Samsun için, Kale Mahallesi şu anda sadece adreslerde isim olarak kalmış, hiçbir iz ve emaresi ne rastlanamayan, tarihi yapılaşmadan ise çok az örnek bulunabilen ve sınırları da çok zor tespit edilen, bir ticaret merkezi. Eski Samsun fotoğraflarında önemli bir kısmı görülebilen, son kalıntıları da Büyük Camiinin kuzey cephesinde yapılan tadilatlar sırasında yıkılan kale duvarlarıyla sadece geçmişte kalan kale mahallesi.
Ve eski kent merkezin de Sebze ve Meyve hali, şu anda iş merkezi denilen binanın olduğu yerde bulunmaktaydı. Samsun dışından gelen zirai ürünler buraya gelir ve dağıtımı Belediye marifetiyle buradan yapılırdı. Hatta yakın civar köylüsü ve Fener denilen eski Stadyumun karşısında bulunan bahçelerin ürünleri de hal’e gelir buradan pazarlanırdı. Ortasında iç avlu bulunan binanın zemin kat dışa bakan cephesindeki dükkânlar yine kuyumcu esnafı tarafından kullanılmakta, Osmanlı Bankasına bakan cephede ise eski bir gazoz fabrikası ve hazır giyim ürünleri satan dükkânlar bulunurdu. Binanın ikinci katı uzunca seneler nikâh memurluğu ve düğün salonu olarak kullanıldı.
İşte bulunduğu bölgeye adını veren bu yapı bütün sadeliği ve şirinliği ile hiç de iddiası olmaksızın 1970 li yılların sonlarına kadar kullanıldı. Zamanın Belediye Başkanı tarafından Mimar Feyyaz Yamantürk’e burası için bir proje sipariş edildi. Ben de o yılların genç mimarı olarak Feyyaz Bey’e asistanlık ettim. Projeyi hazırladık ama her ne hikmetse bu projeden vaz geçilip bu yapı adası için ulusal proje yarışması açıldı, şu anki proje yapım için seçilerek, çok katlı bugünkü yapı inşa edildi.
Yapılması da hayli sıkıntılı olan yapı, Muzaffer Önder döneminin de baş ağrısı oldu. Müteahhit Firma işi zamanın da bitiremediği gibi, imalatlarla ilgili bir sürü olumsuzluklar da yaşanarak BU YAPI Kent ‘in ticari yapılanmasına katılmış oldu. Yapı, dış form olarak Ankara’daki Kızılay binasına benzeyen bir yapı örneği. Ama o yapının hem yükselti hem de etrafındaki boşluk ve çevreye vermiş olduğu etki bizim binamızın yeri ile hiç uyum sağlamıyor. Katlı ve yüksek yapı, etrafını ezerek, dışa tamamen küskün ve kapalı haliyle son derece sevimsiz geliyor insanlara. Eski kullanımında barındırmış olduğu kuyumcu esnafı, Site Camii altına yerleştirilme düşüncesi ile binadan tahliye edilmelerine rağmen bölge, Kuyumculuk sektörünün merkezi olarak işlevini devam ettirdiği için Site camii altı yeni ticari formuna alışamadı ve müşteri çekemedi. Eski durumunda sadece birkaç sokaktaki kuyumculuk ticareti, bulunduğu alanda ve sokaklara dağılarak çoğaldı ama bölgesini plansal zorlamalarla değiştirmedi.
Planlamada başlangıcından bugüne kadar Kent açısından iki önemli hata yapıldı. Birincisi, yapı ve form seçimi ile ilgili olanıydı. Kent merkezinin o günlerdeki sıkışıklığına ilave olarak kocaman bir kütle bölgeye monte edildi. Artarak büyüyen araç ve insan yoğunluğu hiç dikkate alınmadı. Kambura kambur eklendi. İşte o günlerde, Kentin geleceği planlanırken nüfus artışına ve artan araç trafiğine uygun bir parametre takip edilse idi, o yapının yerinde beklide katlı bir otopark olacak kent merkezinin kalbi olan bölgenin araç yoğunluğuna, ta o günlerden bir çözüm bulunmuş olacaktı.
İkinci tespit ise, alışılmış ve bölgesine yerleşmiş olan bir sektöre yeni bir çevre, dayatmacı bir anlayışla başka bir bölgede ticari bir ortam hazırlama ve taşıma gayretiydi. Bu zaman zaman kent planlamasında başvurulan bir yöntemse de bazen başarısızlıkla da neticelenebiliyor. Kent yaşayanı bazı alışkanlıklarını terk etmiyor, edemiyor. Zaten böyle olmasa Ticari alanlar, eski tarihlerdeki arasta veya lonca karakterini kolaylıkla bırakıp başka bir yerde icrai faaliyet olarak devam edegelirlerdi.
Demek oluyor ki bazen bilimi alışkanlıklarla buluşturmak gerekiyor. Ben yaptım da oldu anlayışı bilimsellikle bağdaşmıyor ve bu gelecekteki yaşam şekline de olumsuzluk olarak aktarılıyor. İdare edenlerin ve kadrolarının, kent planlaması ile alacak oldukları kararlarda ben yaptım da oldu anlayışından ziyade ihtiyaçların ve gereksinimlerin cevaplandırıldığı çözümleri önceden görebilmeleridir ileri görüşlülük.
Samsun Valiliği ve İstanbul Belediye Başkanlığı yapmış olan Haşim İşcan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi önündeki Aksarayı Unkapanı’na bağlayan trafik ve araç sıkışıklığını görüp çözüm için Saraçhane başı Geçidinin yapılmasına karar verir. Adı geçen geçit 1966 yılından beri bugünün şartlarında bile işlevselliğini sağlıyor, çözüm olabiliyorsa, bu ileri görüşlülüğe şapka çıkartılmazda ne yapılır!
Darısı bizi yönetenlerin de başına. İyi haftalar.
/Sacit ACAR
02.02.2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder