İstanbul da geçen hafta yaşanan felaket, benzer maddi boyutuyla 2007 yılı Ağustosunda Samsunda da yaşanmış başta Ağabali Caddesi esnafı olmak üzere bu güzergâhtaki iş ve ikamet kesimi de bu olumsuzluktan nasibini almıştı. Barış Bulvarında yaşayan, Bağdat Caddesinde iş yeri olan diğer sakinler de uzunca süre, maddi yaralarını sarmaya çalışmışlardı.
Pek tabiidir ki sonucunda plansız ve Allaha emanet mantığıyla geçiştirilen dönemlerin bir akıbetini yaşamaktadır, yaşayanlar ve yaşananlar. Vukua gelen hiçbir olumsuzluk ve afet, sürpriz değil aslında. Tedbir alınacak dönemlerin geçiştirilmesiyle başa gelen çekiliyor velhasıl.
Mimarlar Odası İstanbul Şubesinin 1997 li yıllardan itibaren yürüttüğü SU HAVZALARININ KORUNMASI ile uyarı ve programları dikkate almayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bağlı İSKİ Genel Müdürlüğü şu anda meydana gelen can ve mal kayıplarının belki de tek sorumlusu olarak hafızalarda kalacaklar. AYAMAMA DERESİNİN etrafının bir park ve rekreasyon alanı olmasının değiştirildiği nazım plan çalışmalarına itiraz ve çekince koyan Mimarlar Odası, dikkate alınmadığını görünce hukuka başvurmasının bir işe yaradığının, felaketin bilançosu ortaya çıktığında almış oluyor. Ama şimdi olan olmuş ve kına yakma dönemine girilmiştir. Şimdi suç kürk modundadır ve kimse üstüne almamaktadır.
Samsunda da durum çok farklı değildir. 2007 yılındaki felaketin hemen ardından Mimarlar Odası Samsun Şubesi de derhal bir panel düzenleyerek konuyu ulusal boyutta tartışma ve bilgilenme ortamına taşımış ve tartışmaya açmıştı. Meteoroloji uzmanı prof. Mikdat Kadıoğlu, bu gün söylediklerini o gün de dile getirmiş ve Risk Haritalarının derhal hazırlanması gerektiğini hatırlatarak, mevsimlerin değiştiğini havanın son yıllarda ısınmasıyla buharlaşmanın çoğaldığını ve aşırı yağışların sık sık görüleceğini 2 yıl önce Samsunda DSİ Salonlarında bağıra çağıra söylemiş ve gazetelere manşetler atılmıştı. Belki Büyükşehir Belediyesi o gün itibariyle yapacağını yapmış Ağabali’nin kanal hattı kesitlerini artırmıştır. Bağdat Caddesinde bazı su dirsekleri düzeltilmiş direkt akar verilmiştir. Barış Bulvarı ve Baruthane Vadisi gözden geçirilmiştir ama bunlar sadece birkaç yılın palyatif çözümleridir. Zira Ağabali Caddesi ve B..lu Dere hattı her 40 yılda bir bütün çalışmaları istismar eden ve şehir haritasından silinme alışkanlığını sürdürmeye devam edecektir. Peki, çözüm olarak ne yapılabilir. Kanal bağlantılarında tali yolların ana artere katılımını, kolaylıkla sağlayan birleşimler gerçekleştirilmeli ve Ağabali güzergâhındaki bodrum katlar hem ticari hem de iskân amaçlı kullanılmamalıdır. Yıllar içinde bu dere yolunun yavaş yavaş tek taraflı olarak istimlâki dahi düşünülmelidir. Belki biraz hayalcilik kokuyor ama planlamalarda hayal olmaz ise gerçek hiç olamıyor ki.
Bizler, Mimarlar Odasının o dönemki yönetim kurulu olarak yaptığımız panel ve çalıştaya KENT-SEL adını vermiştik. Sanki Samsun’un zaman zaman yaşayacakları, her zamanki yaşayacağı, olağan kaderi imişçesine. Kendini hiç unutturmayan, Kent ve Sel olgularının sanki yaşamın bir bölümü imişçesine. İşte idari erk, geleceği görerek bazı tedbirleri alırsa çok fazla söz kalmıyor yaşayanlar olarak bizlere. Deprem konusunda da söylenecek söz çok farklı değil. Şehrin konumu ve durumu belli. Kuzey Anadolu fay hattına yakınlığımız sadece 50 Km. Belediyelerimizde, Şehrimizin hala risk haritaları çıkarılmadı ve bu konuda bir gayret de yok. Yarın yaşanacaklara sürpriz oldu dememek için biraz öngörü gerekiyor. Sadece öngörü. İyi haftalar.
/Sacit ACAR
16.09.2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder