13 Ocak 2014 Pazartesi

Damdaki Saksağan


Gündemin ve ilginin çok çabuk değiştiği, ayrıca yaşamsal şartların bu kadar ağır hissedildiği bir yurt ortamında teknik tandanslı yazı yazmanın güçlüğünü bilerek yazmaya devam ediyorum. Bir garabet ortamına benzeyen bu memlekette, ne politik kazalar bitip tükeniyor ne de tabii afet olumsuzlukları. Gözünüzü açtığınız her yeni günün ne sürprizlere gebe olduğunu bir sonraki günün bitiminde anlıyorsunuz. Sakin ve durağan bir hayatı arzu edenlerin kesinlikle ayak uyduramayacağı ve alışamayacakları bir ülke, benim yurdum. İşte bu yüzdendir ki, belirli bir okuyucu kesiminin dikkatine mazhar olabilecek konu ve gündemi işlemeye çalışmak, reytingin düşüklüğünü ve riski peşinen kabul etmek manasına geliyor ama bundan da pek de şikâyetçi değilim.

Güncel hayatın sürdürüldüğü yaşamsal mekânlarının tariflenmesinde önemli yer tutan, bir imgeden söz etmek istiyorum bu gün. Dubleks konutlar ve çatı arası eklentilerin farklılıklar içinde, bize sunulduğu bir yerleşim modelinin tepesini izaha çalışıyorum. Nedir bu dubleks? Ne gibi rahatlıklar sağlar yaşayanına. Planlama ve tasarımda, günlük yaşam mekânlarının alt katlarda düşünüldüğü, yatak ve dinlenme yaşamlarının çatı aralarına taşındığı bir modeldir dubleks. Apartman tipi denilen konutların son katlarındaki bu imtiyazlı yerleşimin, gerek müteahhidine gerekse yaşayanına bir farklılık kattığı muhakkaktır ama uygulanmaya başladığından bu yana, sorun veya sorunları da genelleyen bir ucubedir dubleks. Aslını ararsanız ne içinde yaşayanı mutludur, ne de yapıp da satanı. Bilumum dubleks sahipleri oturdukları meskenin yapım ve imalat hatalarıyla boğuşmaktadır. Ya tecritle veya ısınmayla ilgili bir sorunu çözememişlerdir, ya da komşuluk ilişkilerinin bir yerinde bir problem vardır. Hatta binanın ortak giderleriyle alakalı sorunlar, dubleks katlar yüzünden devamlı baş ağrıtmakta ve mahkeme kapılarına gidilip gelinmektedir.

Hiçbir dubleks kat ilavesi, yapılırken kot ve kat yükseltilerine uyularak yapılmamıştır. Ya kafa yüksekliğini ihlal ederek çatı gabarisi ihlal edilmiş, ya da ışıklandırma amaçlı yapılan kuşevleri yönetmelik icaplarına göre yapılmamıştır. İşte bu yüzdendir ki biraz mimari şeytanlıklarla, ya olması gerekeni biraz bozarak ya da aşırı zorlanarak yapılan bu çatı arası mekânlar, hiç kimseyi memnun edememiştir. Yönetmeliğin bile bile yanlış yorumlanmasıyla inşa olunan bu tip yapılar, bir standarda uyamadığı için, her yapı ayrı ayrı tasarlanmakta ve farklı zorlanmaların şekillendirdiği çatı araları, tipleşmenin olumsuzca şekillendiği bir model oluşturmaktadır. Tabiidir ki tek ve farklı bir çatı tipinin silüet vereceği Kent panoraması, kentlilere sonradan hiç de sevimli gelmeyen bir görüntüye sebep olmaktadır. Ki yüksekçe ve farklı yerlerden seyredilen Samsun’un kent manzarası çok da iticidir. Mesela Cumhuriyet Meydanının etrafındaki yapılarda bile ne kat standardı ne de görüntü tek tipliği mevcuttur. Hatta bazı yapılarda sundurma vasıflı ve alan kazanımlı çatı ihlalleri bile göze çarpmaktadır.

Devamlı baş ağrıtan ve olumsuzluklara sebep olan bu arazın bu güne kadar mutlaka değiştirilmesi gerekiyordu. Ancak olan oldu ve geriye bir sürü sevimsiz yapı manzarası kaldıktan sonra değiştirilmesine karar verildi. İnşallah Belediye meclisinde bir başka olumsuzluğa duçar olunmadan kabul edilir ve hayata geçer. Tabiî ki bu sevinilesi gelişmelerin kararsızlığında,dubleks katların kaldırılması yönünde net bir görüş ortaya koyan İnşaat Mühendisleri Odası Samsun Şubesini de kutlamak gerekir. Peki bundan sonra ne olacak, dam üstünde saksağan vur beline kazmayı! İyi haftalar.
/Sacit ACAR
17.03.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder