Bugünkü yazı muhteviyatımız araçlarımız ve buna bağlı olarak da onların park sorunları.
Adam, bir merak bir merak aldığı yeni arabasının üstüne titreyerek yola bırakmaya kıyamıyor ama arabasının parkına dair tek bir çözüm de hiç düşünmemiş. Başlangıçta böyle bir kaygısı da yok aslında. Nasıl olsa kendi evinin önü, olmazsa komşunun evinin önü mutlaka boş olacaktır. Oraya çeker aracını. Zemin katta oturan kiracı veya ev sahibinin penceresinin önünü de kapatacak, havasını kesecektir, ama olsun. Vatandaş için önemli olan kendi aracı ve o’nun güvenliği değil midir? Belki satın aldığı veya oturduğu apartmanın bodrumu da otoparktır ama ya depo olarak kullanılmakta veya araç inişine uygun olmayan bir rampa ile inildiğinden kullanılamamaktadır. İşyeri otoparklarındaki gidiş ve gelişteki problemler de pek farklı değildir bu görüntüden. İşyerlerinin tam kapısının önüne kadar özel araçla gitme alışkanlığımız ve zevkimiz, kaldırımlarımızı da işgal etmekte, kendi tekelimize almaktadır. Varsın olsun, daha önemli olan, aracımızın güvenliği ve park etme gereksinimi değil de nedir? Ayrıca mal canın yongasıdır ve her şeye rağmen göz önünde durmalıdır.
Aslında çok da haksız değildir genelde kent yaşayanları. İş yerlerinin ve konutların otopark ihtiyacı, 01.07.1993 tarihinden itibaren kanuni bir disipline bağlanmış ve otopark yönetmeliği yürürlüğe girmiştir. Bu duruma göre her yapılan yapıya, kamu veya özel sektöre ait dahi olsa insan ve araç sayısındaki orana göre otopark yapma zorunluluğu getirilmiştir ki, her aracın bir yeri olacaktır. Bu ihtiyaç bina bünyesinde giderilebilirse mesele yoktur. Ama proje buna uygun değilse araç başına Belediye Meclislerince tespit ve tayin edilen bir ücreti yapı sahibi ödemek zorundadır. İnşaat ruhsatını almanın temel şartlarından birisi budur. Yapı sahipleri, genelde bahçeleri müsait ise otopark olarak bahçelerini, değilse bodrum katlarını araç otoparkı olarak tahsis etmekte veya bedelini ödemek kaydıyla muaf tutulmaktadırlar. Yani bir şekilde, topu ilgili belediyesine havale ederek binalarının araç otoparkı ihtiyaçlarını genel bir otoparkta çözmenin gereğini yapmaktadırlar. Çünkü otopark yönetmeliği böyle bir yöntemi çözüm olarak ortaya koymuştur.
Bahsedilen bu sistemin aksayacak ve su kaldıracak bir tarafı yoktur. Çünkü her yeni yapı araçla birlikte düşünülmez ise gelecekte başka olumsuzluklara sebep olacağından başlangıçta çözüme ihtiyaç duyulmuştur ki, medeni dünyada da böyle çözümlendiği söylenmektedir. Zira bir Avrupa ülkesinde araç sahibi olacak olan birisine öncelikle otopark sorununu nasıl çözeceği sorulmakta, sonrasında araç almasına müsaade edilmektedir. Ama ülkemizde eline üç beş lira geçiren, dilediği hurda aracı alarak trafiğe çıkmakta, insanlarımızın başına sıkıntı olabilmektedir. Bu da işin başka bir olumsuz tarafıdır.
Belediyelerimizde ve Özel idarelerimizde Otopark Fonunda biriken Paralar memleketimizde acaba yerine harcanmakta mıdır? Bunu ben de yıllardır merak etmekteyim. Zira Samsun’da kamuya veya belediyelerimize ait olan tek bir katlı otopark yoktur. Şehir merkezi artık araç yoğunluğundan dolayı kilitlenmiş, bulvar adı verilen caddelerimizde çift sıra parklar gece gündüz trafiğini alt üst eder olmuşlardır. Yıllardır şehircilik konusunda ahkâm kesen bir sürü yönetici maalesef sınıfta kalmışlardır. Dikkat etmekteyim, bu sorunun çözümüne yönelik bir tek çözüm de duymamaktayım. Bu şekilde konumlanan ve bir programa dayandırılmayan, “RASTGELE” veya “NE OLURSA OLSUN” yöntemleri maalesef tükenmiş, sonu gelmiştir. Neticede hem idare edeni hem de yaşayanı huzursuz kentler ve yaşam alanları çoğalır ki, ha bir Afrika ülkesi ha Türkiye, çok da fark etmez.
Çok fazla bir gayrete ve de bilince gerek yok aslında. Buna dair programı başlatma güdüsüne kullanılan kaldırımlarımızdan başlamakla meseleyi çözmeye başlıyorsunuz demektir. Kaldırımların doğru kullanılmasını sağlanırsa, otoparklarla ilgili sorunun çözümü başlamış demektir. Çünkü kaldırımlarımız, insanlarımıza ve onların kullanımına tahsisli değil midir? Ticaret yapanın malının, seyyarın arabasının, park edenin aracının kaldırımlarda ne işi vardır, değil mi? Önce kaldırımı boşaltmakla başlayan program, kent idaresinin alfabesidir ve bunu elifba bilen her idareci mutlaka başarılı olacaktır. Bunu en küçük birimdeki belediye başkanı da, Büyükşehir’deki başkan da önemsemeyi akıl ederse sonuç istenenden daha muvaffak, daha mutlandırıcı olur. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. İyi haftalar.
/Sacit ACAR
14.10.2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder