“Ortak
akılda buluşmak”, ülkenin ve Samsun’un
en çok ihtiyaç duyduğu ana faktörlerden biridir. Ancak kendi kendimize sorun
üretmek konusunda da dünya ülkeleri arasındaki liderliğimiz her geçen yıl
pekişmektedir. Örneğin, birkaç yıldan bu yana “açılım” olarak ifade edilen
politikalar üretilerek ülke ne olduğunu anlayamadığı bu kaos içinde kıvranıp
durmaktadır. Bugün Güneydoğu’da yaşayan kürt vatandaşlarımız arasında bir anket
yapılacak olsa, % 99.99 oranında Türk vatandaşlığından yoksunan kişilere rastlanmayacaktır.
Aslında son günlerde ortaya çıkan yolsuzluklar ile ilgili yapılan açıklamalarda
kullanılan “dış mihraklar” sözcüğü,
ülkeyi durup dururken ötekileştirmeye yönelik faaliyetler için kullanılmalıdır.
Ülke özellikle son birkaç yıldan bu yana sorunlar
yumağı ile boğuşup durmaktadır. 12 Eylül günü ülke genelindeki olayları bir
gecede sona erdiren Türk ordusu 30 yılda bir terör belasından kendini
sıyıramamıştır. Doğrudur bugün terör olayları kabuğuna çekilmiştir. Ancak
verilen tavizlerin boyutları her gün değişik boyutu ile karşımıza çıkmaktadır.
Ordu bir şekilde yıpratılmıştır.
Geçmiş dönemlerde bankalar yolu ile yok edilen
değerler, bugün değişik kimlikler ile karşımıza çıkmıştır. Artık 20 yaşında
delikanlılar ülkenin önemli işadamları olarak anılmaktadır. Ancak bu kişiler ne
yazık ki, hükümeti teşkil eden, yani ülkeyi yönetenlerin mahdumlarıdır. Bugün
Bir Sabancı ve Koç ailesinin veya bir başka zengin ailenin çocukları için bu
tür etiketlerin kullanılması normaldir. Çünkü kaynak bellidir. Yani servet
dededen babadan intikal etmiştir. Ancak
devleti yönetmek mevkilerinde olanların çocuklarının genç yaşlarda akıl almaz
servetler ile anılmaları doğal olarak
güvenin sarsılmasına neden olmaktadır.
Son günlerde ortaya çıkan cemaat-hükümet çatışması
konusunun boyutları ise, bugün yerini mektuplaşma trafiğine terk etmiştir. Bu
konuda daha önce okumuş olduğum bir kitabı, satırları ikişer kez tekrarlayarak
tekrar okudum ve bugünkü tablonun yaşanacağına ilişkin yazarın tespit ettiği
detaylara yeniden şahit oldum. Tahmin edileceği üzere bu kitap emniyet
camiasının önde gelen isimlerinden Hanefi Avcı’nın yazmış olduğu “Haliçte
Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabıdır. Söz konusu bu
kitapta cemaatin tüm devlet ve kamu kurumlarındaki faaliyetleri ve
yapılanmaları hakkında çok geniş açıklamalar bulunmaktadır.
Yani film yeni değildir. Senaryonun varlığı
hükümetin bilgisi dahilindedir. Ancak dün siyasi rant için eylem birliği
yapılmış ve bugün menfaatler çatıştığı için ülke yeni bir bunalımın eşiğine
getirilmiştir.
Siyasi platformlarda bu tür olumsuzluklar
yaşanmakta iken, ekonomide de çanlar artık çalmaya başlamıştır.
Vatandaşlarımızın yılın ilk gününden itibaren ülkede ardı sıra yapılan zamların
gerekçeleri üzerinde fazla kafa yormalarına gerek yoktur. Aklı selim olan
kişiler, yani ülke gerçeklerine siyasi gözlükler ile bakmayanlar, ülkenin
içinde bulunduğu borç sarmalının gelecekte ülkenin başına iş açacağını sürekli
gündeme getirmişlerdir. Ancak her defasında pembe tablolar çizilmeye gayret sarf
edilmiştir.
Borçların ödenebilmesi için en önemli kaynakların
başında elbette zam gelmektedir. Özelleştirmelerde ise artık dere kurumak
üzeredir. 2014 yılı konusunda tüm ekonomistlerin birleştiği nokta, çok zorlu ve
sıkıntılı bir yaşanacağı konusudur. “Ortak akılda buluşmak” mantalitesinin en
çok ihtiyaç duyulacağı günler bugünlerdir. Aksi taktirde sen-ben veya
hükümet-cemaat gibi ayırımcılıklar hüküm sürdüğü sürece, ülkenin geleceği
hakkında olumlu düşünmek fazla iyimserlik olacaktır.
/Süleyman
SALUR
09 Ocak 2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder