14 Ocak 2014 Salı

Dolgulu Samsun




Taflan Mevkii, Samsun

Ellerde ve arşivlerde bulunan 50’li yıllar öncesindeki kent fotoğraflarına bakıldığında minicik bir kıyı kasabası görünümündedir Samsun. Belirgin olarak Kale Mahallesi, Bankalar Caddesi, şu andaki eski Vilayet binasının bulunduğu Kent Parkının olduğu yerdeki şehir mezarlığıyla, seyrek bir yapılaşma gösteren mütevazı bir kasabacık. Daha sonrasındaki yıllarda ise tütünün gündeme gelmesiyle kent yapılanmasında tütün depolarının hâkim görüntüsünün şekillendirdiği, sadece merkezde kümelenen yapılar topluluğu. Kale, Hançerli, Selahiye mahalleleri, belediye civarı ve sahildeki yapılanmalardan mürekkep bir merkez. Yarımay şeklinde, Fener burnundan başlayarak bomboş tepeleriyle bu merkezi saran tepecikler ve şu andaki Belediye Evlerinin, Hasköy ve Hacı İsmail köylerinin bulunduğu sırtlarda biten bir fotoğraf.

Bu sakin halini belki de Limanın yapıldığı yıllara kadar sürdürmüştür Samsun. Olumsuzlukları hala da tartışılan, yer seçimi kararını verenlerin bile burun kemiklerini sızlatan kentsel gelişmeler ta o günlerden başlamıştır. Sahil dolguları, demiryolu ağı, şehrin önünü perdelemiş; hem denizle irtibat kesilmiş, hem de rekreasyon ve yeşil kaybolmuş, suyun maviliğini hiçbir zaman görememiştir Samsunlu. Dolgu o kadar cazip gelmiş, o kadar çok benimsenmiştir ki, suyu görmek ve denize girmek için en az 10 Km. gitmek gerekmiştir. Olumlu bir karar almayı becerenler de olmuş, kumsala Fuar kurulmasıyla bir renk ve armoni yakalanmış, Samsun bir müddet de bununla oyalanmıştır. Ama çok geçmeden önündeki denizini de bir fosseptik çukuru gibi kullanmaya başlamış bütün yaptıklarının üzerine pislemeyi becermiştir Kent idarecileri. Yıllarca sahilde dolaşmak için koku özürlü olmak gerekmiştir.

Her kime sorarsanız sorun, Samsun‘un yerlisini bulmak çok zor hatta imkânsız gibidir. Samsun genellikle dışardan gelenlerin yerleştiği ve rahat ettikleri bir yerleşim birimidir. Genellikle Karadeniz kıyı kentlerinden gelenlerin tröstleştirdiği bir yerleşim modelinin vücut bulduğu bu güzelim şehir sahiplenilemeyişinin sancılarını hala da çeker durur. Hatta aşağı yukarı Kent idarecilerinin büyük bir bölümü Karadeniz’in diğer illerinden ithal edilmişlerdir.

Yıllar içinde Bugünkü Petrol Ofisi tesislerinin bulunduğu Derbent denilen mevki’in hemen yanı başından başlayan denizi doldurma işlemi, Fener burnunu da geçerek Kürtün Çayına kadar dayanır. Belirli dönemlerde yavaşlar, belirli dönemlerde hatırlanarak yeniden hız kazanır. Dolgu işi idealdir Samsun sahilleri için. Kirazlık dağlarının taşı ile inşaatların temel hafriyatından çıkan toprak,  sanki Tanrının ilahi bir emridir bu işler için. Kirazlıktaki dağlar erimiş ama Samsun’un deniz dolgusu bitmemiş bitememiştir. Doldurdukça yeni topraklar katılmıştır yurdumun sınırlarına.

Samsun’da yeni dolgular yeni ufuklar açarak yeni yapılara arsa olmaya devam ede gelmiştir. Şehirlerarası devlet karayolundan sonra, Kültür Sarayını, Kapalı Spor Salonunu, şehrin beş yıldızlı tek otelini buralara konuşlandıran zihniyet, Vilayet binasının bile dolgu alanı üzerine inşa edilmesinde hiç sakınca görmemiştir.  Bugünkü sahil yapılanmaları konusunda ulemalık mertebesinde fikri olanların, o gün söyleyecek bir sözleri olamamıştır nedense!

Aslında yapılması gereken şu olmalı idi; yıllar yılı devam eden bu dolgu dönemlerinin programına müdahil olmak ve takip etmek, kazanılan deniz topraklarının, hangi amaç, hangi rekreasyon, hangi peyzaj, hangi yapı amaçlı olacağının takibinde bulunmak çok daha kent severlik olurdu, değil mi?
Neyse olan olmuş, yıllar geçmiş, yapılan yapılmıştır artık. Bütün olumsuzlara rağmen, neredeyse Kent tarihiyle eş değerde bir seyir izleyen dolgu alanları sürecinin en göz alıcı ve mazur görülebilecek devresi en son döneme denk düşmektedir. Çünkü kente vitrin teşkil eden sahil yapılanmaları, birkaç olumsuzluk haricinde şehir gibi şehir olma özelliğini vermiştir Samsuna. O küçük küçük barakalar, çekek yerlerinin derbederliği, kendi kanunlarını kendi koyan kıyı sultası gitmiş, yerine Şehir İnsanının severek gezip tozduğu ve sahiplendiği bir kıyı düzeni gelmiştir. En önemlisi de artık kanal kokusu yerine yosun kokan bir maviliğe kavuşmuştur Samsun yaşayanları. Bazen şer den hayır da çıkabiliyor. İyi haftalar.
/Sacit ACAR
09.04.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder