12 Ocak 2014 Pazar

Gözümüz Aydın



Son derece ağır ve son derece ciddi ve bilimsel, kentsel makalelerden sonra biraz daha hayati ve güncel bir şeyler yazmanın zamanı geldi. Tabiidir ki daha önce yazdıklarımızın gerçekçi olmadığını söylemek istemiyorum. Bu tamamen zamanla ilgili. Gelinen zaman dilimi ve bundan sonra yaşanacak olanlar daha çok bizi ilgilendirecek ve hayatın gerçek yüzüyle ister istemez karşı karşıya getirecek. Beş yıl daha şu andaki atmosferi göremeyecek, duvarlarımız postersiz, flamasız, televizyonlarımız propagandasız kalacak. Oh ne güzel, hayat ne hoş. Ne kadar da bıkkınlık ve sıkıntı vermeye başlamıştı değil mi. Bu işin de kararını bulamıyoruz her şeyde olduğu gibi.
      
Ama artık bir yerlerdeki kuyrukların farkına varan olmayacak, şikâyetler muhatapsız, sorunlar ve sorular karşılıksız, maaşlar yetersiz, hayat olumsuz, yaşam manasız, gam kasavet diz boyu olmaya devam edecek. Basında ve medyada güçlülerin güçsüzleri daha çok ezdiğini okuyacak ve görecek, gün yine açmaya, mevsimler geçmeye, hayat bildiğince akıp gitmeye devam edecek.

Yollarımızdaki çukurlar yine su dolmaya, kanallarımız yine patlamaya, çöplerimiz zaman zaman yol kenarlarında birikmeye, araçlarımız sınırsız ve sorumsuz yol kenarlarında park etmeye(hatta ikinci sıra olarak), kaldırımlarımız kullananın hakkı olduğundan yine kapanın elinde kalmaya hatta kullanılmaya, esnaf satıcılar rastgele her yere tezgâh açmaya, her köşe başını tutmaya kontrolsüzce devam edecekler.

Yeni Başkanlarımız yeni görevlerine oturup yeni kadrolarını önemli mevkilere atayıp, yeni sratejilerini belirleyecek, seçim öncesindeki dönemin kara listelerini gözden geçirecekler, oh dünya varmış bu beş yıl daha her dediğini yaptıran, her yerde saygı ve itibar gören konumlarının rahatlığıyla etrafındakileri çokta umursamadan yaşayıp gidecekler.

Yeni kurulan meclislerdeki üyeler, komisyonlarını oluşturur oluşturmaz öncelikli ve akçalı konulara yönelip onların faydalı bir şekilde(!) çözümünü düşünmeye başlayacaklar. Hayat iki bölümde yaşanmaya ve sürmeye devam edip gidecek. İçerde ve dışarıda. İçerdekiler, üst paragrafta anlatmaya çalıştıklarımla ilgili, dışarıdaki ise bizler gibi olan,  düşünen, düşünmekten yorulan, düşündüklerini zaman zaman söylemek isteyen ama kaale alınmayan veya sesini duyuramayan sessiz ve zavallı kitle.

Ama yine de cümleten gözümüz aydın. İnsanları, hastaları, çocukları hiçe sayan lüzumsuz sesler susacak, sokaklardaki ve duvarlardaki görüntü kirliliği bitecek, sataşmalar ve karalamalar sona erecek hatta zaten bozuk olan trafiğimizin uyumsuzluğu da bitecek. Daha da çok sevindiğim, hiçbir zaman gerçekleştirilemeyecek ve hayatiyeti olamayacak düşüncelerin, projelerin ortadan kalkması olacak. Gazetelerde gün be gün yayınlanan, ortaya atanların kendilerinin dahi inanmadığı ütopik hayallerinin bitmesi bile gözümüzün aydın olması için yeterli. Beş yıl sonra yeniden buluşmak, yeniden ikna süreçlerini yaşamak yeniden sabır depolamak üzere hoşça kalın.

 İyi haftalar.
 /Sacit ACAR
30.03.2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder