8 Nisan 2014 Salı

Denizi Doldurmak Ama Nereye Kadar?

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın 13 Mart sabahı Belediye Fen İşleri Daire Başkanlığı işçileri ile yaptığı kahvaltıdaki konuşması kamuoyunda yeterli ilgiyi görmedi. Sadece kamuoyunda değil bu konuda duyarlı olması gereken çevrelerde de üzerinde hemen hemen hiç durulmadı. Halbuki çok önemli bir konuşmaydı. Belki de seçim sürecinin en önemli konuşmasıydı.

Sayın Başkan, kentin halihazır durumunu anlatırken şimdiye kadar söylenenlerin tersi ifadeler kullanıyordu. Kentin sanayi yatırımları için “deniz kenarında arsa kalmadığını” belirtiyor; çözüm için Kutlukent ve Kurupelit önlerinde denizi doldurmaktan bahsediyordu. Bir de, Samsun’u “turizmde hak ettiği yere taşımak” için “Bandırma Vapuru’ndan Kuş Cenneti’ne kadar 50 kilometrelik sahil yolunu” tamamlamaktan bahis açıyordu.

Samsun bu iki projeyi bir an önce masaya yatırmalı ve enine boyuna tartışmalıdır. Çünkü bu iki proje bir taraftan sanayi ve turizme yeni imkanlar sunarken öbür taraftan kentin ve Karadeniz’in ekolojisini bir daha tamir edilemeyecek şekilde bozma tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Eğer “Kutlukent/Petrol Ofisi civarı ve özellikle de Kurupelit’te denizi doldurmak” ya da “Bandırma Vapuru’ndan Kuş Cenneti’ne kadar kimi yerlerde kumsala el atarak kimi yerlerde de denizi doldurarak sahil yolu yapmak” yanlışsa bu yanlış bugün ortaya konulmalı ve bu yanlışa hemen bugün dur denilmelidir. Yarın iş işten geçtikten sonra “ah vah etmenin” bir anlamı olmayacaktır.

Denizi doldurmak ve sahil yolu yapmak doğru mu yanlış mı? Bilmiyorum; konunun uzmanı değilim. Atakent’te oturuyorum ve sahil yolunda sabah yürüyüşleri yapıyorum. Sahil yolu gerçekten güzel oldu. Bunu daha önce de yazdım bu sütunlarda. Ancak içime giderek büyüyen bir endişe yerleşiyor. Atakent’in o altın gibi sapsarısı kumsalı kayboluyor, sahil adeta taşlaşıyor. Ve bu taşlaşma her geçen gün biraz daha doğuya kayıyor. Eğer böyle giderse önümüzdeki beş on yıl içinde Atakum’da denize girmek imkansızlaşacak diye korkuyorum.

Sahil yolu pahalı bir yatırım. Nasıl ağır ilerlediğini ve nasıl emek ve kaynak istediğini görüyorum. Ama Karadeniz söz dinlemiyor. İnatçı dalgalar betonları dövüyor, parçalıyor ve insanoğlunun kendisinden çaldığını geri almak için bitmez tükenmez bir hırsla saldırıyor. İnsanoğlu da denizin yeni tahribatlarını önlemek için denize biraz daha giriyor. Bu amansız kavgayı gördükçe -güzel olduğunu kabul ve itiraf ettiğim- sahil yolunun doğru olup olmadığı konusunda tereddütler yaşıyorum.

Atakent’le Kurupelit arasındaki birkaç kilometrelik sahil yolunda yaşananların Bandırma Vapuru’ndan Kuş Cenneti’ne kadarki 50 kilometrelik sahilde yaşanması ihtimali beni korkutuyor. Hele bir de Kurupelit’te yapılacak olan bin dönümlük deniz dolgusunun getireceği ekolojik bozulma riskini düşünce korkularım daha artıyor. Ve işte bu noktada konunun uzmanlarına dikiyorum gözümü. Ne yazık ki ortalarda görünmüyorlar. Akademisyenlerden bir ses duyarım umuduyla kulak kesiliyorum. Heyhat onlardan da bir ses gelmiyor. Doğa ve deniz bilimciler, çevre mühendisleri, meslek odaları, gönüllü çevreciler ve daha birkaç hafta öncesine kadar kenti yönetme iddiasında olan siyasetçiler; sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz? Lütfen söyleyecek bir sözünüz varsa hemen şimdi söyleyiniz. Yarın çok geç olabilir.

/Osman KARA
08.04.2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder