13 Ocak 2014 Pazartesi

Gerçekleşemeyen Kent Düşleri

Samsun

Mimarlar Odası ile İnşaat Mühendisleri Odası’nın öğrenciler arasında düzenlemiş olduğu bir fikir yarışmasının konu başlığı Kent Düşleri. 1.ayağı yapılan yarışmanın şu an ikinci etabına geçildi ve Köy Enstitülerinin ilk merkezi olan Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün gelecekteki fiziki planlanmasına dair bir projeyi işlemeye başladı öğrenciler. Şu anda biraz da politize olmuş bu konuyu uzun uzadıya anlatacağımı veya fayda ve zararlarını tetkike kalkacağımı sanmayın. Benim hassasiyetime ve dikkatime mucip olan tarafı konu başlığı. Yaşanılan veya hayati bir sürecin devamlılığını sağlayan ortamların rüyası bile, insanı hayal dünyasında gezdirmeye yetiyor. Çünkü yaşamsal dünya, insanı hep farklıya, hep lükse ve zoru aramaya itiyor. Belki biraz ütopik bir düşünce içinde, biraz da hayali oluyor ama, insanoğlu ne kadar zor olursa olsun en zor olana ilgi duyuyor nedense. Bu kişiden başlayarak aileye, topluma ve daha da büyütülürse kente ve ülkeye kadar uzayan bir silsile kuşağı olarak devam edip gidiyor.

Alışverişin, yani pazarların, yani köylü ve halk pazarlarının rahat bir ortamda yapılmasına alışmıştır Samsun yaşayanı. Çocukluk günlerimi, yani 45- 50 yıl öncesini hatırlıyorum. Annemin elimden tutarak tren yolu kenarındaki pazara gidişlerimiz ne kadar da canlı, ne kadar da keyifliymiş. Şu anda Kapalı Spor Salonunun bulunduğu alanın Kent Pazar yeri olarak kullanıldığı günlerde Çarşamba Köylüsünün trenle pazara ürünlerini getirmeleri ne kadar da medeniceymiş meğerse. Çünkü bugünün yaşam şartlarına hiç uymayan, kurulduğu günlerde etraftaki yaşayanların hayatını felce uğratan, esnafın sıkışarak, birbirinin üstünden adeta atlayarak yaptığı alışveriş şekline bir türlü alışamadık nedense. Allah göstermesin, pazarın kurulduğu günlerde, muhtemel yaşanacak yangın veya sel gibi bir afete karşı ne gibi bir tedbir alınmıştır, çözümü nasıl beceririz bilemiyorum. İşte elimizdeki fırsatları da hercaice harcayışımıza planlama denilemez galiba. Modern Pazar yeri belki bu son haliyle kabul edilemezdi ama revizyonu mümkün olabilir ve bugünkü durumundan daha da rantabl düzenlenebilirdi. Birçok kentte alan elde edilmesi için kamulaştırma veya plan araştırması gerekecek bir sahanın başka şehircilik formülleriyle elde edilecek bir imkânını bu şekilde verimsiz kullanmak ve sokakları asli görevine terk etmemek ne derece doğrudur bilemiyorum. İşte buna bir rüyanın gerçekleşmemesi denemez de ne denir ki?

Yine, planlanan ve kenti verimli kullanma izanı içinde, içimizi burkan bir diğer olumsuzluk, kent mezarlığının şu andaki yeni yerine, Toybelen’e taşınması oldu. Şu anda bile yaklaşık % 40 veya % 50 si fiziki olarak kullanılan Kıranköy Mezarlığının, kıyısından köşesinden budanarak, alanının daraltılması ve başka ticari amaçlara tahsis edilmesi sancı veren bir kent gelişmesi olarak hatırlanacak gelecekte. Son derece ayak alışkanlığı olan bir bölgede ve Kentin ve Kentlinin hiçbir şikâyeti olmaksızın kullandığı Kent Mezarlığı, ölülerin bile huzurunu bozan bir çabuklukla ticarete tebdil oldu. Sanki güzelim kentimin sahilindeki icraat bu değişikliğe acilen ihtiyaç duyuyor ve kıyı kenar çizgisine ters bir durum oluşturuyordu. Ki mahkeme kararlarına bile gösterilemeyen hassasiyet, bir çabukluk içinde ciddi olarak gösterilerek şehrin ticari kalbi, Kıranköy Mezarlığının kenarına rampa ediliverdi. Ticaret Borsası ve Balık Hali yeni yerine bir türlü oturamadı ve mahzun kaldı. Şu anda ne ticari olarak kullananlar memnun ne de mezarlık kullanıcıları. (ziyaretçileri)

Samsun’da yeni kent mezarlığının kullanıma açılması da ayrı bir garabet örneğidir. Kullanılan Asri Mezarlığın ve Kıranköy Mezarlığının belediye meclis üyeleri ve belediyelere yakın olanlarca kapan kapış tahsis edilmesinin ardından, yeni mezarlık yeri ihtiyacıyla ortaya çıkan Toybelen Mezarlığına, Samsun yaşayanı çok zor alışacak. Mezarı başında ölüsüne rahmet okumanın bile bin zorlukla mümkün olacağı bu kent köşesine hem defin işlerine, hem de ziyarete belki yıllar sonra bile zorlukla ve güçlükle alışılacak. Parası ve imkânı olan hem Asri Mezarlıktan hem de Kıranköy Mezarlığından istifade edebiliyor ama bu da toplumsal bir sınıflandırmaya sebep oluyor ki, bu da düşündürücü. İmkânı olan şehrin püfür püfür esen Kıranköy tepesinde yatacak, diğerlerinin ise vay haline. Ne arayan soran bulunur, ne de giden gelen. Çünkü ulaşmak bile özel bir gayret gerektirir ki, herkesin başarması kolay değildir.

İşte planlama kararlarını verirken toplum sesine kulak vermek bunun için önemlidir. Dikkat ediniz, titizlikle planlanmayan, alelacele karar verilen ne kadar sancılı ne kadar baş ağrıtan konu varsa, bunlar olayın ezberine kaçarak hadi yapalım zihniyetiyle ortaya çıkmış konulardır. Bu gibi durumların idarecisi ve karar vereni olanların ağzında tat, yüreğinde yeni bir şevk olmaması da çok normaldir. Çünkü düşler kolay kolay elde edilemez ki kolay elde edilirse düş olmaktan çıkar. Sıradanlık herkese uyar, farklı olmak ise her zaman lükstür. Yakışanda budur. İyi haftalar.
/Sacit ACAR
21.01.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder