Vezirköprü’nün
Tahtaköprü Köyü’nde El Dokuma Tezgâhları
Dokumacılık/Çulhacılık, Vezirköprü’nün özellikle
ilçeye uzak ve yüksek bazı köylerinde bugün hala sürdürülmektedir. Buralarda
kış uzun ve çetin geçer. Bu köylerde yaşayan halk uzun kış mevsimini üretime
dönüştürme ve özellikle kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme çabası
içerisindedir. Bu köylerden biri de ilçe merkezine 45 km mesafede bulunan
Tahtaköprü Köyü’dür. Tahtaköprü,
Vezirköprü’nün Güney Batı yönündeki en son (uç) köyüdür ve Osmancık (Çorum)
sınırına çok yakındır. Bu köyün hemen her evinde düzen adı verilen bir el
dokuma tezgâhı bulunmaktadır. Eskiden beri evlerin halı, kilim, seccade, heybe,
çanta ve çocukların soğuktan korunmaları için üretilen önlük gibi ihtiyaçları
bu tezgâhlarda dokunarak karşılanmakta; ihtiyaç fazlası mallar ise
satılmaktadır.
Dokumacılık işiyle uğraşan kadınlar bu zanaatı daha
baba evinde genç bir kız iken öğrenmekte ve daha sonra onlar da çocuklarına
öğretmektedirler. Dokuma tezgâhlarında üretilen ürünler daha çok yünden
mamullerdir. Bu yünler, kirman/eğirteç adı verilen ve elde kullanılan bir
aletle ipe dönüştürülmektedir. İpleri boyama işi, daha önceleri bitkilerin
köklerinden elde edilen kökboyaları ile yapılmakta idiyse de, günümüzde bunun
zahmetli bir iş olması ve kimyasal boyaların daha ekonomik bulunması
gerekçesiyle hazır boyalarla yapılmaktadır. Ancak zaman zaman tartışmasız
üstünlüğü nedeniyle kökboyaların kullanıldığı da görülmektedir. Bazen kimyasal
boyaların solması nedeniyle hazır orlon ipler de kullanılmakta; özellikle
kabartma ve motif işlemelerinde bu ipler tercih edilmektedir. Ancak ne tür ip
kullanılırsa kullanılsın, yörede eriş adı verilen ve tezgâhta yukarıdan aşağıya
doğru birbirine paralel uzanan iplerin yünden mamul olmasına özen gösterilir.
Tamamen yünden üretilmiş bir ürün, orlondan üretilmiş benzer bir ürünün iki
katı fiyatına müşteri bulabilmektedir.
İki mazı ağacı, bir güç ağacı, iplerin arasını açan
vargel ağacı, iki kol tahtası, menük adı verilen ve iplerin arasından
geçirilerek kullanılan örgü aleti ve örgüyü döverek sıkıştıran kirkitten oluşan
bir ev tezgâhının maddi bedelinden ziyade manevi değerinin yüksek olduğunu
düşünmekteyiz. Bu sade el tezgâhlarında çoban iliği, kudret, tasgöbeği gibi
Türk kültürüne ait çeşitli motifleri büyük bir ustalıkla işleyen bu köy
kadınları halk sanatımızın da zirvelerinde dolaşmaktadırlar. Az malzeme, fakat
çok emekle üretilen bu ürünler bugün çeyiz, hediyelik eşya ya da turistik eşya
olarak pazarlanmaktadır. Özellikle uzun kış günlerinde, erkeklerin de gurbette
olması nedeniyle daha çok kadınlar tarafından dokunan bu ürünler, genellikle
yaz mevsiminin hemen başında bu işin ticaretini yapan aracılar tarafından
köylülerden alınarak batı ve güney bölgelerinde daha çok da yabancı turistlere
satılmaktadır. Böylelikle köy kadınları bu üretimleriyle ev ekonomisine bir miktar
katkıda bulunmaktadırlar.
Ancak geçmişte kullanılan kökboyaların kimyasal
boyaya, yün iplerinin orlon iplerine dönüşmesi gibi; gelin olarak alınacak bir
genç kızın dokuma işini bilmesi şartı da köyde değişmiş ve günümüzde bu şart
artık aranmaz olmuştur. Bu farklılaşma aslında sosyo-kültürel değişimin bir
göstergesidir. Unutmayalım ki her değişim kentlerde başlar ve bir müddet sonra
kırsala ulaşır. Değişimin daha yavaş olduğu kırsal bölgelerimiz de bu
değişimden elbette nasibini alacaktır.
/Bekir ŞİŞMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder