Samsunspor’un muhteşem taraftarlarının şovunu yurt dışında bulunmam nedeni ile sadece TV’den izlemekle yetindim. Gerçek anlamı ile duygularımı ancak şöyle ifade edebilirim. Tüylerim diken diken oldu. Süper lige fotoğraf olarak cuk oturan bir formattaki taraftar topluluğu, bu ligde mücadele eden birkaç kulübü resmen tabela kulübü haline getirmiştir. Hafta içinde de içlerindeki çürük elmaların ayıklanması için Emniyet birimlerince bazı yaptırımlara maruz kalan taraftarların, maç esnasında yapmış oldukları protestoların çizgisinde de aşırı eylem ve davranışlar sergilemeyerek, itidalli davranışlarını sürdürmüşlerdir. Bu anlayışlarını ve stadyumdaki şovlarını alkışlamak gerekir.
Orduspor ile yapılan maçta, bir futbol kulübünün, kentin bazı dinamiklerinin ne şekilde harekete geçirebildiğinin profili çizilmiştir. Duyarsız kalan ve futbolu sadece sahada 11 kişinin oynadığı, birkaç kişinin de yönetim ve teknik kadrosunu oluşturduğu bir oyun kulübü olarak görenlerin, çizilen bu profili iyi etüt etmeleri gerekir.
Bugün önemli bir endüstri haline gelen futbol sektörü içinde eğer başrol oyuncuları arasında olmak istiyorsanız, kesinlikle süper lige yükselebilecek bir kadro ve teknik ekip oluşturmalısınız. Eğer ikinci sınıf rollerde iyi veya kötü adam rollerine soyunacak iseniz, Samsunspor’un 5 yıldan bu yana bulunduğu yerde, ah’lar ile vah’lar ile dövünür durursunuz.
Samsunspor’u kimler mi bu hale getirmiştir? Bu sorunun cevabı bu satırlarda yeterince verilmiştir. Bir futbol kulübünü yönetmek ile, iş yerinizi yönetmek arasında uçurumlar vardır. Kayyuma gitmeyi önlemek adına kenti yönetenler, bazı arkadaşlarımızı zoraki olarak görevlendirmişler, iyi niyetli olan kişiler başkan ve yönetici koltuklarında oturduklarında ise, neye uğradıklarını şaşırmışlardır. Bir futbol kulübünü yönetmek mantalitesini taşımadıklarından, futbolcu transferlerinden başlayarak kulübün tüm taşlarını adeta yerinden sökmüşler ve sonuçta ortalıkta serseri mayın gibi dolaşan borç sarmalı ile baş başa kalmışlardır.
Bir futbol kulübünün ana sermayesi olabilecek en önemli mal varlıkları, alt yapısından yetiştirebilecekleri futbolculardır ki Samsunspor Türk futboluna kazandırdığı değerler ile bunu yeterince ispatlamıştır. Eğer alt yapınızı futbolcu tarlası haline getiremez iseniz, taşıma su ile, yani ithal futbolcular ile yola devam edilecek ve sonuçta hem gelir getirebilecek ve hem de sizi ayakta tutabilecek enstrümanlardan yoksun kalacaksınız.
Son yıllarda Samsunspor alt yapısından yetiştirilen futbolcuların sayısı yok denecek kadar azdır. Samsunspor bu kimliğe hiç uymamaktadır. Yeni Tanju Çolak’lar, Serkan Aykut’lar, Celil Sağır’lar gibi Türk futboluna imza atacak gençleri kazanabilmek adına üretilen projeler yeterince başarıya ulaşamamaktadır. Bugün Samsunspor kadrosunda bulunan futbolcularımızdan sadece iki futbolcumuz Milli Takımların çeşitli kategorilerinde yer bulabilmektedir.
Milli takımlar seviyelerine gelebilecek kapasitede futbolcuların sayısını artıramadığınız sürece, alt yapı sisteminin varlığından söz edilemez. TFF’de karşılaştığım iki hoca’nın (Engin İpekoğlu, Şenol Ustaömeroğlu), “Ağabey sizde Kemal isimli bir stoper varmış, Bahattin hoca ile de durumunu görüşeceğiz” şeklindeki sözleri karşısında ne kadar gururlandığımı ifade etmem mümkün değildir. Bu nedenle özellikle alt yapıya önem verilmeli, Samsun’lu hocalarımıza’da bu birimlerde etkin görevler verilerek ve hatta A takımda da görevler verilerek Türk futboluna kazındırılmalıdırlar.
Maddi anlamda kulübün içinde bulunduğu sıkıntılar malumdur. Son olarak tamamen Suat Kılıç’ın katkıları ile 400.000 dolarlık ödemenin, 40.000 dolarlık bölümünün ödendiği ve kalan rakamın da taksitlendirildiği bilinmektedir.
Bu tür bir borcun kaynağı elbette yönetimsel zaaflardır. Samsun’a özgü bir davranış olan, geçmişin hesabını sormamak gibi bir faktör, bugünde sahnede yer almakta ve “ne yapalım, yapabilecek bir şey yok, eski yönetimlerin işi bilmemeleri nedeniyle Samsunspor böyle bir ödemeye mahkûm edilmiştir” gibi bir anlayış ile hareket edilmiş ve sonuçta 9 puanın silinme tehlikesine karşı, Suat Kılıç Federasyon Başkanı ile direkt olarak telefon ile irtibata geçerek, sorunu çözmüştür.
Hiçbir yönetenin veya Samsun’lunun, geçmişi geçmişte bırakalım, dün dündür bugün bugündür mantığı ile Samsunspor’u sabote etmeye hakkı yoktur. Her yönetim kendi döneminden tıpkı ticari bir müessese gibi sorumlu olmalıdır. Eğer bu kulüp yersiz transferler ile, veya idari zaaflar ile maddi anlamda zarara uğratılmış ise sorumlular o dönemin yöneticileri olmalıdır. Çünkü yöneticiler geçici kulüp ise daimidir.
Bank Asya Kulüpler Birliği toplantılarında da bu konu üzerinde çeşitli görüşler dile getirilmekte ve sonuçü olarak benim de ifade ettiğim gibi, kulüp yöneticilerinin kendi dönemlerinden sorumlu olmaları gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Eğer İsmail Uyanık döneminde kulüp borç batağına saplanmış ise, ve ondan sonra gelen yönetimler de bu ateşi körüklemişler ise, herkes kendi döneminin hesabını kamuoyu ile paylaşmalıdır.
Kulüp yönetimlerinde şeffaflık ilke olmalıdır. Her ay mali olarak blançolar kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Yanlış transferler yapabilirsiniz. Bugün 3 büyüklerin perişan halleri ortadadır. Milyon dolarlar yatırılarak transfer edilen futbolcular nedeniyle çoğu ne yazık ki hüsrana uğramışlardır. Samsunspor’da da bu tür bir hata yapılabilir. Ancak eğer siz mevcut kadronuzdan daha fazlasını transfer listesine alıyor ve transfer ediyor iseniz, bir yerlerde yanlış yapıyorsunuz demektir. Çünkü her gelen futbolcunun sadece uçak ve konaklama masrafları dahi bir külfettir.
Samsunspor gibi bir markanın layık olduğu yerlere taşınabilmesi için, tüm kent dinamikleri, taraftarları ve yönetimi ahenk içinde olmalıdır. Çünkü süper lig, kentteki taksicinin, simitçinin, su satanın, balıkçının, pidecinin, otellerin ceplerinin dolması demektir. Çünkü süper lig, Samsunspor gibi geçmişte bazı esprileri futbol literatürüne kazandırmış köklü bir kulübün tekrar başrollere soyunması demektir. Şu anda giymiş olduğumuz gömlek bize dar geliyor ve üzerimizde eğreti duruyor. Biz Samsunspor olarak işportadan aldığımız gömleği değil, dünya’nın en kaliteli gömleklerini üreten üreticilerin ipek gömleklerini giymeliyiz. Bu gömleğin markası da elbette SÜPER LİG’DİR
/Süleyman SALUR
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder