21 Ekim 2014 Salı

Musluklarımız Ölüm Vanaları

Bir okurumuz kendisinin kimya profesörü olduğunu, musluktan akan suyun böcek öldürücü olarak kullanılan DDT koktuğunu söyledi. Musluklarımız ölüm vanalarına döndü. Hayat veren su beceriksiz yöneticilerimizden dolayı hayatımızı tehdit ediyor. Yokluğuna iki hafta dayanılamayan suyun, sel olup hayatları söndürdüğü gibi musluklarımızdan akan kirli suyu içmek bir tarafa, bu suyla banyo yapmak, başta kanser olmak üzere birçok ölümcül hastalığın sebebi oluyor. Sonuçlara gözyaşı dökmek kaybedilen canları geri getirmiyor. Sebepler değişmeden sonuçlar değişmez. Gübre-, Bakır Sanayi, Termik santraller, tarım ilaçları v.b. gibi kirli yatırımlar,  çevre ve su kaynaklarını kirleterek, yiyeceklerin çoğunun alkali özelliğini kaybetmesine, asitli hale gelmesine sebep olmaktadır.


Ozonlama Pahalı

Mikrobiyal kirlilikten korumak ve çeşitli salgın hastalıklara neden olan mikroorganizmaları önlemek amacıyla uygulanan KLOR ‘lama işlemi, batıda uygulanan Ozonlama’dan ekonomik olarak daha uygun olması nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadır. Belediyeler herhangi bir salgın hastalığa neden olma ve  kanalizasyonlardan bulaşma endişesi  nedeniyle olması gereken litrede 5-20 mg seviyesinden çok daha fazla klor kullanmaktadırlar. Musluk sularının pH değeri genellikle pH 7 ‘den düşük yani asidiktir.


Klor Banyoda Da Ölüm Saçıyor.

Klorlu suyu vücudumuza sadece içerek değil banyo yaparak da alırız. Yapılan araştırmalara göre duş suyu sıcaklığı 42 dereceye ulaştığında son derece toksik olan KLOROFORM’un  ve TRİCHLORETİLEN (TCH)’in %80’i buharlaşmakta ve buharlaşan klor, TCE ve benzen solunum ve deri yoluyla dolaşımımıza geçmektedir. İçtiğimiz su kadar hatta daha da tehlikeli olan duş ve yıkanma sırasında alınan kanserojen klor ve klor türevleridir ve bu atıklar vücudumuzda birikmektedir.

Yediğimiz ve içtiğimiz asidik maddeler vücudumuza girince yapıyı bozuyor. Bu nedenle yediğimiz içtiğimiz gıdaların alkali özellik taşımasına dikkat etmeliyiz. Alkali su karaciğer ve bağırsakları temizlediğini, hücrelerin yıpranmasını geciktirmekte vücudun asiditeyi nötürleme çabasına destek olmaktadır, kansere karşı vücudun direncini artırmaktadır. İşlenmiş tüm gıda ürünlerinin ise asitlenmektedir.  Sudaki mikro organizmaları öldürmek için suya katılan ölçüsüz klor mikro organizmalarla birlikte su tüketicilerini de öldürüyor.

ABD Jimmy Carter (1980) döneminde ölçülü de olsa klorlamadan vazgeçildi. Özellikle çocuklardaki kan kanserinin en belirgin sebebini, ölçüsüz klor kullanımı oluşturuyor.


Değersiz Rapor

Samsun Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) Genel Müdürlüğü Laboratuvar Sorumlusu Su Ürünleri Mühendisi Yaşar Özaltın, alınan içme suyu numunelerinin 15-20 saniye ile 3 dakika arasında analiz edildiğini ve suyun temiz olduğunu açıkladı. Ancak suyun PH değeri ve bir litre sudaki klorun miligram değerinden, barajdaki suyun boşaltılmasından, suyun dibine çöken zararlı kimyasalların miktarından ve suyun DDT kokup kokmadığından, ne koktuğundan bahsetmedi.
Bu raporun dünyayı tehdit eden Ebola virüsünün göründüğü kadar kötü olmadığını söyleyen THY Müdürü Koti'in, "Tabii ki Allah göstermesin bulaşınca öldürüyor" demesinden farkı yok.

/Mehmet AKSOY
21 Ekim 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder