9 Haziran 2016 Perşembe

Samsun’da Çocuk Olmak -II

Yaşam, apartman dairelerine sıkışmış. Bahçeler, parklar, ormanlar, oyun alanları yok oluyor. Bahçe kültürü, ormanda yapılan geziler yerlerini, kapalı mekanlarda, yapay oyunlara/oyuncaklara bırakıyor. Elektronik bağımlısı yeni bir kuşak yetişiyor. TV çocukların üç, dört saatini alıyor. Bilgisayar bir o kadar. Çocuklar en çok evi, kapalı alışveriş merkezlerini seviyor. Yaratıcı oyunlar yerini, yaratılan oyunlara bırakıyor.

Çocuklarımız doğa yoksulluğuyla yetişiyor. Kelebekleri tanımıyor. Gelişim evrelerini bilmiyor. Gökyüzünün farkında değiller. Ay'ın halleri sadece kitap sayfalarında. Toplum, okul, aile çocuklara, doğrudan doğa deneyimlerinden uzak durmayı öğütlüyor. Doğa ile çocuklarımız arasındaki bağ zedeleniyor. Çocuklarımız doğaya yabancılaşıyor. Çocuk obezitesi, bağımlılıklar, dikkat eksikliği, hiperaktivite, depresyon artıyor. Hayatın pazar alanına dönüştürüldüğü kentlerde, doğa ile küsmüş bir kuşak yetişiyor.

Melike'yle doğayı yaşayacağız. Ve doğanın son çocuklarını çoğaltacağız. Denizde, çamurdan kaleler, şatolar yapacağız. Akşam karanlığında ateş böceği toplayacağız. Ladik ormanlarına gidip, bir ağacın altında saatlerce oturacağız. Vezirköprü'de bir ağacı evlat edineceğiz. Kelebekleri gözleyeceğiz. Tırtıla alkış tutacağız. Alaçam'da kamp kuracağız. Bafra'da kuşları gözlemleyeceğiz. Tüm ağaç ve bitki yapraklarını toplayıp, defterimize yapıştıracağız.

Bilim, doğal yaşam çevresinin kaybolmasının ya da erişilebilir olduğu durumlarda bile doğayla bağlantısının kopmasının insan sağlığı ve çocuk gelişimi üzerinde büyük etkileri olduğunu düşünüyor. Hatta doğa ile ilişki düzeyi, sağlığımızı neredeyse, hücresel düzeyde etkiliyor.

/Cem ŞAHAN
09.06.2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder