Doğa
Tarihi Müzesi ile
ilgili görüşlerimin bu
kentte dair planlamalara
katılması, yüksek bir yönetimsel
irade gerektirdiğinin farkındayım.. Bunca yoksulluk
içinde… Sırası mı? Sözlerini
duyar gibiyim. Türkiye’nin sorunu
üretiminden elde edilen
artı değerin hakça, adaletlice dağıtılmaması
sorunudur. Emek sömürüsü kısacası. Bu
ülkenin yoksulluğu, kaynak yoksulluğu
değil… Yönetim ve hakça
bir iktidar yoksulluğudur.
Bu
şehrin 260.000 öğrencisi
var. Bu şehrin 30.000
üniversite öğrencisi var. Doğa tarihi müzeleri, ülkesinde, komşu
ülkelerde ve dünyanın her yerindeki bitki ve hayvan fosilleri, kayaçları,
jeolojik oluşumları uluslararası standarda göre koruyan; bunlar üzerinde bilimsel
çalışmalar yapılabilmesi için onları yerli ve yabancı bilim adamları ile amatör
doğa bilimcilerin yararlanmasına sunan; özellikle bitki ve hayvan türlerinin
geliştirilmesi ve ekonomik kullanım amacıyla, uygulamaya yönelik araştırmalar
yapan; kendi botanik bahçesinde ülkesindeki ve dünyanın diğer ülkelerindeki
ilginç bitkileri canlı olarak da sergileyebilen; halka dönük sergiler,
konferanslar düzenleyerek onları doğa ve doğanın dolayısıyla da çevrenin
korunması konusunda eğiten bilimsel araştırma kuruluşlarıdır.
Doğa Tarihi Müzeleri’nin en önemli amaçlarından
birisinin de topluma ve özellikle de genç kuşaklara doğa sevgisini aşılamak
olduğu söylenebilir. Doğa Tarihi Müzeleri’nin öğretici, benimsetici ve
uygarlaştırıcı gücü sayesinde, bu kuruluşlarda toplumlar, üzerinde yaşadıkları
dünyanın yaşam tarihini, evrimini ve bu tarih içinde insanın biyolojik yerini,
biyo kültürel evrimini sonuçları ile karşısında bulabilmektedir.
Doğa Tarihi Müzeleri bir başka yönden insanların
doğa tarihinden ders almasını da sağlamaktadır. Gerçekten de insan
faaliyetleriyle doğanın acımasızca kullanılması ve artan nüfusun doğal
kaynakları tüketmesiyle doğa tarihinden alınacak derslerin göz önünde
bulundurulması gerekmektedir. Tükenen türler hep doğal çevrelerin değişimi
sonucu ortadan kalkmışlar ve yerlerini yenilerine terk etmişlerdir.
İnsanoğlunun da başına neden aynı son gelmesin? Doğal dengeyi korumak yerine,
insan eliyle sarsmak ancak bilinçsiz davranışlarla açıklanabilmektedir.
Doğa Tarihi Müzeleri her yaştan insana, çocuktan
yaşlıya, doğanın çeşitliliğini göstermeyi amaçladığı için, eğitim konusunda
önemli rol üstlenmektedir. Çeşitlilik, evrendeki taşlar, mineraller, fosiller,
hayvanlar, bitkiler, güneş sistemi, çevre, yaşam ortamları gibi konuları
kapsamaktadır. Bunlar gelişmekte olan nesillere müzeler yardımıyla aktarılarak;
ekoloji, biyo çeşitlik ve yaşam ortamlarının daha anlaşılabilir hale gelmesi
sağlanmaktadır.
Ortamların korunması, doğal çevrenin yönetimi ve
bunların insanlığın hizmetine bilinçli bir şekilde sunumu, atıkların
kullanılması ve çevreye zarar vermemesinin sağlaması bu yolla eğitilmiş
kişilerin yardımı ile gerçekleşmiş olacaktır..
Avrupa’da Doğa Tarihi Müzeleri’nin geçmişi 350 yıl
önceye uzanmaktadır. Her büyük kentte bir, belki birden çok Doğa Tarihi Müzesi
bulunmakta ve bulundukları bölgenin turistik kitapçık ve haritalarında ziyaret
edilmesi gereken yerler olarak gösterilmektedir.
Örneğin, Fransa’da 57, İspanya’da 42 büyük ölçekli
doğa tarihi müzesi vardır. Bu sayı yerel yönetimlerin ve üniversitelerin daha
küçük ölçekli müzeleri de hesaba katıldığında yüzleri bulmaktadır.. Bugün New York
Doğa Tarihi müzelerinden
bahsedeceğim.
Amerikan Doğa Tarihi Müzesi, New York'taki Central
Park'ın yakınında bulunuyor. Birbirine bağlı 25 bloktan oluşan devasa müzede 46
daimi sergi salonunda, 32 milyondan fazla parça sergileniyor. Müzede 200'den
fazla bilim adamı görev yapıyor. 1869 yılında kurulan müzede Okyanus Hayatı,
İnsan Biyolojisi ve Evrimi, Mineraller ve Değerli Taşlar, Meteorlar, Fosiller
ve Dinozorlar, Doğala Yaşam ve Gezegenler bölümleri yer alıyor.
………………..
Önce
bir başlangıç gerekiyor!
/Cem ŞAHAN
10 Ocak 2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder