26 Haziran 2016 Pazar

Konak da Perdelerini Kapattı

Sadi Subaşı ile Emre Seven’in hüzün dolu yazılarını okuyunca haberim oldu Konak Sineması’nın bir daha açılmamak üzere kepenk indirmesinden. Usta yazar Sadi Subaşı ile keyifle okuduğum sevgili Emre Seven, Hedef Halk’ta müthiş yazmışlar Konak’ın  “elveda” demesini,  Samsun’daki sinema kültürünün yol olmasını. Onların yazdıklarının üzerine yazmak doğru olmasa da anılarımın bulunduğu Konak Sineması üzerine bir şey karalamamak haksızlık olurdu.

Gençlik yıllarımın başında tanıştım Konak Sineması ile. Tıpkı Zafer, Sümer ve Yıldız’la tanışmam gibi. Onlar sinema tutkumun fitilini ateşleyen birer abideydi. Kumru ve Fatsa’dan teyzemi ziyaret ettiğimiz, birkaç gün konuk olduğumuz Samsun’da koşarak giderdim Konak’ın, Zafer’in, Sümer’in Yıldız’ın kapısına, merak ederdim hangi filmlerin gösterimde olduğuna.

1970’li yıllarda bulunduğumuz ilçede ya sinema yoktu,  vardı da Samsun’daki sinemalarda  gösterimde olan filmler hemencecik gelmez, aylar sonra izleyebilirdik. Türk sinemasının yeni çekilen o güzel filmlerini ancak Samsun’da izleme şansımız olurdu. O yıllarda Samsun film yapımcıları için çok önemli bölgeydi. Adana ile birlikte Samsun’daki sinema işletmecilerinin görüşleri ve taleplerini dikkate alarak, onların istediği filmleri çeker, bölgenin çok sevdiği oyuncuları oynatırdı yapımcılar.

Yani Türk sinemasına, Yeşilçam’a yön veren bölgeydi Samsunlu işletmeciler. Çirkin Kral Yılmaz Güney’in, Malkoçoğlu Cüneyt Arkın’ın, Karaoğlan veya Tarkan Kartal Tibet’in, Ediz Hun’un, Muzaffer Tema’nın, Ekrem Bora’nın, Tanju Gürsu’nun,  “Dört Yonca” Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın ile Hülya Koçyiğit’in filmlerini İstanbul gibi anında Samsun’da Konak’ta, Yıldız’da, Sümer’de, Zafer’de izlerdik.

Televizyonun daha yaygın olmadığı, belki de tanışmadığı günlerde 18.30 matinelerine gitmek, film izlemek çok ayrı bir duyguydu. Gonk sesiyle açılan görkemli perdeleri, patlamış mısırı, gazozu, ağaç veya kumaş koltuklarıyla bir başka güzeldi Samsun’un sinemaları.  Birkaç günlüğüne geldiğimiz Samsun’da sinema zevkini sonsuza dek yaşar, onun keyfi ile memlekete dönerdik. Dört gözle beklerdim yeniden Samsun’a gelmeyi, sinema keyfini yaşamayı. Yıllar içinde işletmecinin zararı, televizyonun egemenliğinden ötürü olsa gerek birer birer kapanmaya başladı izleyicinin hoş anıları bulunduğu  o güzelim sinemalar. Sümer, Yıldız, Zafer daha fazla dayanamadı olumsuzluğun yarattığı baskıya kapılarına kilit vurmak zorunda kaldı.

Konak ise yıllarca direnmeye çalıştı bu baskıya, AVM sinemalarına.  Adeta “ben yaşayacağım” diye bas bas bağırdı. Bunda da başarılı oldu. Ne kadar dirense de önce büyük salonlarını bölerek küçülmeye gitti. Çünkü çevresini sarmış, kuşatmıştı AVM sinemaları. Onlarla tek salonla baş edebilmek artık imkansızdı. Yaşaması için çok salonlu olması gerekiyordu. Bir süre sonra Konak da modaya uydu,  balkonlu ve localı büyük salondan 5-6 küçük salon yarattı, yaşamaya devam etti.

Ne kadar dirense de bu kez binanın sahibi SGK izin vermedi Konak’ın daha  fazla ayakta kalmasına. O bina da diğerleri gibi kamunun elinden çıkarıldı, satıldı. Sinema işletmecisi sevgili Uğur Cevahir’in kapatmaktan başka şansı kalmadı. Çünkü yargı da tahliye yönünde karar almıştı. Bu kadar direnebilen, yıllarca  Samsun ve komşu illere sinema keyfi yaşatan, her Karadenizlinin  güzel anıları olan Konak Sineması kapısındaki afiş tahtasına “Bir daha açılmamak üzere kapanıyoruz” duyurusu ile kepenkleri indirdi.  Pardon perdelerini kapattı.

Aslında bu sinemaların kapanması bir kentin kültürünün, tarihi izlerinin, duygularının, yaşamının da kapanması, yok olmasıydı. Yıldız gibi, Sümer gibi, Zafer gibi Konak Sineması’nı da her daim tatlı bir anı olarak belleğimde saklayacağım. Umarım yeni Konak, yeni binada yerini alır.

/Şükrü KARAMAN
26.06.2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder