
Yerel Seçimlere yaklaştıkça adayların kendi konularında olan olmayan programları ortaya çıkmaya, duvarlara afiş olmaya, ellerinde pano olmaya televizyonlarda propaganda malzemesi olmaya başladı. Ama bu programların en sevindirici tarafı herhalde işsiz kesimini ilgilendiriyor. Zira her başkan adayının işsizleri ilgilendiren, onlara tatlı rüyalar gördüren işçi ve istihdamıyla ilgili programları daha çok ilgi uyandırıyor. Artık sayıları da konuşulmaya başladı. Şu kadar işçi sanayi kesiminde, bu kadar işçi bilmem ne kesiminde gibi kulağa tatlı gelen, hoş ve boş söylemler öne çıkmaya başladı.
Yine bana çok ilginç ve abartılı gelen bir propaganda malzemesi ise, bilmem kaç yüz konutluk TOKİ destekli kentsel dönüşüm uygulamaları. Bunu yerel yönetimlerin kendilerine mal etmelerini bir türlü anlayamıyorum. Kimin arazisine kim para harcıyor bunu kim kullanıyor hala belli değil. Sadece kendi fiziki planlama alanlarında olmalarından başka bir ilintileri olmayan bu etkinliklerden Belediyelerin ekmek çıkarmaya çalışmalarını anlamak, doğrusu akıl kârı değil.
Belediyelerin propaganda listelerini bu kadar uzatmaya ve cazip kılmaya aslında hiç ihtiyaçları yok. Zira önümüzde o kadar etkili o kadar rahatsız edici ve o kadarda düşünülemediği takdirde canavarlaşan bir ulaşım ve trafik tehlikesi var ki bütün programlardan ziyade bunların önceliği olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu bütün yapılması gerekenler bir yana, trafik ve ulaşım bir yana. Çünkü Ekonominin bel kemiği olan Otomotiv sektörü bu derece önemliyken kent ve araç, kent ve insan, kent ve trafik bağıntılarına çözüm bulunmadan gelecek nasıl planlanabilir. Büyük Kentlerin Ulaşım Master planlarını, daha küçük yerleşimlerin ise, kent geleceğinin planlandığı çalışmalarını ortaya koyarak bu süreci geçirebilirler ve çok da inandırıcı olur. Başka bir arayışa ve şirin görünme profiline hiç mi hiç gerek kalmaya bilir.
Büyük Şehirlerimizin ulaşım sorunlarının masaya yatırıldığı, görüşüldüğü seçim arifesindeki bu günlerde alt geçitlerle alakalı çeşitli düşünceler konuşulmaya devam ediyor. Kimilerince battı çıktı, kimilerince dal çık denilen alt geçitlerin ulaşım uzmanlarınca doğru bulunmadığı, araç trafiğini davet eden ve trafiği zorlaştıran bir özelliği varken bunu çözüm gibi gösteren başkan adaylarını görmekteyiz. Hatta palyatif çözümlerle, ARŞİMET heyecanıyla buldum diye sarılarak kent geleceğine ipotek koyan başkan adaylarını medyada izlemekteyiz. Aslında Kent merkezlerini geçitlerle çözümlemenin olumsuzluklarını başkent Ankara’da çok bariz görmekteyiz. Ama şu anda sayın Gökçek yaptığı 144 tane alt geçidin sayısıyla övünmekte, bunların sayısını artırmakla gelecekteki yönetim programını iftiharla sunmaktadır.
Yine şehirlerimizdeki mevcut araçların korunması ve yollardan kaldırılması için katlı otoparkların veya zemin altı otoparkların yapımı ve plan tadilatlarının, çok konuşulduğu şu günlerde şehirlerimizin yayalaştırılması ve yollarımızın araçlar kadar yayalara da ait olduğunu kimse gündeme getirmemektedir. Aslında yollarımızda keyifle yürümenin ve alışveriş etmenin bir yere ulaşmanın zevkini yayalaştırma becerisiyle sağlamak cesaretini kimse ortaya koyamıyor. Kentte araçların hiç giremediği ve hiç kullanamadığı bölgelerin çoğaltılmasını hiçbir programda görememekteyiz. Ki bu bölgelerin tamamen yayaya tahsisinden söz etmekteyim. Buna benzer bir uygulama üç beş sene önce yaz akşamlarında istiklal caddesinde (çiftlik caddesi) denenmiş ve yayalar bu arteri son derece güvenli ve araçsız kullanmışlardı.
Kentlerimizi trafik illetinden kurtarmak için öncelikle kent planlamasına azami önemin verilmesi planlama kriterlerine bu özelliğin mutlak monte edilmesinden geçmektedir. Yazının başlığı bilhassa ve özellikle seçilmiştir. Kent yönetimini arzu eden adayların sorunları tespit ve çözümlerine yönelik düşüncelerinde T R A F İ K v e U L A Ş I M bir bildiri özelliğinde olmalıdır. Gerisi lâftır, göstermelik icraatlardır, sahte çözümlerdir. İyi haftalar.
/Sacit ACAR
21.03.2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder