Süleyman bey Merhabalar.,
OMV’nin iletişim ajansı olarak hizmet veriyoruz. Tahmin ediyorum geçtiğimiz hafta içerisinde size gönderdiğimiz mail bir şekilde elinize ulaşmadı. Umarım bu mail elinize geçer.
Daha önce Samsun’daki medya mensupları ile farklı zamanlarda bir araya gelerek OMV’nin Samsun yatırımı hakkında bilgi aktarma fırsatı bulmuştuk. İstanbul’da ikamet ettiğinizi öğrenince, acaba uygun bir vaktinizde sizi de OMV yetkilileriyle bir araya getirip size de bir bilgilendirme yapabilir ve sorularınızı birebir yanıtlayabilir miyiz diye sormak amacıyla diye sormak amacıyla yazıyoruz. Uygun olduğunuz takdirde geri dönüş yapabilirseniz çok memnun oluruz.
Saygılarımızla
Zeynep Alimoğlu
Grayling İletişim
Öncelikle OMV firmasının profesyonel bir anlayış ile, firmanın, medya ve halkla ilişkilerini yönetebilmek adına dünyanın ikinci büyük danışman şirketlerinden olan Grayling firması ile anlaşmış olmasını takdir etmek gerekir. Her ne kadar yabancı yatırımcılar yatırım yaptıkları bölgelerde öncelikle yatırım yaptıkları ülkelerin hizmet ve iş gücünden istifade etmelerinin daha etik olduğu düşünülse de, OMV firması tercihini Amerikalı bir danışmanlık şirketi lehine kullanmıştır. Buna da saygı gösteriyoruz. Sonuçta tasarruf kendilerine aittir.
Firma adına beni OMV yetkilileri ile görüşmeye davet eden Zeynep Alimoğlu hanımefendiye de nezaketen teşekkürlerimi iletirim. Sonuçta kendisi de görevli olduğu bir kurumun kendisine tanıdığı yetki ve sorumluluklar çerçevesinde görevini yerine getirmektedir. Ayrıca bana daha önce de göndermiş oldukları maili aldım, ancak aşağıda yazacağım nedenlerden ötürü cevap vermedim.
Ancak, daha önce yazılarımda da ifade ettiğim gibi, ben profesyonel anlamda gazetede köşe yazısı yazan veya kadrolu çalışan bir
Eleman değilim. Hasbel kader bir işadamı olarak görüş ve düşüncelerimi bana ayrılan köşede okuyucularımızla paylaşmaktayım.
Yaklaşık 13 ülkeye ihracat yapan bir firma ortağı olup, yılın 7 ayını dünyanın çeşitli ülkelerini gerek iş gezisi ve gerekse iştigal ettiğimiz konu ile ilgili fuar katılımları nedeniyle gezip dolaşan, uluslar arası sermayelerin gelişmekte olan ülkelere katkısının neler olduğunu veya olabileceğini birebir hisseden ve kavrayabilecek kapasiteye sahip olduğuma inanıyorum. Çünkü şu anda firma olarak bizde bir batılı ülkede Türk firması olarak bir yatırım planlaması içinde bulunmakta ve bu çerçevede temaslarımızı yoğunlaştırmaktayız.
OMV yetkilileri ile elbette arzu ettikler her platformda konuşmaya ve tartışmaya açığım. Sonuçta kendilerinin 1 milyar dolara yakın bir yatırım projesini hayatiyete geçirebilmek adına, tıpkı profesyonel bir danışmanlık şirketi kanalı ile medya’yı bilgilendirme ve halkla ilişkileri yönlendirme gibi bir uğraş içine girmenin yanı sıra, gerek bürokratik ve gerekse projeye karşı oluşabilecek engelleyici faktörleri ortadan kaldırmak için çaba göstereceklerdir.
Benim petrol türevli hammaddeler ile üretilen çeşitli materyallere karşı yöneltebileceğim tek soru vardır. Biz Kyoto Protokolünün altına neden imza attık? Eğer kullandığımız tüketim maddelerinden üreteceğimiz elektriğe kadar millet olarak petrol türevli hammaddeler ile üretilen ürünleri tüketecek isek; neden 178 ülkenin onaylayıp imzaladığı bir metinde çeşitli şartların yerine getirileceğini taahhüt ettik? % 5 oranında sera gazları salınımını önleyecek tarzı hangi şartlarla oluşturabileceğiz?
Bunlar olayın elbette teknik boyutları. Diğer yandan tüm dünya’da yenilenemeyen enerji kaynaklarının hızla tükenmesine tedbir olarak üretilen yenilenebilir enerji kaynakları ile enerji elde etmek ve ihtiyaç fazlasını devlete satmayı öngören bir tasarının çıkmasını neden engellemekteyiz. Bu elbette tek başına OMV’nin başarabileceği boyutta bir yaptırım değildir. Ancak söz konusu YEK tasarısının meclisten çıkmasını engellen tek faktör doğalgaz lobisi olup, bu keyfiyet bizzat devletin bakanları tarafından da açıklanmaktadır.
Doğalgaz lobisi olarak adlandırdığımız oluşumun hedefleri malumdur. Türkiye’de şu anda tüketilen enerji miktarı 45.000 MW’dır. 2020 yılında ise ihtiyaç miktarı 100.000 MW’a ulaşacaktır. Enerjinin % 50’si ithal edilmekte olup bu ithalatın en önemli kalemini doğalgaz gazı oluşturmaktadır. Yabancıların böylesine zengin bir menüyü ellerinin tersi ile itmeleri elbette mümkün değildir. Nitekim bu menüyü teşkil eden nimetlerden istifade edebilmek için, tüm ikna edici metotları denemek yolunu seçmektedirler.
OMV’nin ajans hizmetlerini yürüten Amerikalı Graylıng firması yetkililerinin ifadesine göre, Samsun’daki medya mensupları ile bilgilendirme toplantısı yapılmış ve bu arkadaşlarımız ikna edilmiş olmalılar ki, bir iki arkadaşımız dışında söz konusu proje aleyhine tek satır yazı dahi kaleme alınmamıştır. Kimin ne konuda ve ne şartlarda ikna edildiği elbette beni ilgilendirmez. Ancak çevreye ve insan sağlığına zararlı olduğu bilimsel olarak ispatlanan bir projenin desteklenmesinin de mantığını anlayabilmemiz güçtür.
Zaman içinde OMV yetkililerinin, “doğalgazın sadece çevreye zararlı olduğunu söylüyorlar ama gelin ispatlayın dediğimizde hiçbir sağlıklı veri ortaya koyamıyorlar” şeklindeki açıklamaları da inanılır gibi değildir. Petrol türevli hammaddeler ile kullanılarak üretilen ürünlerin kullanılmasının doğada yaratacağı tahribatları önlemek için dünya ülkeleri çeşitli önlemleri almak için ellerini çabuk tutmak gayreti içinde iken, Türkiye’de bu tür ürünlerin kullanımının teşvik edilmesi ve üstelik bu tür projelerin ve tesislerinin devlet tarafından teşvik edilerek temel atma törenlerine iştirak etmek sadece ve sadece Türkiye’ye özgü bir davranıştır.
Sn.
Zeynep Alimoğlu
Graylıng firması olarak OMV firması nezdinde yapmış olduğunuz çalışmalar ve vecibeler takdir edersiniz ki, iki firmayı bağlamaktadır. Oysa bizlerin gazeteci olarak ajanslar vasıtası ile yapılacak bilgilendirme toplantılarına iştirak ederek yatırımlar hakkında bilgi sahibi olmak gibi bir misyonumuz yoktur. Çünkü gazeteci yatırımın avantaj ve dezavantajlarını araştırır ve bu çerçevede yazdığı yazıların altına imzasını atar. OMV firmasının bölgede yaptığı yatırımın adı Doğalgaz Çevrimli termik Santral’dir ve doğalgaz kaynaklı üretilen hammaddelerin insan ve çevre sağlığında yarattığı tahribatı önleyebilecek bir metot bugüne kadar keşfedilemediğinden, şahsımın OMV yetkililerine yöneltebileceğim sorulara karşı verilecek cevaplar benimle birlikte, çevreyi ve doğayı insanlığa bahşedilen en büyük nimet olarak gören kişileri de tatmin etmekten uzak olacaktır.
Nazik davetinize teşekkür ederken, bu konuda muhatabın bizler değil, bölgede yaşayan insanlar, yeryüzünde ve denizde yaşayan tüm canlılardır. Bizde dilimiz döndüğünce ve elimiz kalem tuttuğunca bu olumsuzlukları kamuoyu ile paylaşacağız. OMV yetkililerinin bize daha doğrusu bölgemize sunabileceği ve yapabileceği en büyük iyilik ve hizmet, söz konusu projeyi rafa kaldırarak, bölgenin diğer hazinelerini, güneşini, rüzgarını ve suyunu kullanarak enerji elde etmek yoluna girmek olacaktır.
Saygılarımla
Süleyman Salur
/Süleyman SALUR
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder