Olimpiyat Stadı'nda maç izlemek, hücreleri
mikroskopsuz incelemekten de beter... Tribünlerle saha arasındaki mesafeyi
varın siz hesap edin... Bu stadyumda futbol müsabakası izlemek isteyenin
beraberinde gemici dürbünü getirmesi şart... Aceleye geldi ya da unuttum, getirmedim...
Hal böyle olunca da ilerleyen yaştan olacak gözlük takmam için adeta S.O.S
veren gözlerim futbolcuları seçmekte bir hayli zorlandı...
Eskiden TFF devre aralarını uzun tutardı... Takımlar
ara transfer döneminde alacağı futbolcuları kampta çalıştırır, ikinci yarıya
hazırlama şansı bulurlardı... Şimdi durum farklı... Bir hafta aradan sonra
maçlar yeniden başladı... Bir yandan lige devam edeceksiniz, bir yandan da
transfer için futbolcu arayacak, bulacak ve takıma monte edeceksiniz... Hareket
etmiş minibüse binmeye çalışmak gibi bir şey...
Büyüklerimiz herşeyi iyi düşünürler, vardır bunda
da bir keramet deyip maça dönelim... Şurası bir gerçek ve kabul etmekte yarar
var... Kaliteli ve tecrübeli oyunculardan oluşan İBB bu ligin en iyi takım
oyununu sergileyen takımı... İlk onbirde daha önce Samsunspor forması giymiş
Veysel Aksu, Orhan Daşdelen ve Mustafa Sarp yer alırken Abdülaziz'de yedekler
arasındaydı...
Samsunspor'da ise yeni eleman Tuna kadroya
alınmış... Bakmayın siz öyle maçın İstanbul'da oynandığına... Tribünlerin yüzde
99,9'ü Samsunsporlularındı... İBB'nin görevli çalışanlarının ve futbolcu
ailelerinin dışında kimsesi yoktu... Basın
tribününde de üstün olan taraf idik... Medyanın başkentinde bir gazeteci
temsili olarak maçtaydı... Samsun'dan biz toplam 7 kişilik minik bir ordu
idik...
Maçın başında Umar'ın asisti, Musa Sinan'ın plase
vuruşuyla gelen gol ile keyiflendik... Allah'ları
var takım kora kor başa baş mücadele etti... Umar az biraz kafasına, ayağına
mukayet olsaydı fark artardı, beceremedi...
Devrenin bitimine yakın evlat kurşunuyla yıkıldık... Orhan'ın biraz da
ofsayt kokan golü tadımızı bozdu...
İkinci yarıda maçı daha fazla isteyen, ısıran bir
Samsunspor vardı... Çok net gol pozisyonları yakaladılar ve de harcadılar... Musa
Sinan yeniden sahne aldı, kendisinin ve takımının ikinci golünü attı... Ardından
sahanın saç baş yolduranı Umar farkı ikiye çıkardı...
Bu maç berabere dahi bitse hiç adil olmazdı.. Alınan
üç puan alın terinin karşılığıydı... Helal olsun... O son dakika haksız verilen
penaltının gol olmamasına söylenecek tek söz var... "Allah'ın sopası
yok"...
12 Ocak 2014 Pazar
/Resul AKÇAY
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder