12 Ocak 2014 Pazar

İstanbul'un Fethi

Olimpiyat Stadı'nda maç izlemek, hücreleri mikroskopsuz incelemekten de beter... Tribünlerle saha arasındaki mesafeyi varın siz hesap edin... Bu stadyumda futbol müsabakası izlemek isteyenin beraberinde gemici dürbünü getirmesi şart... Aceleye geldi ya da unuttum, getirmedim... Hal böyle olunca da ilerleyen yaştan olacak gözlük takmam için adeta S.O.S veren gözlerim futbolcuları seçmekte bir hayli zorlandı...

Eskiden TFF devre aralarını uzun tutardı... Takımlar ara transfer döneminde alacağı futbolcuları kampta çalıştırır, ikinci yarıya hazırlama şansı bulurlardı... Şimdi durum farklı... Bir hafta aradan sonra maçlar yeniden başladı... Bir yandan lige devam edeceksiniz, bir yandan da transfer için futbolcu arayacak, bulacak ve takıma monte edeceksiniz... Hareket etmiş minibüse binmeye çalışmak gibi bir şey...

Büyüklerimiz herşeyi iyi düşünürler, vardır bunda da bir keramet deyip maça dönelim... Şurası bir gerçek ve kabul etmekte yarar var... Kaliteli ve tecrübeli oyunculardan oluşan İBB bu ligin en iyi takım oyununu sergileyen takımı... İlk onbirde daha önce Samsunspor forması giymiş Veysel Aksu, Orhan Daşdelen ve Mustafa Sarp yer alırken Abdülaziz'de yedekler arasındaydı...

Samsunspor'da ise yeni eleman Tuna kadroya alınmış... Bakmayın siz öyle maçın İstanbul'da oynandığına... Tribünlerin yüzde 99,9'ü Samsunsporlularındı... İBB'nin görevli çalışanlarının ve futbolcu ailelerinin dışında kimsesi yoktu...  Basın tribününde de üstün olan taraf idik... Medyanın başkentinde bir gazeteci temsili olarak maçtaydı... Samsun'dan biz toplam 7 kişilik minik bir ordu idik...

Maçın başında Umar'ın asisti, Musa Sinan'ın plase vuruşuyla gelen gol ile keyiflendik...  Allah'ları var takım kora kor başa baş mücadele etti... Umar az biraz kafasına, ayağına mukayet olsaydı fark artardı, beceremedi...  Devrenin bitimine yakın evlat kurşunuyla yıkıldık... Orhan'ın biraz da ofsayt kokan golü tadımızı bozdu...

İkinci yarıda maçı daha fazla isteyen, ısıran bir Samsunspor vardı... Çok net gol pozisyonları yakaladılar ve de harcadılar... Musa Sinan yeniden sahne aldı, kendisinin ve takımının ikinci golünü attı... Ardından sahanın saç baş yolduranı Umar farkı ikiye çıkardı...

Bu maç berabere dahi bitse hiç adil olmazdı.. Alınan üç puan alın terinin karşılığıydı... Helal olsun... O son dakika haksız verilen penaltının gol olmamasına söylenecek tek söz var... "Allah'ın sopası yok"...

12 Ocak 2014 Pazar
/Resul AKÇAY

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder