10 Ocak 2014 Cuma

Suçlu Dolmuşçular Değil Yönetenlerdir


Yurt dışı iş seyahatlerim nedeniyle yazılarımıza bir süre ara vermek zorunda kaldığımız için okuyucularımızdan özür dileriz. Ülke dışında bulunduğum süre içinde, Samsun'da dolmuş hatları konusundaki karmaşanın Samsun gündemine oturduğunu, Samsun Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararları çerçevesinde dolmuşçuların şehir içine girmelerinin engellenmesi ile, Yusuf Ziya Yılmaz aleyhine protesto eylemleri yapılmasıve kontak kapatma eylemleri sürpriz olmamıştır.
Dolmuşçular haklıdır haksızdır. Büyükşehir Belediyesinin yaptırımı tasvip edilir veya edilmez.  İyi de beyler. Dolmuşların şehir içine girmemesi kararı bugün mü alındı. Hafif Raylı Sistem Projesinin  ilk eskizleri çizildiğinde, siz sevgili Fevzi Apaydın yaniSamsun'lu Şoförler ve Otomobilciler Federasyon  Başkanı dostumuz, UKOME'nin böyle bir karar alacağını Ankara'ya taşındığınızdan duymadınız mı. Şimdi dolmuşçu esnafımızın önüne geçerek, eylemlerin içinde yer alıyorsunuz. Öncelikle esnafın belediyeye değil size bazı sorular yöneltmesi gerekmez mi?

UKOME kararı dolmuşçu esnafına 3 ekim 2010'da resmi olarak tebliğ edildi Ancak bu kararın alınacağı, projeye ilk kazma vurulduğu andan itibaren biliniyordu. Bugün sözde çözüm toplantıları yapılıyor. Günaydın beyler. Esnafı hiç kimsenin kandırmaya hakkı yoktur. Hafif Raylı Sistem üzerinde günlerce tartışılabilir. Artıları eksileri masaya yatırılır. Bu ayrı bir konudur. Üç kuruş için gece gündüz direksiyon sallayan kişilerin hayalleri ile umut tacirliğine soyunmanın alemi yoktur. Bugünün geleceği dünden belli idi. Bu gerçeği de herkes biliyordu. Bugün şirini oynamanın gereği yoktur.

Dolmuşçuların kontak kapatma eylemi anlık verilen bir karar ile sahneye konan bir eylem değildi. Hastasını hastanelere götüren insanlarımız, öğrencilerimiz ve kısaca tüm Samsunluları mağdur edecek bir eylem yapılmış olsa da, belediyelerin bu olumsuzluğu asgariye indirmek ve çaba göstermek gibi bir sorumluluğu taşıması gerekirdi düşünüyoruz.  Mevcut otobüs güzergahları değiştirmek veya bir başka şekilde önlem alarak eylem bölgelerinden ulaşım sağlanmalı idi.

Dolmuşçulara tahsis edilen yeri beğenmeme veya bir başka gerekçe ile kentte sürekli eyleme başvurması ve bir nevi inatlaşma moduna girmelerinin de mantığı yoktur. Yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi sorumlular kendilerinin oluşturdukları dernekler ve bu derneklere yönetici olarak seçtikleri kişilerdir. Fevzi Apaydın ve diğerleridir. Eğer Büyükşehir Belediyesi ve başkan Yusuf Ziya Yılmaz, dolmuş güzergahları konusundaki kararı bugün almışlar ise ve esnafa tebliğ etmiş ise elbette yaşanan olumsuzluklardan birinci derecede sorumlu olacaklardır.

Ancak eğer hafif raylı sistem projesi masaya konduğu andan itibaren Büyükşehir Belediyesi ile başta
Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkanı Fevzi Apaydın olmak üzere, nitekim kendisi bir döneme Yusuf Ziya Yılmaz Başkanlığında Büyükşehir Belediye Meclis üyeliği görevini de ifa etmiştir, dolmuşçuların akibeti konusunda istişareler yapılmış ise ve Apaydın da bu konuyu Samsun'daki Minibüs dernekleri yönetimi ile paylaşmamış ise, dolmuşçu esnafının istiafaya davet edecekleri kişilerin sayılarının artması gerekir.

Siyasiler, kenti yönetenler, belediye başkanları, STÖ'ler, OMÜ, mesleki kurum ve kuruluşlar Samsun'un sorunları ile ilgili aynı dili konuşmayı beceremedikleri sürece, kentin ekonomik ve sosyal yönden gelişmesinin mümkün olamayacağını, kentte yaşananlar her fırsatta ortaya koymaktadır. Kentimizde ne yazık ki eksik olan koordinasyon ve kollektif ruhun oluşmaması, geleceğin şekillenmesinde de menfi etki yarat-maktadır. Dolmuşçular ile yaşanan kaos sadece bir örnektir. Kitlelerde "zihniyetin tekleşmesi kanunu" ön plandadır. Belediyeler icracı konumda bulunduklarından, kentin dokusu ile ilgili projelerde, tüm bilimsel platformlardan istifade etmenin dışında, projenin gerçekleşmesi ile ortaya çıkabilecek sosyal zaaflar için de önlem almalıdırlar. Böylece bugün olduğu gibi Hafif Raylı Sistem Projesi hizmete girdiğinde, gerek siyasi ve gerekse kişisel bir takım çıkarlar uğruna kaos yaratılmayacaktır.

Kitleler kışkırtılmaya ve çabuk inanmaya meyillidir. Duygular çoğu zaman abartılır, çünkü atmosfer uygundur. Başka bir ifade ile, buzun ağızda eridiği pratik zeka ile bilinir, ancak eskimo mantığı ile, camında buz gibi şeffaf olması nedeniyle ağızda erimesi mümkündür. Yani hizmet üretenler, toplum psikolojisini iyi bilmek zorundadır. Samsun gibi geri kalmışlık anlamında üst sıraları hiç bir ile kaptırmayan bir bölgede, kıt olan istihdam imkânlarının daha da daraltılması, doğal olarak kitleleri harekete geçirecektir.

İnatlaşmanın kısa sürede sona erdirilmesi ve konunun uzlaşmacı bir tavır ile kısa sürede çözümlenmesi gerekmektedir. Yeniliklerin zorlukları elbette olacaktır. Yeniliklerde hiç kimsenin mağdur olmayacağı taahhüt edilemez. Bugün raylı sistem lüks olabilir, borçlanma şu anda büyük risk taşıyabilir, bunların hepsi kabul edilebilir. Ancak hızla gelişen değişime ayak uydurulamadığında, yarın yaşanacak mağduriyetlerin boyutları çok daha farklı bir biçimde ortaya çıkacaktır.
/Süleyman SALUR


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder