26 Aralık 2014 Cuma

Projesi Olan Gelsin...

Samsunspor tarihinde üç adaylı bir kongreye gitmediği için gündemden düşmüyor.. O nedenle seçime bir gün kala fikirlerimizi yazmakta yarar var... Daha önceki kongrelerden ne kadar farklı bir süreç değil mi Yaşananlar.. Üç aday var.. Hiçbiri de daha önceden olduğu gibi, 'karşı liste çıkmazsa aday olurum' demiyor... Talibiz iş yapmaya geliyoruz, bu takım şehirle kucakladı diyor.. Yani bu kez Seçenek var.. Ve ilginçtir ilk kez üyeler kime oy vereceğiz diye ciddi ciddi düşünüyor.. Kulis yapıyor. Çünkü daha önce Seçilen yönetimler ertesi gün para para diye konuşmaya başlıyordu..

Bıktı bu şehrin insanı bu sözlerden.. Şimdi para diyen yok... Yönetime talibiz diyor.. Kurtarıcınız geldi de demiyor.. Cesaret gösteriyor ve hep aynı kişileri görmek yerine yeni simalar ortaya çıkıyor.. Aslında bu bir değişim biliyor musunuz?. Belki de Samsunspor'un buna ihtiyacı vardı.. Aynı kişiler, aynı destekçiler ama sonuçta bir değişiklik olmuyordu.. Şimdi hep denilen oldu.. Şehir sahip çıkıyor işte.. Bir çok iş adamı aynı ortak payda için yan yana.. Projesini beğenirsin beğenmezsin ama sonuçta bir değer ortaya koymak için mücadele var..

O nedenle.. Bu kez diyorum, ön yargılı olmamalı üyeler.. Ön yargılı olmamalı taraftarlar.. Ön yargılı olmamalı siyasiler.. Ön yargılı olmamalı iş adamları.. Ve destek verecekleri tek şey olmalı.. Uygulanabilir akıllı projeler.. Yani oylar projelere verilmeli.. İsimlere değil..

Eğer radikal bir değişim isteniyorsa, eğer bu kez farkındalık olsun deniyorsa, oy verecek üye 3 kere düşünmeli.. AK PARTI il başkanı Fuat Köktaş'ın geçtiğimiz günlerde söylediği bir söz de çok önemli siyasi erk olarak... Biz kişi bazlı bakmıyoruz.. Yönetim elini taşın altına koyarsa bugüne kadar olan duruşumuz aynı olacaktır.. Yani aslında önemli bir mesajdır bana göre.. Kişiler değil yönetenlerin kabiliyetleri önemlidir.. Yoksa Samsunspor'un para bolluğunda küme düşmesi kitap yazılacak kadar önemli bir tez konusudur..

İyi para ararız, destek buluruz demek yeterli değil.. 3 yıl sonra Samsunspor'un hedefi nedir 5 yıl sonra Neredeyiz, onu da ortaya koyabilen gelsin.. Samsunspor sorun olmaktan çıksın, gurur duyduğumuz spor dalımız olsun.. Muhtaçlıktan kurtulsun... Yakışmıyor çünkü..

/A.Yener CABBAR
26 Aralık 2014

Yılmaz Amerika’ya Neden Gitmişti

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın ANAP’tan AK Parti’ye geçişinde, öncesinde veya sonrasında, Amerika Birleşik Devletlerinin Pensilvanya eyaletine neden gittiği ve kim tarafından getirildiğini düşündüm dün. Canik Altınmeşe Tesislerindeki kahvaltıda Samsun’un panoramasına bakarken kazık gibi duran o kocaman otelin binasına takıldı gözüm. Samsun’un siluetini ne de güzel yapmış. Bu yetmemiş, bakarken bir de iş merkezine takıldı gözüm. İkisi de Samsun’u güzelleştiren iki abide… Hele o Fener Plajı’nın yanındaki yok mu ya… Beyaz rengiyle ne de güzel görünüyor. Yılmaz’la başladık, otel yazıyoruz.

Sahi Yılmaz’ı kim götürmüştü Pensilvanya’ya? Ve de dönemin Başbakanı Bugünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kim tanıştırmıştı. Samsun’un silueti hep o tanışmadan sonra bozuldu nedense… İstanbul’un siluetini bozduğu için binaların tıraşlanması düşünülürken Samsun’da neden o yola gidilmedi anlayamadım Vallahi… Soru şu: Samsun’un silueti acaba Pensilvanya’dan mı bozuldu?

Süt Fiyatları Ve Merdivenler
Samsun’da süt fiyatlarındaki artışlar dikkatinizi çekmiştir sanırım. Merdivenlerde doğal olduğu iddia edilerek satılan sütlerin fiyatlarında son iki aydaki artış en azından yüzde 25’i geçti. Satıcılar yılsonundan sonra bu fiyatların yüzde 50 seviyesine ulaşacağını söylüyor. Yani sizin anlayacağınız yine olan tüketiciye oluyor. Fiyatlardan başka bir de şu merdivenlerden bahsedelim.

Belediyelerin görevlileri bu merdivenleri görmezler mi? Burada süt ve süt ürünlerinin satışına, sebze ve meyve satışına kim izin verir bilmiyorum. Belediye Başkanları biraz da bu işlere baksalar ya… En azcından mahallelerde tek bir yer yapıp bu satıcıları buralara toplasalar ürünleri de kontrol etseler, sağlıklı mı değil mi diye, olmaz mı? Olur da yapacak  başkan nerede????

(…)

/İsmail BAŞARAN
26 Aralık 2014

25 Aralık 2014 Perşembe

Samsun Ve Ulaştır-Ma

Yaşa yeterli olmayanlar hatırlamazlar, belki sadece büyüklerinin anlattıklarından dinlemiş olabilirler. 1960 ve 70’li yıllar ile öncesinde Karadeniz’de yolcu gemileri çalışırdı. Bunlardan bazıları her limana uğrar yolcu alır bırakır bazıları ise sadece büyük limanlara uğrardı. Liman olmayan kentlerde yolcu gemilerine sandallarla gidilir yolcular ve yükler alınır, yolcular ve yükler bindirilirdi. Sonuçta bu bir ulaştırma yöntemiydi ve Karadeniz’deki sahillerimizde böyle bir taşımacılık gerçekleştirilirdi.

Samsun özeline baktığımızda karayolundan başka denizyolu da vardı bu kendimizde. Hatta demir yolu da… Deniz ve Demir yoluyla hem insan hem de yük taşınırdı. Samsun Deniz, Demir, Hava ve Kara yolu ile ulaşılan ve bu yolların kullanıldığı Türkiye’nin en gelişmiş illerinde ilk sıralarda gelmekteydi. Bugünlerde tu kaka dediğimiz o yıllarda böyleydi işte Samsun. Çok övdüğümüz bu günkü yıllarda Samsun’da bu dört taşımacılık yolundan Deniz’de olan var mı? Yok. Olmalı mı? Elbette olmalı. Peki nasıl?

Samsun şu anda ulaştırma konusunda bir hayli şanslı konumda. Çünkü Vali İbrahim Şahin daha önce Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevinde bulundu. O nedenle Samsun’un ulaştırma konusundaki sorunlarını birebir bilenlerdendir. Yani sorunları bilen insan çözüm yollarını da çalışmış olmalıdır. Kısaca Samsun, Vali İbrahim Şahin’i ilin ulaştırma sorunlarının çözümü için sonuna kadar desteklemelidir.

İstanbul ile Konya arasının hızlı trenle 4,5 saate düşmesinden övünen iktidar bunu Samsun’a da uygulamalıdır. “Samsun’a hızlı tren gelmeli” cümlesi artık her platformda sık sık söylenmelidir. Dedim ya Vali İbrahim Şahin bu konunun bir zamanlar ta göbeğinde bulunan insandır. İş bilen ve yapacak olan vardır. Bunu tetiklemek de iktidar milletvekillerine düşmektedir. Hazır seçim de geliyor, bir kazma bile yeterli değil midir?
(…)

/İsmail BAŞARAN
25 Aralık 2014

24 Aralık 2014 Çarşamba

Kapalı Kapılar Ardındaki 'işler', Samsunspor'a Hayır Getirmez...

Samsunspor kongresi yaklaşıyor, ortalık toz duman.. Kapalı kapılar ardında yaşananlar, ortamı öylesine geriyor ki; yalan ve yanlışlar havada uçar hale geldi.. Her şeye rağmen 'koltuğa geçmek' için verilen mücadeleyi 'anlamak zor'.. Etik kurallar içinde bir hizmet yarışı elbette Samsunspor için olumlu olur.. Samsunspor'un sadece birilerine muhtaç edilmemesi de önemlidir.. Yarış varsa, iyi şeyler olacaktır. Yoksa şehir efsaneleri gibi bir görüntü ortaya çıkar ki; bu takımın öyle bir şeye ihtiyacı yok..

Aslanlar gibi adaylar çıkıyor, planlarını, projelerini ortaya koyuyor.. Ama kimsenin kamuoyunun kafasını böyle karıştırmaya hakkı yok.. Samsunspor'un eski Başkanı Mehmet Bank ve Başkanvekili Recep Hun, basın toplantısı yapıyor bir şeyler açıklıyor.. Daha öncesinde başkan adayı olduğu bilinen Erkut Tutu ile görüşmesinin kayıtlarının telefonunda olduğunu belirtiyor.. Bank, "Ben mahkemeye vereceğim, sizin söylemediğim dediğiniz sözler için söyledi gibi yazıldı" diyor.. Karşı taraf demedim diyor.. Kim ne dedi, kim ne yaptı, ortalık karışmış.. Neyin doğru, neyin yanlış olduğu bilinmiyor..

Hani son günlerde bir 'paralel yapı yapmıştır' sözü var ya, utanılmasa 'bunları paralel yapı yaptı' diyecekler neredeyse.. Yani demokratik kurallar içinde işlemesi gereken bir süreç, 'bilgi kirliliğiyle' sona doğru yaklaşıyor.. Çok değil kongreye 3 gün kaldı.. Ama diğer taraftan Erkut Tutu ve bazı yönetim kurulu üyelerinin de yargılandığı '3,5 milyon liralık' davanın görüleceği güne de bir gün kaldı..

Daha önce de yazdım.. Çok etik bir durum değil.. Aklanmadan böyle bir göreve talip olunması hoş değil.. Eski milli futbolcu Tanju Çolak'ta dün benzer bir açıklamayı yapmış..  O yargılanma varken etik olmaz' diyor.. Hem böylesine bir süreç yaşanırken, hem de eski başkan Mehmet Bank ve halen yönetici olan Recep Hun'u, 'ofsayte düşürmek' gibi hareketlerden kaçınmak gerekir.. Hele ki; bir futbolcuya 'üyelik dışında bir sıfatın olmadan 10 bin euro' hesabına yatırmak, oldukça düşündürücü.. Abilik yaptım denilebilir elbette..

Ama bayram değil, seyran değil, eniştem niye öptü beni, diye sorarlar.. O koltuk önemli olabilir... O koltuk mutlaka olmalı da denilebilir.. Ama her şey yasal olmasının yanı sıra etik çerçeve içinde yapılmalıdır.. Doğrusu ise madem öyle bir para verilecek, yönetimin haberi ve bilgisi doğrultusunda ödenir.. Yönetim onu 'dekonttan ve basından öğrenmez'..

Yani kısacası, kapalı kapılar ardında dönen olayların sonucu görüldüğü gibi çok hayırlı olmuyor.. İnsanın başına iş açıyor.. Her şeyden önce 'etik olmuyor'.. Zaten Samsunspor yönetimleri de bugüne yaşanan en büyük sorun da buydu: 'Güven' Ve her anlamda güven.. Güven, ruh gibidir, bir kez giderse, geri dönmez, sözünü ne güzel söylemişler değil mi?..

/A.Yener CABBAR
24 Aralık 2014

Samsun’a Bir Türlü Bir İsim Bulamadık

Başlığa bakıp ta bu ilin adı var ya, işte SAMSUN dediğinizi şimdiden duyar gibiyim. Muhterem okurlarım tabi ki bu şehrin bir adı var o da Samsun dur. Biz tahsil hayatımızda okullarımızda, Türkiye Coğrafyası ve İktisadi Coğrafya derslerimizde donanımlı bilge öğretmenlerimizden sadece Samsunu değil, ülkemizin tüm illerini ve yörelerini, yer altı ve yer üstü zenginlikleri ovaları, verimli tarım arazileri, ırmak ve akarsuları, dağları, iklimleri vs açısından detaylı olarak okuduk ve öğrendik. Bizi böylesine bilgilendirip okutan tüm öğretmenlerimize saygılar sunuyorum. Hayatta olmayanlarına ise, rahmetler diliyorum.

Bizim buradaki serzenişimiz bazı siyasilerin ve sivil toplum kuruluşlarının yetkililerinedir. İşlerine geldiği gibi bu ile isim yakıştırmalarını doğru ve inandırıcı bulmuyoruz. Bir bakıyorsunuz, Samsun sanayi ve ekonomide uçmuş, büyümüş ve kalkınmış bir sanayi kenti olmuş. Bir bakıyorsunuz Samsun İli büyük bir tarım kenti oluvermiş ve bunu takiben birde bakıyorsunuz ki turizm, fuarlar ve kültür, sanat kenti veya sağlık merkezi üssü oluvermiş.

Tabi gönül isterdi ki bu sayılanların hepsi de bu ilde olmuş olsaydı. Ancak 12 yıldan beri bunlara hasret bir samsun ili ortada işte. Bu beyanların sahipleri, bir karar verseniz de bizde bu şehrin ne olduğunu anlasak olmaz mı? Kafalarımızı karıştırdığınız yetmedi mi? Ulaşımı mükemmel, tarım arazileri ve akarsuları çok çok mükemmel ve tarımsal endüstriye elverişli her türlü imkânlara da sahip, sanayi için de çok elverişli arazisi ve iş gücüde var.

Şimdi soruyoruz, bu kadar imkânlara sahip olan bu ilin milli ekonomiye sağladığı ve milli ekonomiden aldığı katkı payı nedir? Hadi açıklayın bakalım. yıllık genel bütçeye ne kadar katkı sağlamış ve genel bütçeden ne kadar pay almıştır? Yani ne sanayi ne tarım, ne kültür ve turizm ne sağlık üssü ne üretim, nede bir ihracat üssü olma özelliğini çoktan yitirmiştir. Samsun ili TERMİK SANTRALLER ÜSSÜ olma yolunda tam gaz devam etmektedir. İçi boş hayal ürünü vaatlerle gündem değiştirip, milleti umutlandırmanın, daha doğrusu kandırmanın bir gereği var mı?

Termede kuruluş faaliyetlerine başlayan termik santral ile Tekkeköy de cengiz inşaatın 600 megavatlık santralinin neredeyse faaliyet aşamasına geldiğinden haberi olan var mı? Varsa, neden tepkilerini veya önlemlerini alarak halkı bu konularda bilgilendiremiyorlar. Başta Büyük Şehir Belediye Başkanı, ildeki siyasi kimliği olan kişiler ve iktidar milletvekilleri neredesiniz. Hani samsun ve Samsunlular adına bu olaylara karşı sesinizi ve tepkilerinizi hiç duyamaz olduk. Medya önünde ojeli beyanatlarla bol, bol şov yapılıyor. Halkın karşısında ise, doğrular konuşulmuyor.

Milleti aldatma politikalarını bir tarafa bırakarak doğruları konuşmaya ne zaman başlayacaksınız? Bu konularda bu ilde yaşayan vatandaşlar olarak bizimde bilgi sahibi olmamız yasal bir hak değil mi? Veya bilgilendirmek görevleriniz değil mi? En önemlisi de bu santrallerin ne ile çalıştırılacağı konusunu unutmayalım. Demek ki, Samsun bir veya birkaç rantiyecinin ali menfaatleri için gözden çıkarılmış termik santrallar üssüymüş..

/Necati YUSUFOĞLU
24 Aralık 2014

23 Aralık 2014 Salı

Köy Öğretmenleri

Samsun’da Milliği Eğitimin acınası haline rağmen bazı güzellikleri de görmezden gelmeyelim. Misal, Dilek Livaneli’nin başarısı küçümsenebilir mi? Dünyanın 50 başarılı öğretmeni arasında gösterilerek hem ailesine ve hem de bizlere büyük bir gurur yaşatmıştır. Dilek Livaneli kadar büyük bir başarıya imza atmamış olsalar da Samsun’da eli öpülesi çok öğretmenimin olduğunu bilmekte huzur veriyor insana. Ve inanın bu öğretmenlerin varlığı, eğitimdeki başarı sıralamasında çok gerilere düşmüş olmanın ezikliğini bir an için de olsa unutturuyor.

Bir dostum geçenlerde elime Gökçeçakmak İlköğretim okulunun yıllığıyla ilgili bir dergi tutuşturdu. Gökçeçakmak köyünü Samsun’a içme suyu sağlayan Çakmak Barajı’nın kurulu olduğu yer nedeniyle bilirim. Bu köyle ilgili bir başka bilgim de Samsun’da organik tarımın başladığı köy olmasıdır. Ama bu okul günlüğünü görünce gazeteciliğimden utandığımı bile söylemeliyim. Yayın estetik açıdan çok güzel olmuş ama asıl önemlisi içeriği muhteşem.

Yayını incelediğimde “Benim ülkem de ne güzel insanlar varmış” diye geçti aklımdan. Kendilerini “Kayıp Köyün Muallimleri” olarak tanımlayan bu köy öğretmenleri o yayında, bir gurup köy öğretmeninin “Yaşadığım yeri cennet yapmadığın müddetçe; kaçtığın yer cehennemdir” felsefesiyle okullarını ve köylerini bir cennet bahçesine dönüştürme gayreti konu ediliyor. “Herkesin kendine göre bir dağı vardır ve herkes kendi dağında yaşar mevsimleri” diyor bu köy öğretmenleri.

Yaşadıkları yeri cennete çevirme gayretindeki bu güzel insanlar, o köye nasıl atandılar bilmiyorum.
Ama şundan eminim, müdüründen diğer idarecilerine kadar Gökçeçakmak Köyü İlköğretim okuluna atama yapılırken kendilerine ‘Voleybol topunun ağırlığı’ sorulmamıştır. Samsun’da eğitim düzeyi sürekli geriliyor ve iyileşme umudu da belirmiyorsa, yapılacak olun şudur aslında: Atamaları “Benim sendikamın üyesi ya değil” gibi kriterlerle yapmayacağız.

Bu kadar basit olan bu ilkeyi unuttuğumuz zaman “Atatürk’ün şehri Samsun’u” Türkiye’nin başarı sıralamasında 30. sırada aramayla, 50. sırada arama arasında bir fark kalmaz. Yaşım gereği Köy Enstitülerini göremedim ama Köy Enstitüsü mezunu çok öğretmen tanıdım. Gökçeçakmak Köyünün öğretmenleri bana onları hatırlattı. İçim ısındı.

/Ragıp GÖKER
23.12.2014

Samsun Dünya Şehri Olacakmış

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz “2019’da Dünya Şehri Olacağız” demiş. Helal olsun başkana. En azından hayalleri büyük… Gerçi bizde bir söz vardır, hani derler ya “Hayal ile yaşayanın ensesine bir tokat” diye. Aynen öyle işte… Bu güne kadar Samsun’un dünya şehri olması için çok çaba harcanmış. Başkan öyle diyor.

Yusuf Ziya Yılmaz kaç yıldır bu şehri yönetiyor? 15’i geçti değil mi? Bunca zaman zarfında Samsun Dünya Şehri olabilmek için hangi adımları attı? Şunları bir açıklasalar biz de öğrensek. Ve de bu işler kaç liraya gerçekleştirildi? Sahi Yılmaz göreve geldikten sonra Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin gelirleri ve giderleri ne kadar oldu, gelirler nereden sağlandı giderler nerelere harcandı? Var mı bunları açıklayabilecek bir yiğit? Yok mu?

Hani Samsun yiğidin harman olduğu yerdi… Aklıma gelmişken; Dünya Şehri olacak Samsun’da iki yıl önce  dere yataklarının akışı değiştirildiği, derelerin önüne yol yapıldığı için can veren insanları unutacak mıyız? Öyle ya bunlar ortadayken nasıl olur da dünya şehri olabiliriz değil mi? Haydi unutalım geçmişi… Sevinin Dünya Şehri oluyoruz…

(…)

/İsmail BAŞARAN
23 Aralık 2014

21 Aralık 2014 Pazar

Hovardaca


Bu yönetim bize gider ayak bunu da yaşattı, gösterdi ya, helal olsun…  Samsunspor tarihinde bir ilktir bu yaşanan… Mbılla mevcut yönetimin başındaki isme  “çok kötü bir insan ve yalancı”  yakıştırmasında bulundu… “Ya o,ya ben” dedi… Restini çekti,postasını koydu… Ne hazindir ki iki taraftan biri protokol tribününde, diğeri de sahadaydı… Ne günlere geldik, kimlere kaldık ?
***

Erhan hocanın Recep Niyaz sevgisini, Adiloviç kaprisini anlamakta zorluk çekiyorum… Diyeceksiniz ki “sen de Recep’e takmışsın birader”… Maç boyunca gözüm üzerinde bir  olumlu iş yapsa şu yazıları yalayıp yutacağım vallahi de billahi… Her maç bunu takıma kakanların kulaklarını çınlatıyorum… Hadi hoca göremiyor, yardımcıları da mı tavuk karası modunda? 70 dakika bu adama nasıl sabredilir? Helal olsun…
***

İki takım hedefe gitme yolunda önemli bir viraj maçına çıktı… Alınacak bir galibiyet puan sıralamasındaki konumlarını olumlu manada değiştirecekti… Kısaca sonucu  merak edilen maçın önem derecesi bir hayli yüksekti… Sahadan mutlu ayrılan taraf oldu Demirspor… Maça etkili başlayan Samsunspor iki önemli pozisyon üretmesine karşın golü bulamadı… Musa’nın şutunda Taha kale içerisinde adeta savunma oyuncusu gibi davrandı, golü engelledi,  bir dakika  sonra bu kez  Şaban benzer bir pozisyonda topun filelerle buluşmasına izin vermedi…

Futbolun altın kurallarından biridir  “Atamayana atarlar” sözü… Kalesinde iki önemli vartayı kayıpsız atlatan güney temsilcisi ani geliştirdiği ataklarda tehlikeli olup sonuç almasını bildi… Kronometre 23. Dakikayı gösterirken kornerden gelen topu Yiğitcan kafayla tamamlayarak takımını öne geçirdi… Skoru yeniden eşitlemek adına gösterilen çaba etkisizdi… Zira rakip yabana atılmayacak kadar çetin cevizdi…

Kalabalık savunmayı aşma adına akılcı, kombin ataklar üretme becerisi gösterilemedi… Adiloviç’in direkte patlayan topu dışında… Samsunspor  gurbette zor bela kazandıklarını  evinde hovardaca harcamaya devam ediyor… Maçın hakemi için evlere şenlik bir yönetim gösterdi desem haksızlık yapmış olmayacağım… Üzerinde bir tek mavi lacivert forma yoktu… İki takımında net penaltısını vermedi…

/Resul AKÇAY
21.12.2014

Köylüye Anlatmadınız.. Mahalleli Olmak 'Pahalı İştir'..

Büyükşehir Yasası'na kökten karşı olanlardanım.. Daha önce şimdi Diyarbakır Valisi olan Hüseyin Aksoy ile konuyu konuştuğumuz da 'çok sıkıntı olacak gözüküyor' demişti... Ama ben sıkıntıyla sınırlı kalacağını sanmıyorum.. Özellikle köyler yangın yerine dönecek.. Hatta 'mahalleli olduğuna' bin pişman olacak.. Ve böyle giderse ve düzeltilmezse; bana göre AK Parti'nin bugüne kadar yaptığı en büyük stratejik bir hata olarak ortaya çıkacak.. Sandığa da yansıyacak..

İstanbul, Ankara, İzmir veya Kocaeli gibi sanayi olarak gelişmiş illerde belki sıkıntı olmayacak, gelir düzeyleri yüksek ve zaten Büyükşehir olarak yönetiliyor olabilir.. Ama nüfusunun yarısına yakını köylerde yaşayan Samsun için bu mümkün mü?.. Biz evimizin önündeki çöp konteynırı 5 metre ileriye gitse, serzenişte bulunurken, çöp konteynırını köyünde hiç bir zaman görmemiş köylü, bizimle aynı su parasını öder mi?.. Alt yapısı olmayan kanalizasyonu köy meydanının ortasından akan köylü alt yapı gideri olarak çevre temizlik vergisi neden ödesin.. Allah'ın dağından aylarca çalışıp, boruları birbirine kavuşturup, yeri geldiğinde kütükleri oyup içini su yolu yaparak, köyüne su getiren adam, anlar mı senin 'SASKİ su sayacından'..

Bunların hepsini bir yere bırakın.. Samsun Büyükşehir Belediyesi ekip olarak zaten tüm ilçelere ve köylere hizmet götürebilecek kabiliyette değil.. Daha şimdiden paralar suyunu çekti edebiyatı yapılıyor.. Samsun'da sorunlar dağ gibi birikmişken kimin aklına gelir Terme'nin, Ayvacık'ın, Vezirköprü'nün Alaçam'ın dağ köyüne giden yolu.. Kış gelir yollar kapanır siz o zaman seyredin işin seyrini..

İl Özel İdare'nin gece gündüz demeden çalışan aslanları gibi bir ekip ruhu nasıl oluşturulacak ki.. Şehir içinde Pelitköy'e kar yağdığında çıkamıyoruz, kim düşünür Nebiyan Dağı'nın yolu kapandı mı, kapanmadı mı diye..

Şimdi SASKİ diğer ilçelerden sonra Terme'de köylere ateş gibi düştü.. Faturaların sıfırı bir hayli fazla.. Binlik, 4 binlik faturalar var.. Köylü perişan bile değil.. ŞAŞKIN.. Peki siz şimdi köylüye mahalleli oldunuz böyle oldu dediniz de, acaba 30 Mart seçimleri öncesi 'SASKİ böyle yapar'.. Şehirde oturanla bir farkınız kalmaz dediniz mi?..

Ne dedi Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz, tesadüfen Kavak'taki mitingde dinledim.. Kendisini eleştirenleri ve 'türevlerini' eleştirirken; "Bizi ayırmayın (Kavak Belediye Başkanı İbrahim Sarıcaoğlu'ndan bahsediyor) birlikte seçin. Köyünüze hizmet getirmemiz için bize destek olun. Sandığa gittiğinizde Samsun'da yaptıklarımızı düşünün. Buralara da neler yapabileceğimizi bilin".. Ya da benzer sözler.. Doğrusu mangalda kül bırakmamıştı.. Mangalda yine kül yok.. Ama bu kez hizmetten değil.. SASKİ faturalarından..

Vatandaş yangın çıksa su kullanalım mı diye düşünecek noktaya geldi.. Hayatında 4 bin lirayı bir ayda kazanmak nasip olmamış köylü, mahalleli oldu diye tek faturada '4 bin lira ödeyecek'.. Neymiş birikmiş..Neymiş 1 yıldır tahsilat yapamamışlar.. Neymiş 'artık mahalleli olmuşlar'.. Neymiş çevre temizlik vergisi de vereceklermiş'.. Neymiş SASKİ.. Neymiş köyün adının mahalle olmasıyla 'köy mahalle olmuyor'.. Sadece faturalar 'şehirden' geliyor.. Büyükşehir’e hoş geldin ‘Mehmet amca, Ayşe teyze’.. Buralarda hal böyle..

/A.Yener CABBAR
21 Aralık 2014

Çiftlik AVM ve Çiftlikteki Ara Sokaklar…

Çiftlik AVM, galiba bitti. Buradaki eksiklerin zaman içerisinde tamamlanacağını sanıyorum. Samsunda yapılan güzel şeyleri beğeniyoruz, gördüğümüz eksikleri yazıyoruz ve eleştiriyoruz. Bunu neden yapıyoruz? Tabi ki eksiklerin giderilmesi için. Hep eksikler üzerinden hareket etmemeye dikkat ediyoruz. Ama eksiklerinde söylenmesi ve yazılması lazım. Ne yapalım, demokrasi böyle bir şey, iktidarda olanlar yapacak, kentte yaşayanlar ve muhalefette olanlarda gördüğü eksikleri söyleyecek. Bu eleştirilere kızanlar için yeni bir demokrasi yaratamayacağımıza göre bununla idare edeceğiz.

Çiftlik AVM’yi ben, daha başka türlü düşünüyordum ama ne yapalım, her şey bizim istediğimiz gibi olmuyor. Çiftlik dediğimiz Samsunun en işlek caddesinin, AVM oluşunda, şu ana kadar yapılan, Çiftlikten geçen trafik kaldırıldı. Ancak, gerek orada iş yeri olanların ve gerekse Çiftlik AVM’ de gezinti yapmak için gelenlerin, oto park ihtiyaçları düşünülmedi.

Her şey bir yana, Çiftliğin ara sokaklarına bayılıyorum, hele çay ocaklarının bulunduğu, gençlerin oturduğu kâffelerin bulunduğu sokaklar sanki şenlik yeri gibi oldu. Çay ocakları, lokantalar, Kâffeler, dükkânlar, iş yeri sahipleri işyerlerinin önlerine masalarını çıkarmışlar, insanlar oturuyor, gençler cıvıl cıvıl tavla oynuyor, sohbet ediyor ve kafa dinliyorlar. Bu durumdan şikâyet eden esnaf var mı bilemiyorum. Ama bildiğim ve gördüğüm şey, çiftlik deki ara sokakların halı hazırdaki halinin çok güzel olduğu.

Geçenlerde ara sokaklardan birinde iş yeri olan bir esnaf, çiftliğin ara sokaklarındaki bu masa ve sandalyelerin kaldırılacağını anlattı. Anlam veremedim, yanlış anlamış olabilirsiniz dedim, bu güzellik neden kaldırılsın ki dedim ama hayır hocam, 01 Ocak 2015 den itibaren bu ara sokaklardaki bu şenlik bitecek dediler. İnşallah doğru değildir.

Çiftliğin ara sokaklarındaki esnafın işi eskiye göre biraz düzelmişti, işsizliğin % 10’ları geçtiği bir ülkede, esnafın düzelmiş işine böyle engeller koymanın ne manası var diye düşündüm. Buna eskilerin tabiri ile kaş yapayım derken göz çıkartma derler. Temennimiz, çiftliğimizin ara sokaklarının bu güzel havasını bozulmamasıdır.

/Tekin AKIN
21 Aralık 2014