Son zamanlarda Samsun'da "Sağlık Kenti" olmak gibi bir gündemin oluşması, elbette kentimizin ekonomik anlamda gelişmesi için önemli bir can simidi olacaktır. Ancak her ne hikmetse, son 5 yıldan bu yana, iktidar partisini gerek maddi ve gerekse manevi anlamda destekleyen işadamları, müteahhitler, süpermarketçiler, galericiler sektör değiştirme yarışına girerek, babadan hatta dededen kalma işlerini terk ederek, sağlık sektörüne yatırım yapmaya başlamışlardır.
Bakan ve milletvekillerimiz ise, yine her ne hikmet ise, sağlık sektörü ile ilgili yatırımları ön plana çıkararak, sadece kentimizde değil, bir kaç ilimizde de aynı plağı döndürmektedirler. Mantar gibi türeyen özel hastaneler zincirlerinin kuruluş tarihleri ve kurucularının profilleri incelendiğinde, birilerinin borsa'da insider trading denilen, yani türkçe ifade ile içerdekilerin ticareti mekanizmasının çalıştırıldığı açıkça görülecektir.
Samsun'un sağlık kenti olması bir yana, hangi sektöre yönelik yatırım olursa olsun kesinlikle yeni istihdam alanları yaratılması bakımından tabii ki takdir edilecektir ve edilmelidir. Ancak özelliklek sağlık sektörü gibi oldukça iddialı bir sektörde marka olabilmek için sadece hastane binalarını inşaa etmek ve modern cihazlarla donatmak yeterli değildir. Bugünkü profil ile Samsun'u sağlık kenti gibi bir şablona oturtabilmek mümkün değildir. Akibetinin ne olacağı belli olmayan tek 5 yıldızlı otele sahip olmamız bile acı gerçeği yüzümüze vuran önemli bir göstergedir.
İki aracın dahi yan yana geçemediği yetmezmiş gibi, kaldırımlara gelişigüzel park eden araçlar, haftanın belirli günlerinde kurulan pazaryerleri nedeniyle tehlikeye atılan hayatlar, aynı dili konuşamayan yönetenler, TBMM yemekhanesinde dahi bir araya gelemeyen milletvekilleri, sahip çıkılamayan kültürel miraslar gibi başlıklara ilave edebileceğimiz pek çok olumsuzlukların yaşandığı Samsun'da, çakılan her çiviye inen çekiç kutsaldır. Ancak olayın mutfağına inildiğinde, buzdolaplarının tam takır kuru bakır olduğu ortadadır.
Samsun'u ekonomi vitrininde ön plana çıkaracak materyallerin sayısının kısıtlı olduğu söylenemez. Yeni kalemlerin oluşmasına da itirazımız olamaz. Ancak bu kentte belirli hedeflere ulaşabilmek için organize edilen ve temelinde birlik ve beraberlik faktörlerinin oluşabileceği hiç bir eylem ve davranış başarıya ulaşamamıştır.
Örneğin geçtiğimiz aylarda "Samsun'da var Samsun İçin Al" gibi, STSO'nun iyi niyetle başlatmış olduğu kampanyaya öncelikle kamu kuruluşları itibar etmemiş, ve matbaa işleri dahil olmak üzere pek çok talep Samsun dışına kaydırılmıştır. Kampanyaya sahip çıkması gerekenlerin sadece sokaktaki vatandaşlar olması beklenemez ve beklenmemelidir. Ayrıca sportif anlamda başarılı olabilmesi için Samsunspor içinde çeşitli kampanyalar düzenlenir. Orneğin, Suat Kılıç bu çerçevede 1000 altın kampanyası adı altında bir projeye imza atmış, ancak ne yazık ki bu imzanın da mürekkebi çabuk kurumuştur.
Birlik ve beraberlik fiziki olarak sağlanamaz ancak siyasilerin 24 saat çiğnediği jiklettir. Sahipsiz kent sözü ifade edildiğinde, ilk tepki gösterenler yine siyasiler olurlar. Çünkü siyasilerimize göre bu tür ifadeler kullanmak kendilerine hakaret anlamını taşır.
Türkiye'nin en borçlu belediyeler sıralamasında ilk sıralarda yer alan Büyükşehir Belediyesinin, borç sarmalı Hafif Raylı Sistem için kullanılan kredi ile dahada artmış, sistemin kendini amorti etmesinin mümkün olamayacağı ve belediye bütçesinde önemli gedikler açacağı düşünüldüğünde, belediye hizmetleri anlamında önemli dezavantajların yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Dolmuşçular ile yaşanan kaosun altında yatan neden de budur. Eğer Büyükşehir Belediyesi geri adım attığında, faturanin iç açıcı olamayacağı ortadadır.
Samsun yatırıma açtır. Hizmet sektörüne yönelik yatırımlar kent ekonomisine yüzde yüz bir katkı sağlamayacaktır. Tarım sahalarımız yeterince değerlendirilememekte, sanayi kenti mi yoksa tarım kenti miyiz gibi anlamsız sorular ile zihinler bulandırılmaktadır. İki ovanın bereketinden yeterince istifade edilebildiği söylenemez. İşsizlik had safhadadır. Mecidiye, Çiftlik, Subaşı, Irmak Caddesinde yer alan işyerleri esnafları ile bire bir konuşulduğunda, hallerinden memnun olanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Öyle ise hangi Samsun'dur gelişen. Hangi Samsun'dur sahibi olan.
Seçimler yaklaşırken, yine bol keseden vaatler ortalıkta dolaşacak, Samsuna yine bir uzay kenti gömleği giydirilecektir. Eldeki değerlere sahip çıkmadığımız ve korumadığımız sürece veya bir başka limanlara sığınmaya kalktığımıza, yarın elimizden bir şeyler kayıp gidecektir. Bir marka yaratalım, ancak gerçekçi olsun. 19 Mayıs kimliği apoletini taşıdığımız ve bu değerlere sahip çıktığımız sürece ve bir de eksik olan kolektif çalışma ruhunu oluşturabildiğimizde Samsun layık olduğu noktalara ulaşacaktır.
/Süleyman SALUR
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder