10 Ocak 2014 Cuma

Projeler Mağdurlar Yaratmamalıdır.

Samsun’da yaşayan ve geçimini bu kentin imkanları ile idame ettiren bir kişinin, Samsun ‘un geleceğine ilişkin projelere karşı çıkması gibi bir olumsuzluk elbette mümkün değildir. Ancak kentte kangren haline gelmiş iletişimsizlik sorunu nedeniyle gündeme gelen her proje,  ilgili kişi ve kuruluşlar tarafından eleştirilmiş ve bu karşı çıkışlar toplum huzurunu bozacak noktalara kadar taşınmıştır.

Hafif Raylı Sistem ile başlayan tartışma bugün Saathane Meydanı düzenlemesi ve Stadyum inşaatına kadar süregelmiştir. Bunun tek nedeni, projelerden menfi olarak etkilenecek kişilerin görüşlerine itibar edilmemesidir. Yıktığınızda eğer birilerinin yaşamsal alanlarında tahribat yapıyor iseniz, bunun faturasını ödemelisiniz. Elbette hizmet götürmek adına radikal kararlar almak zorunda olduğunuzdan birileri mutsuz olacaktır. Ancak projelerinizden etkilenecek kişiler ile kurulan sıcak diyaloglar ve paylaşım tüm sorunları ortadan kaldıracaktır.

Dikkat edilecek olur ise, yerel seçimler öncesinde adaylar, nabza göre şerbet vermeyi tercih etmektedirler. Örneğin Saathane Meydanı projesi için esnafın yanındadırlar. Belediyede çalışan taşeron işçiler için sendika vaatlerinde bulunulmaktadır. Minibüsçülerin hat sorununa kesin çözüm üretileceği taahhüt edilmektedir. Oysa siyaset mutsuz insanlar üzerinden yapılmaz. Eserler meydana getirilirken öncelikle mutsuz olacak azınlığın değil, bir kentin çıkarları ön plana alınır. Bu noktada partizan zihniyetler güdülmemelidir. Ancak mutsuz olan kişilerin de kesinlikle hayatlarını idame ettirebilmeleri için çok daha etkin ve tatmin edici tedbirler alınmalıdır. 

Kentin öncelikleri konusunda tartışmaların yaşanması normaldir. Çünkü Türkiye’nin gerek ulaşım ağı ve gerekse tarihi ve coğrafi konum itibariyle en avantajlı illerinden biri olan kentimizin hala en çok göç veren iller sıralamasında yer almasının bir izahı olmalıdır. Siyasi irade anlamındaki avantajlarımız ise, başka veriler aramaya gerek yoktur. Çünkü dünden bugüne kalkınmışlıktaki yerimiz hangi noktalarda olduğumuzun göstergesidir. Kent zaten oluşan mağazalar zinciri ile önemli bir kesimin işsiz kalmasına zemin hazırlamıştır. Elbette bu tür alışveriş merkezleri kentin modern yüzünü ortaya koyar. Ancak bu tür işletmeleri kent merkezine inşa ederseniz, o bölgede bulunan tüm işletmelerin kepenk kapatmalarına neden olursunuz.

Bölgede yer alan irili ufaklı küçük esnafın tesis edilen alışveriş merkezlerinde kiracı olarak yer alması da astronomik kira bedelleri nedeniyle mümkün değildir. Çünkü önemli markalar ilk kiracılar olup doğal olarak dükkanların metre kare fiyatları da yüksek düzeylerde seyretmektedir. Konu sadece alışveriş merkezleri değildir. Üretime yönelik tesislerin kente kazandırılması adına gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Kent kültürümüzün gelişmemiş olmasının dezavantajları yeterince hissedilmektedir. Bu nedenledir ki, kentimiz adeta bir emekliler kenti konumuna sürüklenmiş ve üreten değil tüketen bir toplum profili ortaya çıkarılmıştır.

Ayrıca geçmişin Samsun fotoğrafları incelendiğinde, yeşil alanların yoğun olduğu, tenis kortlarının yer aldığı ve hatta çeşitli ülkelerin konsolosluk binalarının yer aldığı görülmektedir. Bugün ise kent merkezindeki Gazi Müzesinin önü ve sağı solu işportacılar tarafından işgal edilmiş ve bir Pazar yerinin ortasında yer alan hoş olmayan görüntülere sahip olmuştur. Kentin geleceğine ilişkin projeler,  bu kentte yaşayanların hayat standartlarını direkt olarak etkileyeceği için ilgili tüm kurumlar ile paylaşılmalı, siyasi gözlükler bir tarafa bırakılmalı ve  projeler üretilirken mağdurlar yaratılmamalıdır.

/Süleyman SALUR
10 Ocak 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder