9 Ocak 2014 Perşembe

Ortak Akılda Buluşmak

 “Ortak akılda buluşmak”,  ülkenin ve Samsun’un en çok ihtiyaç duyduğu ana faktörlerden biridir. Ancak kendi kendimize sorun üretmek konusunda da dünya ülkeleri arasındaki liderliğimiz her geçen yıl pekişmektedir. Örneğin, birkaç yıldan bu yana “açılım” olarak ifade edilen politikalar üretilerek ülke ne olduğunu anlayamadığı bu kaos içinde kıvranıp durmaktadır. Bugün Güneydoğu’da yaşayan kürt vatandaşlarımız arasında bir anket yapılacak olsa, % 99.99 oranında Türk vatandaşlığından yoksunan kişilere rastlanmayacaktır. Aslında son günlerde ortaya çıkan yolsuzluklar ile ilgili yapılan açıklamalarda kullanılan “dış mihraklar”  sözcüğü, ülkeyi durup dururken ötekileştirmeye yönelik faaliyetler için kullanılmalıdır.

Ülke özellikle son birkaç yıldan bu yana sorunlar yumağı ile boğuşup durmaktadır. 12 Eylül günü ülke genelindeki olayları bir gecede sona erdiren Türk ordusu 30 yılda bir terör belasından kendini sıyıramamıştır. Doğrudur bugün terör olayları kabuğuna çekilmiştir. Ancak verilen tavizlerin boyutları her gün değişik boyutu ile karşımıza çıkmaktadır. Ordu bir şekilde yıpratılmıştır.

Geçmiş dönemlerde bankalar yolu ile yok edilen değerler, bugün değişik kimlikler ile karşımıza çıkmıştır. Artık 20 yaşında delikanlılar ülkenin önemli işadamları olarak anılmaktadır. Ancak bu kişiler ne yazık ki, hükümeti teşkil eden, yani ülkeyi yönetenlerin mahdumlarıdır. Bugün Bir Sabancı ve Koç ailesinin veya bir başka zengin ailenin çocukları için bu tür etiketlerin kullanılması normaldir. Çünkü kaynak bellidir. Yani servet dededen babadan intikal etmiştir.  Ancak devleti yönetmek mevkilerinde olanların çocuklarının genç yaşlarda akıl almaz servetler ile anılmaları  doğal olarak güvenin sarsılmasına neden olmaktadır.

Son günlerde ortaya çıkan cemaat-hükümet çatışması konusunun boyutları ise, bugün yerini mektuplaşma trafiğine terk etmiştir. Bu konuda daha önce okumuş olduğum bir kitabı, satırları ikişer kez tekrarlayarak tekrar okudum ve bugünkü tablonun yaşanacağına ilişkin yazarın tespit ettiği detaylara yeniden şahit oldum. Tahmin edileceği üzere bu kitap emniyet camiasının önde gelen isimlerinden Hanefi Avcı’nın yazmış olduğu “Haliçte Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabıdır. Söz konusu bu kitapta cemaatin tüm devlet ve kamu kurumlarındaki faaliyetleri ve yapılanmaları hakkında çok geniş açıklamalar bulunmaktadır.

Yani film yeni değildir. Senaryonun varlığı hükümetin bilgisi dahilindedir. Ancak dün siyasi rant için eylem birliği yapılmış ve bugün menfaatler çatıştığı için ülke yeni bir bunalımın eşiğine getirilmiştir.
Siyasi platformlarda bu tür olumsuzluklar yaşanmakta iken, ekonomide de çanlar artık çalmaya başlamıştır. Vatandaşlarımızın yılın ilk gününden itibaren ülkede ardı sıra yapılan zamların gerekçeleri üzerinde fazla kafa yormalarına gerek yoktur. Aklı selim olan kişiler, yani ülke gerçeklerine siyasi gözlükler ile bakmayanlar, ülkenin içinde bulunduğu borç sarmalının gelecekte ülkenin başına iş açacağını sürekli gündeme getirmişlerdir. Ancak her defasında pembe tablolar çizilmeye gayret sarf edilmiştir.

Borçların ödenebilmesi için en önemli kaynakların başında elbette zam gelmektedir. Özelleştirmelerde ise artık dere kurumak üzeredir. 2014 yılı konusunda tüm ekonomistlerin birleştiği nokta, çok zorlu ve sıkıntılı bir yaşanacağı konusudur. “Ortak akılda buluşmak” mantalitesinin en çok ihtiyaç duyulacağı günler bugünlerdir. Aksi taktirde sen-ben veya hükümet-cemaat gibi ayırımcılıklar hüküm sürdüğü sürece, ülkenin geleceği hakkında olumlu düşünmek fazla iyimserlik olacaktır.

/Süleyman SALUR
09 Ocak 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder