Samsun’da yaşayan ve geçimini bu kentin imkanları
ile idame ettiren bir kişinin, Samsun ‘un geleceğine ilişkin projelere karşı
çıkması gibi bir olumsuzluk elbette mümkün değildir. Ancak kentte kangren
haline gelmiş iletişimsizlik sorunu nedeniyle gündeme gelen her proje, ilgili kişi ve kuruluşlar tarafından
eleştirilmiş ve bu karşı çıkışlar toplum huzurunu bozacak noktalara kadar
taşınmıştır.
Hafif Raylı Sistem ile başlayan tartışma bugün
Saathane Meydanı düzenlemesi ve Stadyum inşaatına kadar süregelmiştir. Bunun
tek nedeni, projelerden menfi olarak etkilenecek kişilerin görüşlerine itibar
edilmemesidir. Yıktığınızda eğer birilerinin yaşamsal alanlarında tahribat
yapıyor iseniz, bunun faturasını ödemelisiniz. Elbette hizmet götürmek adına
radikal kararlar almak zorunda olduğunuzdan birileri mutsuz olacaktır. Ancak
projelerinizden etkilenecek kişiler ile kurulan sıcak diyaloglar ve paylaşım
tüm sorunları ortadan kaldıracaktır.
Dikkat edilecek olur ise, yerel seçimler öncesinde
adaylar, nabza göre şerbet vermeyi tercih etmektedirler. Örneğin Saathane
Meydanı projesi için esnafın yanındadırlar. Belediyede çalışan taşeron işçiler
için sendika vaatlerinde bulunulmaktadır. Minibüsçülerin hat sorununa kesin
çözüm üretileceği taahhüt edilmektedir. Oysa siyaset mutsuz insanlar üzerinden
yapılmaz. Eserler meydana getirilirken öncelikle mutsuz olacak azınlığın değil,
bir kentin çıkarları ön plana alınır. Bu noktada partizan zihniyetler
güdülmemelidir. Ancak mutsuz olan kişilerin de kesinlikle hayatlarını idame
ettirebilmeleri için çok daha etkin ve tatmin edici tedbirler alınmalıdır.
Kentin öncelikleri konusunda tartışmaların
yaşanması normaldir. Çünkü Türkiye’nin gerek ulaşım ağı ve gerekse tarihi ve
coğrafi konum itibariyle en avantajlı illerinden biri olan kentimizin hala en
çok göç veren iller sıralamasında yer almasının bir izahı olmalıdır. Siyasi
irade anlamındaki avantajlarımız ise, başka veriler aramaya gerek yoktur. Çünkü
dünden bugüne kalkınmışlıktaki yerimiz hangi noktalarda olduğumuzun
göstergesidir. Kent zaten oluşan mağazalar zinciri ile önemli bir kesimin işsiz
kalmasına zemin hazırlamıştır. Elbette bu tür alışveriş merkezleri kentin
modern yüzünü ortaya koyar. Ancak bu tür işletmeleri kent merkezine inşa
ederseniz, o bölgede bulunan tüm işletmelerin kepenk kapatmalarına neden
olursunuz.
Bölgede yer alan irili ufaklı küçük esnafın tesis
edilen alışveriş merkezlerinde kiracı olarak yer alması da astronomik kira
bedelleri nedeniyle mümkün değildir. Çünkü önemli markalar ilk kiracılar olup
doğal olarak dükkanların metre kare fiyatları da yüksek düzeylerde
seyretmektedir. Konu sadece alışveriş merkezleri değildir. Üretime yönelik
tesislerin kente kazandırılması adına gerekli tedbirlerin alınması
gerekmektedir. Kent kültürümüzün gelişmemiş olmasının dezavantajları yeterince
hissedilmektedir. Bu nedenledir ki, kentimiz adeta bir emekliler kenti konumuna
sürüklenmiş ve üreten değil tüketen bir toplum profili ortaya çıkarılmıştır.
Ayrıca geçmişin Samsun fotoğrafları incelendiğinde,
yeşil alanların yoğun olduğu, tenis kortlarının yer aldığı ve hatta çeşitli
ülkelerin konsolosluk binalarının yer aldığı görülmektedir. Bugün ise kent
merkezindeki Gazi Müzesinin önü ve sağı solu işportacılar tarafından işgal
edilmiş ve bir Pazar yerinin ortasında yer alan hoş olmayan görüntülere sahip
olmuştur. Kentin geleceğine ilişkin projeler,
bu kentte yaşayanların hayat standartlarını direkt olarak etkileyeceği
için ilgili tüm kurumlar ile paylaşılmalı, siyasi gözlükler bir tarafa
bırakılmalı ve projeler üretilirken
mağdurlar yaratılmamalıdır.
/Süleyman
SALUR
10 Ocak 2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder