Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar Borsalar Kanunu uyarınca oda ve borsaların meclis ve yönetim kurulu yenileme seçimleri bu yılın ilk iki ayı içinde yapılması gerekiyor. Oda seçimlerine katılacak başkan adaylarının da ekiplerini kurup meslek komiteleri seçimlerine ağırlıklarını koymaları bu yolun ilk adımıdır.
Söz oda seçimlerinden açılmışken geçmişte bizzat yaşadığımız hiç de etik olmayan bazı anıları sizlerle paylaşarak aday adaylarına bir yol haritası çizmek istedim.
1980 askeri harekatı sonrası yasaya eklenen bir madde ile siyasi partilere üye olanların oda ve borsaların denetim ve yönetimlerinde görev almaları yasaklanmıştı. Diğer bir deyimle oda ve borsa seçimlerinde meslek komitelerine, dolayısiyle meclise seçilme hakkını kaybetmişlerdi. Bu durum karşısında Doğru Yol Partisinin Kurulma aşamasında bir kısım arkadaşla birlikte tercihimizi partinin geliştirilmesi yönünde kullanarak oda seçimlerine katılamamıştık. Bu yasa maddesinin 1991 Genel Seçimlerinden sonra kaldırılması üzerine tekrar oda seçimlerine katılma hakkına kavuştuk.
Mehmet Çebi’nin milletvekili olmasıyla boşalan oda başkanlığı seçimleri hayli renkli ve hareketli geçmeye namzetti. 1992 Mart’ında yapılan seçimlerde yönetim kurulu ve meclis başkanlığı için üç grup oluşmuş, iki grubu birleştirme çabalarımız ise maalesef sonuçsuz kalmıştı. Sonuçta seçime giren üç gruptan benim de içinde bulunduğum grup üç oyla yönetimi kaybetmiş ama meclis başkanlığını alarak 27 Mart’ta oda meclis başkanı seçilmiştim. Meclis içi yenileme seçimlerinin ise iki yılın sonunda Ekim ve Kasım ayları içinde yapılması gerekiyordu. Seçim tarihinin meclisle birlikte yönetim kurulu tarafından belirlenip açıklanması o güne kadar terk edilmemiş bir teamül iken bu defa yönetim kurulu kendi arasında aldığı seçim kararını trajı düşük bir gazetenin arka sayfalarından birinde yayınlatmış. Üç gün sonra bu ilanı tesadüfen gören eski meclis başkanı Vedat Aydar’ın haber vermesiyle ancak bilgi sahibi olabilmiştik. Sonuçta meclis üyeleri kendi içinde yapacakları bir seçimin tarihinden haberdar edilmeden baskın bir seçimle yüz yüze bırakılmışlardı. Bunun hiç etik olmadığını ve Samsun Ticaret ve Sanayi odasının geçmişine yakışmayan bir durum olduğunu dile getirdiğimde ise bir yönetim kurulu üyesinin ‘Olur böyle şeyler, bak hazırlık için bir haftayı kaybettiniz.’ Cevabıyla karşılaşmıştım. Ola ki bu eski alışkanlıklar yine su yüzüne çıkar , o nedenle seçimlere hazırlanacakların seçim tarihini merkez ilçe seçim kurulundan sorarak öğrenmeleri en sağlıklı yoldur çünkü seçimden 15 gün evvel ilçe seçim kuruluna müracaat etmek yasa gereğidir.
Daha sonraki iki seçimde ise grupların yapısında yapılan oynamalar ile gruplardaki üye liselerinin seçime katılacaklara geç verilmesi ve listelerde adres bulunmamamsı gibi şikâyetlere sahne olunmuştu. Dikkat edilmesi gereken diğer bir konu ise bazı iddialı ve çekişmeli geçen grupların seçim sandıklarından fazla çıkan oylar idi. Seçim yasası gereği fazla çıkan oy adedi kadar zarf alınarak açılmadan imha edilir. Bu nedenle seçim başlamadan oy sandıklarının boş olması ve seçim süresince sandıklara fazladan zarf atılmaması ayrıca her oy kullananın seçim hakkına sahip olup olmadığı da önem taşıyan konulardandır.
Önümüzdeki seçimlerde Samsun’a ivme kazandıracak bir yönetim felsefesinin egemen olması dileğiyle.
/Yücel TÜRE
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder