Resmi olarak korumaya alınmış, ancak fiili olarak kaderine terk edilmiş tarihi eserlerimiz teker teker yanmakta, yakılmakta, yağmalanmakta, bir türlü ‘yanmayanlar’ Sanıyorum bu şehri yönetenler yurt dışına çıktıklarında en önemli anıları, gittikleri ülkelerin ayakta kalan tarihlerine hayranlıkları olmaktadır. Bu gün hangi batı ya da doğu ülkesine bakarsanız bakın insanı çeken tarafı tarihin özenli bir şekilde korunarak yaşatılmış olmasıdır.
Ama gelin görün ki, pek çok medeniyete beşiklik yapmış önemli tarihi bir köprü olan bu ülkede tarihi eserlerimiz bir bir yok edilmekte ve yok edilen tarihi değerlerimiz ile birlikte köklerimiz temelsiz kalmaktadır. Türkiye de tarihi değer düşmanlığı, bilinçli ve organize bir teşekkülün faaliyet kolu olarak tezahür etmektedir.
Resmi olarak korumaya alınmış, ancak fiili olarak kaderine terk edilmiş tarihi eserlerimiz teker teker yanmakta, yakılmakta, yağmalanmakta, bir türlü ‘yanmayanlar’ ise kendiliğinden yıkılmayı beklemektedir.
Bu gün Samsunumuzda tarihimize ait hangi eserler kalmıştır. Hangi eser Samsunlunun ya da dışarıdan gelenlerin bilgisi ve ilgisi dahilindedir. Tarihe ait eserlerimize vatandaş tarafından sahip çıkılmasını beklemeyi bırakın, bizzat resmi olarak sahip çıkması gerekenler bile bu eserlerin yıkılmasının, onların yerlerine ticaret ve konut alanları üreterek rant merkezlerinin oluşturulmasının peşindedirler.
‘Tarihi eserlere yahut değerlere sahip çıkıyorum’ diyen yönetici zihniyetlerin, Samsun’un tarihini Amazon ve Amisos gibi ‘fantastik’ geçmişlerde aramaları ise bu meselelere bakış açılarını göstermesi bakımından manidardır.
Şehrimizde var olan Taşhan, Hacıhatun Camii, Seyyid Kutbiddin Türbesi, Fazılkadı Binası, Abdülhamit Çeşmesi ve pek çok tarihi değer kendi kaderine terk edilmiş; bazıları da hayırseverlerin himmetleriyle ayakta durmaya çalışırken, medeniyetimizin kültürel varlıklarını yok sayan anlayışların yaşatmak ve yüceltmek için ısrarla Türk- İslam tarihini teğet geçerek daha öncesini seçmeleri yakın bir gelecekte felaket olarak önümüze dikilecek çok acı bir durumdur.
Samsun’un kozmopolitliğine (ne demekse!) sığınılarak, maalesef Samsun’un kökleriyle oynanmak istenmektedir. Samsun’un tarihi kimliği de bu anlamda değiştirilmek istenmektedir. Kime neye hizmet ettiği bir türlü anlaşılamayan bu Tarih bilinçsizliği ve kompleksi Samsun’un tarih hafızasını ciddi şekilde tahrif etmektedir.
Bir şehrin yollarını genişletebilirsiniz, yeni yollar da açabilirsiniz, yeni konut ve ticaret alanlarını oluşturabilirsiniz ama ruh veremediğiniz sürece yaptıklarınız o anla ve zamanla sınırlı kalır. Geleceğe bir iz bırakamazsınız. Siz nasıl geçmişi yıkıyorsanız sizden sonra gelenler de sizin yapay izlerinizi bir greyder darbesiyle yok edecektir. Her gelen geçmişe yani geçmişine 'format' atacaktır. En basit virüse bile dayanamayacak şekilde hem de.
/Tevfik DEMİR
16 Nisan 2007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder