Dün yerel
haber sitelerine yansıdı
haber: ‘’Samsun'un İlkadım ilçesi sınırlarında Cumartesi günleri kurulan
Modern Pazarda kalp krizi geçiren yaşlı bir adama, tesadüfen yoldan geçen bir
doktor müdahale etti. Kriz nedeniyle yere düşen yaşlı adama, ilk tıbbi
müdahaleyi kalp mesajı ile yapan doktor, uzun süre mücadele etti. Çevredeki vatandaşlarda
tüm olup bitenleri izledi.’’ Evet
hepimizin takdirini kazana
bu davranış, yeni
yasalarımıza göre suç! Evet
uzun süredir görüşülen
3 gün önce yasalaşan sağlıkta ki torba
yasa ile bu
hekimizin yaptığı suç..
Bu yasayla hekimlik yapmak suç haline getirildi..
Evinizde komşunuz sizin tansiyonunuzu ölçebilir ama mesela şurada TBMM önünde
birisinin başı dönse de sendelese bu yasayla artık hekim onun nabzını
tutamayacak. Gülelim mi yoksa ağlayalım mı? Deniyor ki; acil hizmet olay yerine
gelene kadar hastaya bakma "hakkımız" varmış. "Teşekkür
ederiz!" Kim o acil hizmeti verecek olan peki? Yine yasayla düzenleniyor:
Acil durumlara müdahale eğitimi almış asker ve polis! Yani gözünden, başından
yaralı, bacağı kırık bir yurttaşa hekim yardım edemeyecek ama tıp eğitimi
almamış bir asker ya da polis bu hizmeti verecek.
Yasa Çıktıktan 2
Gün Sonra Samsun’da Çiğnenmiştir.
Bir hekimin birine yardım etmesi nasıl suç
olabilir? Bu nasıl hapis cezalık bir suç olabilir? Hasta bakmak rüşvet, şantaj,
hapisten kaçma, kamu görevlisine saldırma kadar hapis cezası olan bir suç nasıl
olabilir? Bu torbadaki maddelerin her birisi hakkında çok şey söyledik, çok
yazdık çizdik. Ama yasama erki ne yazık ki bugüne dek olduğu gibi yine bizi
dinlemedi, dinlemiyor.
3.Ocak’ta yasalaşan yasa ile:
Sağlık kuruluşlarında yoksul acil hastaya bakmayan,
acil hastalardan para alan, yeterli personel çalıştırmayan, tıbbi cihaz ve
donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uymadığı bir
yıl içinde üç kez saptanan sağlık kuruluşlarına üç aya kadar faaliyet durdurma
cezası çok bulundu ve on güne düşürüldü.
Hekimlere yönelik
“ruhsatsız sağlık hizmeti verme” adı altında bir suç kabul edildi. Genel
Kurul’da maddeye küçük bir ek yapıldı. Madde; “Olağanüstü durumlarda mesleğini
icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti
devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti haric, ruhsatsız
olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirenler,
bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile
cezalandırılır.” şeklinde kabul edildi.
Acile gelen hastadan para istemek, yoksul insanları tedavi etmemek
ve bunu sürekli yapmak suç değil, diplomasıyla ücretsiz sağlık hizmeti vermek
suçtur öyle mi? Böyle bir suç ve ceza yaratma yaklaşımının evrensel hekimlik ve
hukuk ilkelerinde yeri yoktur. Bütün bunlar başta hekimler olmak üzere toplumun
vicdanında meşru bir yasama faaliyeti olarak kabul görmeyecektir.
Bu
vesile ile sağlıkta
tamamen piyasayı destekleyen
ve hekimliğin bağımsızlığını ortadan
kaldıran bu yasaya
karşı, British Medical Journal’da (BMJ) bir yeni mektup yayınlanan,
Hekimlik faaliyetlerini tümden Sağlık Bakanlığı’nın kontrolüne veren, Gezi
Olaylarında olduğu gibi olağandışı durumlar da dahil olmak üzere mesleğini
hiçbir çıkar gözetmeden insanlık yararına uygulamaya çalışan hekimleri hapis ve
ağır para cezası ile karşı karşıya bırakan Sağlık Torba Yasası’na karşı
uluslararası hekim ve insan hakları örgütlerinin çağrısını
szilerle paylaşıyorum: ‘’Türkiye’de
hekimliğin tarafsızlığını tehdit eden sağlık yasasına karşı birleşmeliyiz! ‘’
Türkiye hükümetinin tıbbın tarafsızlığına yönelik
saldırısıyla ilgili endişelerimiz gerçekleşmiş bulunuyor. BMJ’de editörün
sayfasında sözünü ettiğimiz ve yeni sağlık yasa tasarısında yer alan bir
maddeye göre, yalnızca göstericilere değil ihtiyacı olan herkese acil tıbbi
yardımda bulunulması suç sayılacaktır.Olay yerinde salt bir ambulansın hazır
bulunması bile ehil bağımsız doktorların sağlık hizmetini engelleyecek bir
durum olarak görülecek, böyle durumlarda ihtiyacı olanlara yardım eden
sağlıkçılar üç yıla kadar hapis ve ağır para cezası istemiyle
yargılanabileceklerdir. Yasa, sağlıkçıların, salt sağlıkla ilgili
ihtiyaçlarından hareketle hastalara ve yaralılara tedavi sağlama temel
yükümlülüklerini yerine getirmelerini hukuken engelleyecek, Sağlık Bakanlığı’na sağlık hizmetleri
üzerinde eşi görülmemiş bir denetim olanağı verecektir.
Siyasal görüş ve eğilimleri ne olursa olsun hasta ve
yaralı kişilere bakım ve tedavi sağlama şeklindeki ahlaki, etik ve mesleki
sorumluluklarını yerine getiren sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve
korunması, Sağlık Bakanlığı’nın ve TC hükümetinin görevi olmalıdır. Ne yazık ki
Sağlık Bakanlığı Gezi Parkı gösterilerine yaklaşırken yaralı göstericilere
diğer tıbbi acil durumlardaki gibi yeterli tıbbi bakım sağlayamamıştır.
Bakanlık ayrıca sağlıkçılardan yaralı göstericilerin ve onlara yardım eden
sağlıkçıların adlarını bildirmelerini istemiş, bu da göstericilerin ve acil
yardım veren sağlıkçıların keyfi biçimde gözaltına alınmalarıyla
sonuçlanmıştır.
Yakın tarih, tıbbın tarafsızlığına yönelik saldırı
örnekleriyle doludur. Bu açıdan, uluslararası tıp camiasının tek bir ses olarak
birleşmesi büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla, Sağlık Bakanı Mehmet
Müezzinoğlu’na ve TC hükümetine yönelik çağrımızda doktorların da bize
katılmalarını istiyoruz: Hâlihazırdaki yasa tasarısının 46. Maddesi (daha önce
33. Madde) ile birlikte ihtiyacı olanlara bağımsız, etik ve ayrım gözetmeden
bakım sağlanmasını engelleyen başka herhangi bir hüküm YASADAN çıkartılmalıdır.
/Cem ŞAHAN
10 Ocak 2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder