10 Ocak 2014 Cuma

Bu Nasıl Bir Suçtur?

Dün yerel  haber  sitelerine  yansıdı  haber: ‘’Samsun'un İlkadım ilçesi sınırlarında Cumartesi günleri kurulan Modern Pazarda kalp krizi geçiren yaşlı bir adama, tesadüfen yoldan geçen bir doktor müdahale etti. Kriz nedeniyle yere düşen yaşlı adama, ilk tıbbi müdahaleyi kalp mesajı ile yapan doktor, uzun süre mücadele etti. Çevredeki vatandaşlarda tüm olup bitenleri izledi.’’ Evet  hepimizin  takdirini  kazana  bu  davranış,  yeni  yasalarımıza  göre  suç! Evet  uzun  süredir  görüşülen  3  gün önce  yasalaşan sağlıkta ki  torba  yasa  ile  bu  hekimizin  yaptığı suç..

Bu yasayla hekimlik yapmak suç haline getirildi.. Evinizde komşunuz sizin tansiyonunuzu ölçebilir ama mesela şurada TBMM önünde birisinin başı dönse de sendelese bu yasayla artık hekim onun nabzını tutamayacak. Gülelim mi yoksa ağlayalım mı? Deniyor ki; acil hizmet olay yerine gelene kadar hastaya bakma "hakkımız" varmış. "Teşekkür ederiz!" Kim o acil hizmeti verecek olan peki? Yine yasayla düzenleniyor: Acil durumlara müdahale eğitimi almış asker ve polis! Yani gözünden, başından yaralı, bacağı kırık bir yurttaşa hekim yardım edemeyecek ama tıp eğitimi almamış bir asker ya da polis bu hizmeti verecek.

Yasa  Çıktıktan 2  Gün  Sonra Samsun’da  Çiğnenmiştir.
Bir hekimin birine yardım etmesi nasıl suç olabilir? Bu nasıl hapis cezalık bir suç olabilir? Hasta bakmak rüşvet, şantaj, hapisten kaçma, kamu görevlisine saldırma kadar hapis cezası olan bir suç nasıl olabilir? Bu torbadaki maddelerin her birisi hakkında çok şey söyledik, çok yazdık çizdik. Ama yasama erki ne yazık ki bugüne dek olduğu gibi yine bizi dinlemedi, dinlemiyor.

3.Ocak’ta  yasalaşan yasa  ile:
Sağlık kuruluşlarında yoksul acil hastaya bakmayan, acil hastalardan para alan, yeterli personel çalıştırmayan, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uymadığı bir yıl içinde üç kez saptanan sağlık kuruluşlarına üç aya kadar faaliyet durdurma cezası çok bulundu ve on güne düşürüldü.

Hekimlere yönelik  “ruhsatsız sağlık hizmeti verme” adı altında bir suç kabul edildi. Genel Kurul’da maddeye küçük bir ek yapıldı. Madde; “Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti haric, ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde kabul edildi.
Acile gelen hastadan  para istemek, yoksul insanları tedavi etmemek ve bunu sürekli yapmak suç değil, diplomasıyla ücretsiz sağlık hizmeti vermek suçtur öyle mi? Böyle bir suç ve ceza yaratma yaklaşımının evrensel hekimlik ve hukuk ilkelerinde yeri yoktur. Bütün bunlar başta hekimler olmak üzere toplumun vicdanında meşru bir yasama faaliyeti olarak kabul görmeyecektir.

Bu  vesile  ile  sağlıkta  tamamen  piyasayı  destekleyen  ve  hekimliğin  bağımsızlığını  ortadan  kaldıran  bu  yasaya  karşı, British Medical Journal’da (BMJ) bir yeni mektup yayınlanan, Hekimlik faaliyetlerini tümden Sağlık Bakanlığı’nın kontrolüne veren, Gezi Olaylarında olduğu gibi olağandışı durumlar da dahil olmak üzere mesleğini hiçbir çıkar gözetmeden insanlık yararına uygulamaya çalışan hekimleri hapis ve ağır para cezası ile karşı karşıya bırakan Sağlık Torba Yasası’na karşı uluslararası hekim ve insan hakları örgütlerinin  çağrısını  szilerle  paylaşıyorum: ‘’Türkiye’de hekimliğin tarafsızlığını tehdit eden sağlık yasasına karşı birleşmeliyiz! ‘’

Türkiye hükümetinin tıbbın tarafsızlığına yönelik saldırısıyla ilgili endişelerimiz gerçekleşmiş bulunuyor. BMJ’de editörün sayfasında sözünü ettiğimiz ve yeni sağlık yasa tasarısında yer alan bir maddeye göre, yalnızca göstericilere değil ihtiyacı olan herkese acil tıbbi yardımda bulunulması suç sayılacaktır.Olay yerinde salt bir ambulansın hazır bulunması bile ehil bağımsız doktorların sağlık hizmetini engelleyecek bir durum olarak görülecek, böyle durumlarda ihtiyacı olanlara yardım eden sağlıkçılar üç yıla kadar hapis ve ağır para cezası istemiyle yargılanabileceklerdir. Yasa, sağlıkçıların, salt sağlıkla ilgili ihtiyaçlarından hareketle hastalara ve yaralılara tedavi sağlama temel yükümlülüklerini yerine getirmelerini hukuken engelleyecek,  Sağlık Bakanlığı’na sağlık hizmetleri üzerinde eşi görülmemiş bir denetim olanağı verecektir.

Siyasal görüş ve eğilimleri ne olursa olsun hasta ve yaralı kişilere bakım ve tedavi sağlama şeklindeki ahlaki, etik ve mesleki sorumluluklarını yerine getiren sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve korunması, Sağlık Bakanlığı’nın ve TC hükümetinin görevi olmalıdır. Ne yazık ki Sağlık Bakanlığı Gezi Parkı gösterilerine yaklaşırken yaralı göstericilere diğer tıbbi acil durumlardaki gibi yeterli tıbbi bakım sağlayamamıştır. Bakanlık ayrıca sağlıkçılardan yaralı göstericilerin ve onlara yardım eden sağlıkçıların adlarını bildirmelerini istemiş, bu da göstericilerin ve acil yardım veren sağlıkçıların keyfi biçimde gözaltına alınmalarıyla sonuçlanmıştır.

Yakın tarih, tıbbın tarafsızlığına yönelik saldırı örnekleriyle doludur. Bu açıdan, uluslararası tıp camiasının tek bir ses olarak birleşmesi büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na ve TC hükümetine yönelik çağrımızda doktorların da bize katılmalarını istiyoruz: Hâlihazırdaki yasa tasarısının 46. Maddesi (daha önce 33. Madde) ile birlikte ihtiyacı olanlara bağımsız, etik ve ayrım gözetmeden bakım sağlanmasını engelleyen başka herhangi bir hüküm YASADAN çıkartılmalıdır.

/Cem ŞAHAN
10 Ocak 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder