Geçen hafta ki yazım da Samsun’un önemli sorunlarının çözüm yerinin siyasi irade olduğunu belirtmiş, ancak Samsun’un siyaseten var olan sayısal gücünü iyi değerlendiremediğini yazmıştım.
O nedenle de, Samsun’da ki siyasi yapının hem iktidar, hem de muhalefet açısından her yönüyle sorgulanması gerektiğini vurgulamıştım.
Samsun’da yaşanan bu siyasi yetersizliğin artık tüm boyutları ile masaya yatırılmasının zamanının geldiğine inanıyorum. Yıllardır Samsun’un ihmal edilerek, Türkiye sıralamasında ki ilk sıralardan 35. sıralara yuvarlanmasında sorumluluğu olan tüm siyasetçilerin ve siyasi kimliğe sahip yerel yöneticilerin artıları ve eksileri irdelenmedikçe, Samsun’un geleceğine umut ışıkları yakılması olası değildir.
Gönül isterdi ki, böyle bir sorgulama sosyal ve siyasal bilimciler tarafından yapılsın. Ne yazık ki, bugüne kadar Samsun’un bence çok önemli bu sorununa bu açıdan yaklaşan ve sahip çıkan olmadı.
Geçte olsa, Samsun için son derece önemli olan bu sorunun, sosyal ve siyasal boyutlarının profesyonel bir araştırma kuruluşuna incelettirilmesini öneriyorum.
Yukarıda belirttiğim özelliklere sahip olmamama rağmen, yılların kazandırdığı siyasi ve sivil toplum deneyimlerimle dayanarak, bir başlangıç olması adına bu sorun üzerinde değerlendirme yapmak istiyorum.
Değerlendirmeme başlarken özellikle belirtmek isterim ki, Samsun’un yaşadığı bu siyasi yetersizliğin, sadece günümüzün sorunu olarak öne çıkartılmasının da haksızlık olacağını düşünüyorum. Bu sorun yıllara dayalı bir geçmişe sahiptir.
Bu sorunun, iktidar ve muhalefet açısından da ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Çünkü bu sorunda, iktidarların başarısızlığı kadar, muhalefet kanadının yetersizliği de önemlidir.
Samsun’un siyasi geçmişine baktığımızda, Samsunlunun yıllardır siyasi tercihini her zaman iktidara gelen partiden yana kullandığını görürüz. Bu nedenledir ki, Samsun seçim sonuçlarını da belirleyen il olarak anılmaya başlamıştır. Öyle ki, “Samsun’da seçimi kazanan parti, Türkiye genelinde de seçimi kazanır” söylemi adeta kural haline gelmiştir.
Çok kez söyledim, bir kez daha söyleyeyim. Sonuçta bu tercihin, bir kentin seçimden karlı çıkması açısından son derece doğru bir yaklaşım olması gerekir. Yani, iktidarın yanında olan bir ilin, bundan kent çıkarları adına büyük çapta yararlanacağı anlamı çıkar.
Oysa Samsun’a baktığımız da, tersine bir gerçekle karşı karşıya kalıyoruz. Her seçimde iktidar partisine en çok milletvekili veren illerin başında gelen Samsun, hemen hemen hiçbir dönem de bunun artılarını görememiştir. Hatta son 7–8 yıllık dönem de tam tersine, “ Mobil ve Termik Santral dayatmaları”, “Teşvik Yasası ve Cazibeli Kentler dışına itilmek” gibi uygulamalarla, adeta cezalandırılmıştır.
Bunların en büyük nedeni, Samsun’un sahip olduğu siyasi iradeyi kent çıkarına kullanamamasıdır. Çünkü dünden bugüne, Samsun’u TBMM’ de temsil etsinler diye seçtiklerimiz, seçildikleri partinin genel başkanına biat etmenin ötesine geçememişler ve bırakın Samsun’un çıkarlarını savunmayı, Samsun’un sorunlarını kendi genel başkanlarına dahi anlatamamışlar veya anlatabilme cesaretini gösterememişlerdir.
Samsun’un günümüzde ki siyasi yapısı incelendiğinde, geçmişte olduğu gibi hiç de umut verici gözükmemektedir.
İktidar partisi il teşkilatı, hükümetin de desteği ile tamamen yaklaşan seçimin hesaplarına yoğunlaşmış görünüyor. Kendi siyasi kazanımları açısından yapılanları çok da eleştiremeyiz ama bunların içinde Samsun’un kronikleşen sorunlarını olumlu etkileyecek bir projeye de rastlamak olanaksızdır.
Bu dönemde işsizliğe çare olacak hiçbir yatırım yapılmadığı gibi, bölgenin gelir kaynağı olan tütün ekimi bitirilirken, fındık ve şeker pancarı ekim alanları daraltılmış, buğday üretimi ise ithal buğdaya kurban edilmiştir.
Dönem başı verilen “Sus payı” niteliğinde ki paralarla köylü toprağından kopartılmıştır. Önceleri tatlı gelen bu paralarla toprağından kopartılan köylerin gençleri, bir süre sonra iş aramak üzere büyük kentlere gitmiş ve köyler boşalırken, traktörler brandalar altında kaderine terkedilmiştir.
Başta Ballıca Sigara Fabrikası olmak üzere Tekel, Azot ve Bakır gibi zaten sayısı az olan tesislerin özelleştirilmesi ile binlerce işçi işsiz kalmıştır.
Kent merkezi ile ilçelerde ise, denge tüm ülkede olduğu gibi fakir kesime dağıtılan yardım paketleri ve kömür ile sağlanmıştır.
Oysa ulufe gibi dağıtılan bu paralar ve yardım paketlerinin tutarları ile işsizliğe çare olacak yatırımlar yapılsaydı, binlerce gencimize ekmek kapısı açılmış olurdu.
Uzun bir aradan sonra bir de bakanımız olmasına rağmen, Samsun’un önemli herhangi bir sorununa çözüm bulunmuş gözükmemektedir.
Kendi içine ve geleceğine dönük bu siyasi çalışma ve her iktidarın yaptığı kadrolaşmayı belki kendi adına çok daha iyi yapan bir siyasi anlayışın, bundan önceki dönemlerde olduğu gibi Samsun’a vereceği çok fazla bir şey yoktur.
Olaya muhalefet cephesinden baktığımızda ise, bırakın Samsun’a katkı vermelerini, kendi üyelerine dahi moral verecek bir çalışmaları gözükmemektedir.
Samsun’da siyaset adına bence asıl sorun muhalefettedir. Siyaset yapmak adına muhalefet partileri açısından bugünkünden daha güzel ortam bulunamaz.
Hadi diyelim ki, iktidar partileri gözü kapalı her seçimde oy veren bir kente karşı, kendilerini bir şeyler yapmaya zorunlu hissetmiyorlar.
Peki, iktidarların bu kente karşı görevlerini yerine getirmemeleri muhalefet partileri için bulunmaz fırsat değil midir?
·Samsun bugün ekonomik sıralama da 35. sıralara yuvarlanmış mı?
·Samsun’da ki işsiz sayısı, birçok doğu ilinin de üstüne çıkmış mı?
·Samsun, bölgemizde Teşvik Yasası dışında bırakılma ayıbının yaşatıldığı tek il damgasını yemiş mi?
·Samsun, verilen sözlere rağmen, “Cazibeli Kentler” dışın da bırakılmış mı?
·Eğitimi çökmüş, ülke genelinde ki orta öğretim ve üniversiteye giriş sınavların da, Türkiye’nin geri kalmış illerinin dahi altına düşmüş mü?
· Beş yıldızlı tek otelinin sorununu dahi çözemeyerek, 2,5 yıl kapalı kalmasına göz yumulmuş mu?
·Koskoca kent, yeşil kart rekortmeni il haline düşürülmüş mü?
·Tek markası Samsunspor kaderine terkedilmiş mi?
·Samsun’un kirli yatırımların merkezi haline getirilmesine seyirci kalınmış mı?
·Samsun’un geleceğine büyük bir borç yükü bırakacak, güzergâhı ve önceliği ile çok tartışmalı bir “Raylı Sistem” olayı yaşanmış mı?
·Samsun’un adı, ulusal medya da cinayet, yaralama, tecavüz, gasp ve dolandırıcılıkla anılır hale gelmiş mi?
Hadi burada bir nokta koyalım ve daha fazlasını söylemeyelim ve soralım. Bir muhalefet partisi için, muhalefet yapmak adına bundan daha güzel bir ortam olabilir mi? Seçim kazanmak için bundan daha hazır bir zemin bulunabilir mi?
Böylesine her şeyin muhalefetin lehine gözüktüğü Samsun’da ki muhalefet partilerinin Sayın İl Yöneticileri ve Sayın Milletvekilleri, söyler misiniz, nerelerdesiniz?
·Samsun’un hangi sorunu için bayrak açtınız?
·Hangi sorununa sahip çıktınız? Hangi sorun için bir komisyon kurarak rapor hazırladınız.
·Yukarıda ki sorunların hangisi için Samsunlunun önüne düşerek hesap sordunuz?
·Bir sivil toplum kuruluşu kadar dahi etkin olamıyorsanız, o koltuklarda neden oturuyorsunuz?
·Mobil Santraller Samsun’un başına bela olunca, STK’lar oluşturduğu “Çevre Birlikteliği” ile bu santrallere mühür vurdururken, sizler ne yaptınız? Sizler de bir komisyon kurarak en azından bilimsel bir rapor hazırlayamaz mıydınız?
· “Teşvik Yasası” dışında bırakıldığımızda hanginiz karşı koydunuz? “Teşvik Birlikteliği’nin” hazırladığı elimizi güçlendiren rapora destek mi verdiniz? TBMM’de Samsun’u başka illerin vekilleri savunurken sizler neredeler deydiniz?
·DSİ 7. Bölge Müdürlüğü’nün KUMKÖY Hidroelektrik Santrali’nin satışında hazinenin uğratıldığı zararı, titiz bir araştırma ile ortaya çıkaran ESM ( Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası) Samsun Şubesi’nin gösterdiği çabayı, muhalefet partileri olarak neden sizler gösteremediniz? Aslında bu sizlerin görevi değil miydi?
·Seçimler kapıya dayanınca, Samsunludan nasıl oy isteyeceksiniz? Oylarını isteyebilmek için ne yaptınız?
·Bu anlayış ve yönetim tarzı ile STK’ların dahi gerisinde kaldığınızın farkında değil misiniz?
Ana Muhalefet Partisi’ne bakıyorsunuz, iki milletvekili kendiaralarında barışık değil. Samsunlunun sevip bağrına bastığı milletvekili genel başkanına biat etmediği için dışlanmış. Bir kez daha aday gösterilmeyeceğini ve parti içi demokrasi olmadığı için ön seçimde yapılmayacağı için, bir kez daha aday olma şansı kalmadığını gördüğü için olacak, biraz kırgın, biraz küskün kenara çekilmiş.
Diğeri milletvekili ise, Genel Başkanına biat etmenin sorumluluğu ile vekilliği bir yana itmiş, koltuklara kendilerine oy vermeyecek birileri oturmasın diye, kendisini il teşkilatını yönetmeye adamış. Her geçen gün küskünlerin sayısını artırmakla meşgul. Kendilerinden farklı düşünen partililerine dahi partinin kapılarını kapatan ve bu siyasi anlayış nedeniyle, partili olanların bir kısmının dahi oy vermediğini görmezden gelerek yapılan siyasetin, ne Samsun’a, ne de Ana
Muhalefet partisine bir yararı olacağını sanmıyorum. Üzülerek söylemek gerekirse, ülkede rejim endişelerinin yaşandığı bir dönem de, dar kadroculuk ve biat esasına dayalı siyaset yapılarak yalnız Samsun’un değil, ülkemizin geleceği açısından da büyük bir sorumsuzluk örneği sergileniyor. En çok ihtiyacımızın olduğu günlerde bütünleşmenin önünü keserek ve söylemlere dayalı muhalefetle yetinilerek ülkenin ve Samsun’un alternatifsizlik çıkmazına sokulması, ülkemiz ve Samsun adına yaşanan en büyük şansızlıktır.
Muhalefetin 2. büyük partisinin de ana muhalefet partisinden çok farklı bir görüntü verdiğini söylemek mümkün değil. Buna rağmen, tek milletvekili ile sınırlı da olsa, Samsun’un sorunlarını
TBMM’ne taşıdığını da yok saymamak gerekir. Kendi içyapısında daha fazla disiplinin hâkim olduğu gözlenen MHP’nin il düzeyinde medyayı kullanarak yaptığı açıklamaların çok etkin olduğu söylenemez.
Muhalefet adına belki de yapılacak en doğru yorum, muhalefet partilerinin bazı STK’lar kadar dahi etkin olamadıkları gerçeğidir.
Bu arada bir parantez de kentin yerel yöneticilerine açmak gerekir. Samsun’un en kronik sorunlarından birisi de, kent yönetimine talip olan yerel yöneticilerimizin Samsun’u yönetmekten öteye, Samsun’a ve Samsunluya sahip çıkma sorumluluğunu gösterememiş olmalarıdır.
Samsun’un uğradığı her haksızlıkta kente ilk sahip çıkması gereken kişi, bu kentin hamisi konumunda olan Büyükşehir Belediye Başkanıdır. Ne yazık ki, bu kural Samsun’da hiçbir dönem de geçerli olmamıştır. Samsun ,“Sahipsiz Kent” olarak anılır hale gelmiştir.
Değerli okurlarım, yazımın bu bölümünde hoşgörünüze sığınarak Samsun’da ki siyasi yetersizliğin bir analizini yapmaya çalıştım. Yazımın 2. bölümünde ise sorunun sonuçları ile bu konuda ki önerilerime yer verdim.
Yarın 2. bölümde buluşmak üzere, haftanızın güzel başlamasını diliyorum.
/Sadi SUBAŞI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder