Bakanlarımızın Mustafa Demir ve Taner Yıldız ile Avusturya Dışişleri Bakanı Michael Spinderleger’in iştiraki ile, Doğalgaz Kombine Çevrim Santalinin temel atma töreninde konuşan OMV’nin üst düzey yöneticilerinden Wolgang Ruttenstorfer, Türkiye’nin enerji piyasası için çok verimli ülke olduğunu ifade etmiştir.
Yabancı ülke CEO’larının enerji konusunda ilk etüt ettikleri ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Çünkü 70 milyon nüfusu ile her anlamda potansiyel bir gelir kapısıdır. Genç bir nüfusa sahiptir. Yabancılar kendi ifadeleri ile, Türkiye’nin enerji arzına katkıda bulunmaktan başka hiçbir düşünceleri bulunmamaktadır. Tüm batılı ülkeler, ülkemizin kalkınabilmesi adına ellerinde hangi teknolojiler var ise, hizmetimize sokabilmek için adeta seferberlik ilan etmişlerdir.
Wolgang Ruttenstorfer, ayrıca, santrale karşı benim gibi birkaç kendini bilmez köşe yazarı, STÖ temsilcileri ve vatandaşın gösterdiği tepkileri minimize edebilmek için, belde belediye başkanı Şenol Kul’un üzerinde ısrarla durduğu bir okul yapımı talebine de yeşil ışık yakmıştır. Eğer başkanın talebi kabul görüp okul binası yapıldığında, “OMV’YE OKUL DEĞİL TAVUK KÜMESİ DAHİ YAPTIRAMAZSINIZ” başlığı ile köşemizde yayınladığımız yazının da böylece hiçbir anlamı ve önemi kalmamış olacak ve iddia ve isnatlarımız çürütülmüş olacaktır.
Doğalgaz lobisinin Türkiye üzerindeki etkilerini hiç kimse inkar edemez. Petrol türevli ürün üreticileri yapmış oldukları milyarlarca dolarlık yatırımın geleceğini riske etmemek adına her tür legal veya illegal yolları denemekte ve başarıya ulaşmaktadırlar.
Türkiye’de dışa bağımlı petrol türevli bir ürüne karşı alternatif doğal malzemeler ile üretilen bir ürün ürettiğinizde piyasaya girebilmeniz kesinlikle mümkün değildir. Öncelikle karşınıza mevzuat hazretleri dikilir. Ürettiğiniz ürünün standartlara uygunluğu için ilgili kurumlardan onay almanız gerekir. Bu onay verilmez. Çünkü sizin üretmiş olduğunuz ürünler doğal hammaddeler ile üretilmiş olduğu için emsal standartlar bulunamaz.
Malum kalite standartlarının menşei, petrol türevli ürünleri üreten ülkelerdir. Yani örneğin TS 825 standardı olarak anılan standart, Alman DIN normlarına göre düzenlenmiştir. Dolaysıyla yerli üretici olarak bu standartlara uygun olmayan ürününüzün satılabilmesi için gerekli standarda uygunluğuna ilişkin bir belge alamazsınız.
Bu handikapları bu köşenin yazarı sıfatı ile değil, bizzat kendi firmamızın üretmiş olduğu, patenti firmamıza ait olan ve dünyada muadili olmayan, piyasada petrol türevli ürünler ile üretilen ürünlere muadil olarak tamamen doğal ve üstelik ülkemiz kaynaklı hammaddeler ile üretilen bir ürünü piyasaya sürebilmek için, malum kartel sahiplerinin şahsınızı ve firmanızı fiziki tehditleri bir yana, kartelin güdümünde olan bürokrasinin dişlileri arasında 2 yılını heba etmiş bir kişi olarak yakinen bilmekteyim.
Petrol türevli dışa bağımlı ürünler ile üretilen ürünlere muadil olarak, önemli bir bölümü ülkemiz kaynaklarından elde edilen ve tamamen doğal hammaddeler ile ürettiğimiz ürünlerin, kartel ve bürokratik engeller nedeniyle Türkiye’de gerekli standart ve kalite belgeleri alamadığımıza ilişkin, bizzat Cumhurbaşkanı başta olmak üzere başbakan ve bakanlara yazdığımız yazılar ile konu bilgilerine sunulmuş, bilahare firmamız TSE tarafından Ankara’da ürünümüzün tanıtımı ile ilgili bir brifing vermemiz için davet edilmiştir. Sonuçta bürokraside tespit ettiğimiz bazı kirli ilişkiler sonucunda ilgili Standart Daire Başkanı görevden alınmıştır.
Doğalgaz lobisi malum oyunu bu kez de, yenilenebilir enerji kaynaklarının hayatiyete geçmemesi için oynamaktadır. Bilindiği üzere bir süre önce hazırlanan YEK kanunu değişikliği (Yenilenebilir Enerji Kanunu) Meclis Sanayi ve Enerji Komisyonundan iktidar ve muhalefetin mutabakatı ile geçmesine rağmen, aylardır mecliste bekletilmekte ve üstelik meclis gündemlerinin en alt sıralarına kaydırılmaktadır.
Birileri bu kanunun mümkün olduğunca geç çıkması için her türlü metodu denemektedir. Çünkü bu kanun ile, yenilenemeyen enerji kaynaklarının saltanatı sona erecektir. Fizibiliteleri çerçevesince birkaç yıl için amorti edilecek milyarlarca dolar doğalgaz menşeyli yatırımların sonu hüsranla sonuçlanacaktır.
Eski Enerji Bakanı Hilmi Güler dahi bir bakan olarak lobilerin hükümet üzerindeki baskısını “lobiler engellemesin diye düzenlemeyi bir sır gibi sakladık” şeklinde ifadeler kullanmıştır. Doğalgaz lobilerinin bu konuda engelleyici rol üstlenmediklerini hiç kimse iddia edemez. Yukarıda kendi firmamız ile vermiş olduğumuz örneği her şekli ile ispatlamaya hazırız. Olaya o dönemde Bayındırlık Bakanlığı Komisyon Başkanlığı görevini yürüten ve bugün Bayındırlık ve İskan Bakanı görevinde bulunan Mustafa Demir’de şahittir.
YEK ile ilgili değişikliğin mecliste kabul edilememesi ile kanunlaşamaması, 2005 yılından bu yana uygulanan fakat yerli üreticiye yeterli destek ve teşviği engelleyen yapısı ile yürürlükte olup, önemli olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Yerli kaynaklar ile üretilecek elektrik tesislerine destek verilmemekte, ancak yabancı yatırımcılara her türlü destek ve teşvik sağlanmakta ve milletvekillerimiz ise adeta bu firmaların iş takipçiliğine soyunmaktadırlar.
Sistem bu şekilde devam ettiği, ve YEK ile ilgili yapılan değişikliklerin mecliste bekletilerek kanunlaşmasının engellendiği sürece, OMV veya benzeri firmalar ülkemizde elbette cirit atacaklar, ve yatırımlarını sürdüreceklerdir.
/Süleyman SALUR
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder