Naci ALTUNCU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Naci ALTUNCU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2014 Cuma

Samsun; Plansız Programsız, Kararsız ve Sahipsiz

Samsun kimsesiz. Samsun sürekli gerileyen bir şehir. Son on yılda ki ekonomik kayıplarıyla ilk beşe girmeyi başarmış bir il. Ekonomik kayıp oranında ilk beş. Samsun; Tekeli, azotu, bakırı, Çarşamba şekeri kaybetmiş, DSİ ve toprak su yatırımlarını bitirmiş.

Bafra ve Çarşamba ovalarında sebze üretimi yüzde altmışların altına düşmüş. Emekli ve memur maaşından başka nakit girdisi hemen hiç olmayan bir şehir olmuş. Neden diye soran yok. Bunun hesabını veren yok. Son yirmi yıldır plan yok, program yok. Öngörülen bir hedef yok. Samsun ne kenti olacağına karar bile vermiş değil.

Ceğiz… cağız… diye nutuk atan siyasetçilerin söyledikleri tutarlı değil. Neler duymadık ki. Samsun enerji kenti olacak!…. Samsun sanayi kenti olacak!… Samsun Turizm kenti olacak!.. Samsun sağlık  kenti olacak!... Samsun Üniversiteler kenti olacak!.. Olacak babam olacak.

Bir karar verilse belki bir şey olacak ama bu kararsızlıkla Samsun hiçbir şey olmayacak. Bakmayın böyle dediklerine siz. Samsun'da hala susuz köy var. Yolu olmayan yerleşim yerleri var. Samsun'dan dışarıya göç var. On yıldır yapımına başlanamayan tersane masalı var. Terme ovasının canına okuyacak çevrim santral inşaatı var.

Gazeteler de yapay söylemler, incir çekirdeğini doldurmayan tartışmalar var. Yapımı bitmeden işletmecisi aranan hafif raylı sistem çalışmaları var. Birde Samsun'un Ankara girişi var. Gece geliyorsunuz. Bir tabela. Samsun Büyükşehir Nüfus 553.000 Ama hala kara yolundasınız. Kilometrelerce gidiyorsunuz. Işıklandırma yok. Tretuar yok. Kavşak düzenlemesi, peyzaj düzenlemesi yok. Dikilmiş bir ağaç, bir direk bile yok.

Sonra bir başka tabela.   "İlkadım İlçesine Hoş Geldiniz." Haydaaa. Hoş bulduk ama manzara aynı. Karanlık, hırpani ve ıssız bir şehir. Bir iki tabela ile Büyükşehir. Olur mu?. Samsun'a bu giriş yakışır mı?

Birde  "Amisos" tartışması var. Anlamsız, boş, basit bir tartışma. Amisos ve Amazon isimleri, Samsun'a yakışmazmış.  Niye ? Samsun "Müslüman –Türk" şehriymiş. Peki ben de soruyorum. Bir tepeye Amisos demekle Samsun "Gavur"mu oldu.?

Yazık, çok yazık. Samsuna binlerce yıl önce "Amisos" dendiğini anımsatan bir tasarrufta bulunmak Samsun'luya hakaret midir Allah aşkına?.  "Amisos Tepesi"nin adını  Bayraktepe yapmakla Samsun'un hangi sorunu çözümlendi söyler misiniz.. Plansızlığı mı, işsizliği mi, sahipsizliği mi? Ortadan kalkmış oluyor bu değişiklikle.

Atatürk'ün şehri Samsun tarihinden utanmaz, utanmamalı. Aksine, Tarihinin her dönemiyle gurur duymalı.         

22.06.2010
/Naci ALTUNCU

Samsun Depreme Hazır Mı?

Van- Erciş depremi oldu. İçimiz de dışımız da yandı. Görüldü ki, olası bir depreme ne Van hazırdı ne de Türkiye. 7,2'lik bir deprem, 8,5-9 şiddetindeymiş gibi, yıktı perişan etti. Ve Türkiye bir kez daha sınıfta kaldı.  Bunun belgesi de açık. Sayın Başbakan açık yüreklilikle söyledi. "İlk 24 saat başarısız olduk." Sonrası çok mu başarılı? Bana göre ve kamuoyunun çoğuna göre, o da değil. Van'da yaşananlar, çaresizlikler, isyanlar bunu açık açık gösteriyor. Van böyleydi de olası bir afette;  Türkiye'nin diğer bölgeleri farklı mı olur? İstanbul, Adana, Mersin ve diğerleri Van gibi olmaz mı?

Peki ya Samsun??? Samsun depreme hazır mı? Samsun'daki devlet kurumları, sivil toplum örgütleri, Ladik - Erbaa - Erzincan Kuzey Anadolu Fayı'nda olası bir deprem durumda neler yapabilir? Arama kurtarma ekipleri var mı, kaç kişi? Koordinasyon merkezleri oluşturuldu mu, bu merkezlerde kimler görevli? Samsun ve ilçelerinde kaç bina riskli, kaçının zemin etüdü yapılmamış? Samsun'da kaç çadır var. Çadır… Çadır…? İlçelerle ve çevre illerle koordineli, ortak çalışmalar, tatbikatlar yapılıyor mu?
             
Okullar, özellikle okullar ne durumda? 99 depremi sonrası çürük raporu verilip hala hiçbir şey yapılmadan açık tutulan okullar, kamu binaları var mı? Önceden heyelan bölgesi olarak görülen yerler, son on yılda imara açılırken, bu imar değişikliğini olurlu kılacak inceleme ve etütler yapılmış mı? Costal, Atakum, Engiz sahillerindeki konutların kaçı ayakta kalabilir? Demokratik kitle örgütleri, meslek odaları ve devletin kurumları olası afetler için ortak çalışma grupları oluşturdu mu, dayanışma ve yardımlaşmanın anında yürürlüğe girebilmesinin alt yapısı hazır mı?
             
Daha yığınla yapılması gerekli işleri soru olarak sıralayabilirim. "Devlet ağır, devlet duyarsız" demek yerinde, ama çözüm değil. Devleti duyarlı yapacak olan kitle örgütleridir. Bu örgütlerin üyeleridir. Duyarlı olan vatandaşlardır. Soru basit. Samsun depreme hazır mı? Hazır değilse ki, değil. Bu soruyu ortadan kaldıracak çalışmaların başlatılması için "toplumsal baskı" başlatılmalı. Ne zaman mı? Hemen şimdi. Nasıl mı? Derneklerle, sendikalarla, meslek odalarıyla, vatandaşlarla.

28.10.2011
 /Naci ALTUNCU

27 Nisan 2010 Salı

Samsun

Farklı konuları yazarken en sıkıntılı olan başlıktır. Farklı farklı konular yazıp tümünü bir başlık altında toplamak zordur yani. Bu gün Samsun'da konuşulan ama basının yer vermediği ya da az yer verdiği birkaç konuyu yazayım istedim. Olanlar, konuşulanlar Samsun'da olunca başlık ‘Samsun' oldu. Samsun'da yaşananlara, konuşulanlara 8 Haziran tedirginliğinden başlayayım.
           
 Samsun'daki siyasiler, Samsun halkı, Samsun basını 8 Haziran'da ikincisi yapılacak "Bulanık davası"nı şimdiden konuşmaya başladı. "Samsun'dan alınsın" diyenler var. "Samsun'da yapılmalı, bunun için şimdiden gerekli önlemler alınsın" diyenler var. "Dava için kimse Samsun'a gelmesin" diyenler de…
Kavga olur, şehrin düzeni bozulur, terörist saldırı dahi olabilir gerekçesiyle tedirgin olanlar da çok.

Öncelikle belirtmeliyim ki; Dava Samsun'da görülmeye devam etmeli. İsteyen herkes de bu davayı izleyebilmeli. Ahmet Türk'e atılan yumruk imajını Samsun silmeli. 8 Haziran ve bu davanın sürecinde yaşanacak her duruşma günü Samsun için bir fırsat. Duruşmalar olacak ve Samsun duruşmaya katılanları ağırlayacak. Samsun konukseverliğini gösterecek. Elbette ki devlet gerekli önlemleri alacak. Şehrin huzurunu sağlayacak. Güvenliği sağlamak devletin işi. Samsunluya düşen ise bu davayı bahane edip sıkıntı çıkartmak isteyenlere pirim vermemek.
            
8 Haziranı bir gerilim günü olarak görmemek. Davayı davalılarına, davacılarına ve mahkemesine bırakıp günlük işlerine devam etmek. Çünkü dava Türkiye Cumhuriyeti'nin mahkemesinde yapılıyor. Çünkü Samsun bu dava için uygun görülmüş ve seçilmiş bir şehir. Kura ile belirlenmiş bir yer değil. Ve bu seçilmişliğin olgunluğu Samsun'da hala var. Çünkü Samsun herkesi kucaklayan, kimseyi ötekileştirmeyen kültüre sahip. Samsun'un demografik yapısına bakanlar bu kültürü somut olarak görebilir. Samsunlu bu kültüre sahip çıksın yeter.
           
8 Haziran'da isteyen mahkeme için gelenleri ağırlasın, istemeyen duymasın, görmesin, ilgilenmesin. Tekrar tekrar vurgulamakta yarar var. Samsun'un imajını bozmaya kimsenin hakkı yok. Samsun barış kenti olmalı. Huzur kenti olarak gösterilmeli. Samsun; Doğulu, Batılı, yerli, yabancı ayrımı yapmayan kent hoşgörüsünü sürdürmeli.  Unutmayalım ki; bu şehir bu devletin kurucu şehridir. Bu ülke halklarını birleştirip devlet kuran şehirdir. Bu şehirde yaşayanlar, bunun sorumluluğunu taşımalıdır. Kimse ama hiç kimse bir başkasının hassasiyetini kaşıyacak eylem yapma veya söz söyleme hakkına sahip değildir.
            
Siyasi partiler de demokratik kitle örgütleri de duygusallığın ve taraftar olmanın önüne akılcılığı geçirmeli, böyle hareket etmelidirler. Unutmayalım ki; yaşayabileceğimiz başka bir Samsun ya da başka bir Türkiye yoktur.

Samsun'un gündeminde iki özelleştirme var. Birincisi öğretmenevi yemekhanesi. Kimin fikri, nerden çıktı? Hangi hakla? Öğretmene ait bir yeri başkasının yapmak. Öğretmene hizmeti ticari kaygılarla başkalarına ihale etmek. İhale koşulları nasıl olacak, o da merak konusu. İçki yasaklanacak diyenler var. Düğün yapmak isteyen öğretmenler bu salonları nasıl tutacak soranlar da. Ha bunun devamı da gelecek deniyor. Şimdi yemekhane, sonra lokal-okuma salonu, daha sonra otel kısmı. Bir bakacağız ki öğretmenevi, öğretmen oteli olmuş. Sakıp Sabancı'nın kemikleri sızlatılacak anlaşılan. Ne mutlu böyle düşünen –tüccar-yöneticilerimize.

İkincisi bir özelleştirme değil, bir kapatma niyeti. Samsun Büyükşehir'e ait "Yalova Gemisi Restoranı" kapatılıp satılacak. Çalışanlara duyurulmuş. Böylece Muzaffer Önder döneminden kalan bir güzel hizmet daha sonlandırılacak. Aynı zamanda içki servisi yapılan son belediye tesisi de içkiden kurtarılmış olacak. Ne diyelim. Yusuf Ziya Yılmaz da o çizgiye geldi demek ki. "Parti tabanına selam, yola devam." Zor görünmese "Nice yıllara sayın Başkan" diyeceğim ama diyemiyorum çünkü başkanın işi gerçekten çok zor.

Bir de Milli Eğitim'e yazıp bitireyim. Geçenlerde İlkadım Kaymakamlığı bölgesindeki ilköğretim okulları bilim sergisi açtılar. Güzel bir çalışma. Cumhuriyet Meydanı renkli görüntülerle doldu taştı. Ama birçok okul, standına Atatürk'ün resmini koyma gereği duymadı. Vatandaş neden diye sordu. Bilim sergisinde bilimsel çağdaş eğitimi başlatan devlet kurucusunun fotoğrafı olmalıydı. Hiçbir okul yöneticisinin bunu unutmaya ya da ihmal etmeye hakkı yok.

Yine TÜBİTAK ödül töreninde yaşanan ve basına yansı(tıl)mayan bir protesto ile bitireyim. Liseli öğrencilere ödülleri verilirken, bir dalda ödül alan bir genç; törene katılan siyasilerin ve siyasi olmayanların bir eğitim grubuna yönelik methiyelerine dayanamayıp, "Burada bilimi siyasete alet etmeyin" diye bağırmış. Ve belli bir süre "Salonda tık yok" durumu yaşanmış. Olayı salonda bulunmuş birinden duyunca ben de "Aferin o gence" dedim. Sizce de öyle değil mi?

27.04.2010
/Naci ALTUNCU