve memnuniyet verici bir gelişmedir. Bunun verdiği güç, heyecan ve moralle çok daha verimli, nitelikli, hayırlı ortak işler yapılabilir. Bu, bir ilk adımdır. İlk adımlar zordur, çilelidir. Ama Terme Çevre Platformu (TERÇEP), bunları başarabilecek güç, samimiyet ve kararlılık içinde görünüyor.

Terme Çevre Platformu; ilk olarak insan ve çevreye büyük zararlar verecek kömürlü termik santrallere ‘hayır’ demek, halkı bilinçlendirmek, bu husustaki kararlılıklarını göstermek amacıyla 15 Eylül 2014 Pazartesi günü Terme Cumhuriyet Meydanı’nda bir basın bildirisi toplantısını başarıyla gerçekleştirdi. Basın bildirisini hazırlayıp okuyan TERÇEP başta olmak üzere bütün siyasi parti temsilcileri, memur sendikaları, Terme Belediyesi, Muhtarlar Derneğinden çevre ve gençlik örgütlerine kadar bütün sivil toplum örgütleri yaptıkları kısa ve heyecanlı konuşmalarında:  “Biz, yasal çerçeve içerisinde barışçıl bir şekilde bunun sakıncalarını anlatarak, bunun buraya olmaması için her şeyi yapacağız. Bunun için sizlere buradan söz veriyoruz. Böyle bir şey olursa biz burada yaşayamayız ve bu tür santrallerin devamı gelir. Samsun’un her tarafı santral olur.” diyerek zararlı termik santraller konusundaki kararlılık ve hassasiyetlerini ifade ettiler.

Çevremizi, denizimizi, toprağımızı, suyumuzu, organik ürünlerimizi, insanımızı zehirleyecek, buraları yaşanmaz hale getirecek bu kömürlü santrallere karşı daha bilinçli olmak gerek. Sorumluluk almayanlar, sorunun parçası olmaya mahkûmdurlar.

Terme’yi, Ünye, Çarşamba, Samsun, Ordu ve Karadeniz’i memleketi kabul edenler; buralarda yaşamak isteyenler, çocuğunun, torunlarının, yeni nesillerin geleceğini, sağlığını dert edinenler; burada yaşayan insanları, hayvanları, bitkileri düşünenler, insan ve çevre bilinci olanlar; gelişmiş ülkelerde rastlanmayan kömürle çalışacak santrallere karşı çıkmalıdır.
“Birincisini kaçırdık” diye bundan sonrakilere de ‘eyvallah’ denmemeli. Bu meselede politik bir tavır sergilemeden Terme ve bölgemizde düşünülen zararlı, tehlikeli santraller hususunda herkes elinden gelen çabayı göstermeli.

Bu çok hassas ve önemli meselede verdiği mücadeleden dolayı Terme Çevre Platformu’nu, bu konuda hassas davranan sivil toplum örgütlerini; meydana gelerek çevre hareketine destek veren, konuşan, bu çok önemli meseleyi haber ve yazı konusu yapan, pankart taşıyan, imza ve slogan atan, etrafını bilinçlendiren, kamu menfaatini şahsi çıkarlarının üstünde tutan herkesi yürekten tebrik ediyorum.

İnşallah halkımızın daha çok katılımı ve desteğiyle, ilgili ve yetkililerin göstereceği hassasiyetle bu büyük beladan kurtuluruz. En azından Hz. İbrahim’i yakan Nemrut’un ateşini söndürmek için bir damla su taşıyan serçe misali, tarafımızı belli etmiş olur, vazifemizi yapmanın vicdani rahatlığını yaşarız. Böyle bir şuurla hareket eden serçelere selam olsun!

/Ahmet SEZGİN
22.9.2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder