Sinemanın en gözde olduğu yıllardı. Konak Sinemasının, cumartesi pazar günleri 18.00 Matineleri, özel filmlerin vizyonda olduğu ve Samsunlu Sinemaseverlerin mutlaka takip ettikleri kaçırmadıkları filmler olurdu. Kaliteli Sinema Klasiklerinin takip edildiği bu seanslarda nice buluşmalar yaşanır nice âşıklar ve sevgililer, Konak Sinemasının o ışıltılı holünde adeta randevulaşırlardı. Bu matinelerin öncesinde ve sonrasındaki yaşam, ayrı bir heyecan paylaşımıydı. Şu anda bir nostalji gibi görünse de bir kültür, bir yaşam tarzıydı Sinema dünyası.
İşte o yılların Klasiklerinden bir yapımdır Batı Yakasının hikâyesi. Zannediyorum Nathalie Wood lu bir kadro, iki farklı sokak çetesinin sürtüşmeleri arasında yaşanan bir aşk hikâyesiydi. Yetişmenin de verdiği heyecanlarla filmin oyuncularının yerine kendimizi koyarak düşlediğimiz bir hayat sitilizastonu. Etrafımızdaki insanlarla yaşadıklarımızın biraz film biraz da gerçek hayat içindeki gelişme ve hayal dünyasındaki kurgulamaların gerçeğe dönüşebileceğinin heyecan ve hezeyanları.
Bu çağrışımlarla düşlediğimiz, yaşadığımız kentteki değişimler ve değişiklikler. Bazı isimlerin ve bazı sanal olayların bizleri özendirdiği hayatın, hayatımızın gerçeğe yansımaları. Yılların yaşama dair ortaya koyduğu farklılıkların, bugüne geçişte fiziki yapılanmaya yaptığı olumlu olumsuz her türlü değişim. Ve yıllarımızı verdiğimiz sevmekten usanmadığımız bu kentin batı cenahındaki olup bitenleri kaleme alma ihtiyacı. Sevgili Osman Kara’nın dediği gibi sevmek yanında türlü ihanete de ev sahipliği yapan velhasıl her türlü duyguya mekân teşkil etmiş olan bu şehrin batısındaki yıllara yayılan fiziki değişim serüveni.
Büyükşehir Belediye Sarayından tutunuz, batı istikametindeki Hançerli Camii ve Çevresi, Yalı Camii ve etrafındaki yapılaşmalar, Bir dönemin Sarı Mağazalar diye tabir edilen tütün depoları, Umumi mağazalar, Melek Hanımın Hanı ve bir akaryakıt istasyonuyla nihayetlenen Necip Bey Caddesinin başı. Şehrin belki de en az 100 yıllık gelişme sürecindeki merkezi ticaret çekirdeği. Neler değişmemiş ki bahsedilen oymakta. Kent imar planının yapıldığı dönemden günümüze kadar revizyon imar planlarıyla değişe değişe gelinmiş, barizen en kullanışsız şekliyle bu güne dayanmış. Yüzüncü yıl Bulvarının başladığı ve Atatürk Bulvarından ayrıldığı adanın en uç noktasına ve Liman Kavşağına, sözü getirmek istiyorum aslında.
Benim takip ettiğim bu bölüm için etkili olabilecek, çevrenin ve kentin karakterini değiştirecek defalarca imar plan tadilatı yapıldı. Olumsuzluk süreçlerinin devamlılığı süresince Yeşil alan, Belediye Hizmet alanı, Vilayet alanı gibi plan değişikliği ve kararlarıydı ki tümü bugünkü kullanıma nazaran daha masum sayılabilirdi. Çünkü Kentin ana merkezine girişte, gelenlere merhaba diyecek bir Valilik binası bile bu gün mantar gibi çoğalan bloklaşmalardan daha da az yoğunluk getirecekti. Belki araç trafiğinin sorun teşkil edebileceği endişesi ve kamulaştırma sorunları o tadilatı olumsuz kılmış olabilir. Ama aynı sorun bugünkü yüksek katlı ticaret yapılanmaları için de devam ediyor. Hem de daha arızi olarak. Ticarete yönelik her türlü plan değişikliği aynı endişeyi gündeme getirirken; bugün yapı adasının ortalarına birde sağlık tesisi yani hastane planlanıyormuş. Zaten şu anda her türlü araç ve insan yoğunluğuna doymuş olan bu bölge, yarın hastane türü bir yükü nasıl çekecek. Herhalde bunun bu bölgeye vereceği olumsuzluk mutlaka düşünülmüştür. Ama birkaç yazı önce değindiğim merkezdeki otopark problemli sağlık tesislerine bir yenisi daha eklenirse şaşmamak lazım.
Planlamada esas olan yıllar sonra başa gelecekleri ve yaşanacakları tahmin de edebilmektir. Yığıla yığıla tam bir düğüm noktası durumuna geldi batı orijini. Bir tarafta Liman ın ağır vasıta girişli trafiği ki, ortadaki göbek dönen TIR lara dahi yetmeyip bazı araçların yarısı içerde yarısı dışarıda kalıyor ki daha iki gün önce küçük bir kaza gözümün önünde cereyan etti. Diğer tarafta 100. yıl Bulvarı bağlantısı. Yeni yeni çalışmaya başlayan 2. Bulvar bağlantısı da aynı noktada sancılanmaya başladı bile. Turizm iddiasında fayda beklenen Teleferik ve Amisos tesislerinin birinci ulaşımı da bu noktadan. Sinop, Trabzon transit yolu, Atakum ilçesi bağlantısıyla zaten en ağırlıklı yükü vermeye devam ediyor. Tüm bu sıklete Raylı Sistem Viyadüğü nü de ilave ettiniz mi fazlada söylenecek bir söz kalmıyor. Gelecek haftalarda Batı Yakasını irdelemeye devam edeceğiz. İyi haftalar.
/Sacit ACAR
03.05.2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder