27 Ocak 2018 Cumartesi

Tavrın Kime?


Ufuk ve Çağrı batan gemiyi il terk eden farelerin gösterdiği davranışı göstermiş, takım bulamayınca da geri gelmiş isimler… Taraftar tepkisini pankart açarak ortaya koyuyor… Sen bu iki futbolcuya da görev veriyorsun… Birini de son dakikada oyuna alıyorsun… Niye? Taraftar tepki koysun, yuhalasın diye…

Öyle de oluyor… Sonuçta herkes mutsuz… Bu yaptığının gerekçesini öğrenmek adına basın toplantısına gelenlere bu fırsatı vermeme adına açıklama yapar yapmaz apar topar odadan kaçıyorsun… Soruyorum sana Engin Bey, bu tavrın kime, niye?

Almadım dediğin paranı da maç öncesi cebine indirmişsin, galibiyet primi de yarın öbür gün ödenir… Takım yani sizler yönetim olmadığı için devlet güvencesinde… Daha ne istiyorsun? Rakibin hatalarıyla bulduğun gollerle, kazandığın bir maçın keyfini yaşamak ve yaşatmak varken bu pozlar niye?

Gitmek istiyorsan aha kapı, aha yol… Bulunmaz hint kumaşı da değilsin… Piyasada elini sallasan teknik direktöre değiyor…

Şimdi aklıma geldi… Yoksa yalancı çobana benzetildiğin için mi bunları yapıyorsun? İyi de kendini bu hale getiren bir başkası değil ki… Aynaya bak görürsün…

/Resul AKÇAY
27.01.2018

25 Aralık 2017 Pazartesi

Tezgâh


Eskişehirspor maçını izlerken, bir yandan Mehmet Yazıcı elindeki telefondan Ümraniyespor deplasmanı için kendisine ve bana bilet rezervasyonu yapıyordu… O maçta dört yedik! Yine de biletleri iptal etmedik…

Dağın tepesindeki Ümraniye stadına giderken söylenip durdum… “Koca Samsunspor bu izbe yerde, dandik bir stada maç yapacak ve bizde buna şahit olacağız” Böyle kaderin içine edeyim… Bunu bize reva görenlere de saygılar sunayım…

Her söylenen söze sazan gibi atlayan spor basınımız milleti yine kandırdı… Yönetim uçağa binmek istemeyen futbolcuları, “paranız otobüste dağıtılacak” yalanıyla kandırdı… Basına da böyle servis edildi, araştırma inceleme, doğrulama hak getire, anında yaptılar haberi…

Oysa gerçek şu… Primler maçtan yarım saat önce soyunma odasında dağıtıldı… Rakamı da söyleyeyim de sizler o spor medyasına değil, bana inanın… 20 bin TL’lik hak edişin ancak 4 bin TL’si verildi…

Almak istemeyen futbolcular bu bozuk moralle sahaya çıktılar… Sıfır konsantre, sıfır moral, 4 komik gol, sıfır puan… Bu paranın otelde verilmeyişi tilki kurnazlığıydı… Belli ki futbolcuların maça çıkmama ihtimali bile düşünülmüş…

Size şunu açık seçik söyleyeyim… Yabancılar başta olmak üzere pek çok oyuncu, bu takımın devre arası kampına katılmayacak… Ne kadar para, o kadar köfte misali…

Geçtiğimiz hafta içinde Samsun büyük köy belediye başkanı yönetimi kurtarma adına esnafı tek tek gezerek 1,5 milyon para toplamıştı… Toplanılan bu para zamanında yönetime verilseydi, yönetimde futbolculara ve aylardır maaş alamayan çalışan emekçilere dağıtsaydı, bu eylemler, söylemler kısacası rezillikler yaşanmazdı…

Birileri ki siz onları iyi biliyor ve tanıyorsunuz… Samsunspor’u uçurumun kenarında tutmaya devam ediyor… Ne çekip kurtarıyorlar, ne de aşağı düşmesini istiyorlar… Böylesine aşağılık bir durum…

Bakın kulübü bu hale getirenlerin durumuna, hepsinin keyfi yerinde… Para ve makam onlarda, çile çekmek taraftarda… Kendilerinin yazıp, oynadığı bir oyunun son perdesini bu günlerde seyrediyoruz… Kimsenin aday olmasını istemiyorlar…

Vali bey ile telefon görüşmesi yapan Tanju Çolak, önceki gün bana “Sayın valimiz herhalde toplantıdan hala çıkmadı. Bir türlü dönüş yapmadı” diye sitem ediyor… “Ben Erkut için para topluyorum. Siz nerden çıktınız? “ diyerek Celil’in ekibine randevu vermiyor…

Arzu ettikleri durum şu… Revize edilen bir yönetim ile Erkut Tutu’nun devam etmesi… Perşembe günü, ya da on gün içinde gelinecek nokta bu olacak…

Benden söylemesi…

/Resul AKÇAY
25.12.2017

12 Aralık 2017 Salı

Hatalar Zinciri


Hasta yakınları, “Doktor bey, hastamız gözlerini açtı, bir şeyler de yiyor, içiyor, iyileşti mi ?” diye sorarlar masum masum… Oysa ki ölümden önceki son güzelliktir ortaya çıkan… Samsunsporlu bazı futbolcuların durumu da bu… İçlerinden kimileri girdikleri yoğun bakımdaki koma halini sürdürüyor, iyilik belirtilerinde “tık” yok!

Kimileri ise, bir daha bu formanın içine giremeyeceklerinden son güzelliklerini sergiliyorlar… Eğerim ki, devre arası bu takıma beklenen, arzu edilen takviyeler yapılsın, inanın göreceğiniz şey yukarıda yazdıklarımdır…

Eskişehir maçı geride kalan haftaların en iyi mücadelesinin yapıldığı hatta hatta pek çok net gol pozisyonlarına girildiği bir maç oldu… O kadar özlemişiz ki bunu, bazı şeyleri görmek işimize bile gelmiyor…

İlk otuz dakika rakibi sahasına hapsetmiş bir takım topu kaleciyle buluşturduğu şut çekimini 53. Dakikada gerçekleştirmiş… Yenen iki gol öncesi fütursuzca kaptırılan top kayıplarını, savunmadaki kademe hatalarını göz ardı etmişiz… İlk golü anlatayım, zaten hatırlarsınız…

Golcümüz Alperen’in(!) pasıyla sol taraftan son çizgiye inen Eskişehirspor kaptanının ortasında ön direkte topla buluşan siyahi oyuncunun tıklamasını üç savunma oyuncusu seyretti…

İkinci gol yine aynı oyuncunun ortaladığı topu arkasından geleni hissedemeyen Burhan’ın geç müdahalesi sonucu yendi… Böyle golleri halı sahada bile yemek mümkün değil, ama bu kadro yapısı yer, yiyor da… Bu nedenle buralarda sürünmelerdeyiz…

Olsun yine de heyecan veren bir futbol oynayıp, dört kişiyle kalecisiz kaleye topu iteleme becerisini gösterdik ya, canları sağ olsun… Şahsen az da olsa ne mutlu, ne de umutlu değilim… Askerlik yaparken tezkerenin gelmesi dahil, hayatta hiçbir şeyi bu kadar hevesle ve de içtenlikle beklemedim… Gel devre arası gel… Bitsin bu ızdırap…

/Resul AKÇAY
12.12.2017

4 Aralık 2017 Pazartesi

Duvara Tosladık!


Eskişehir maçının devre arasında karşılaştığım bir Samsunspor yöneticisinin söylediği bir söz bu yazımın başlığı oldu. “Duvara tosladık, bittik, hem sportif hem de mali olarak işler iyi gitmiyor. Sağlığımız bozuldu, kalp hastası oldum. Bırakmaktan başka seçeneğimiz yok!”

Kimdir bu yönetici diye sorma gafletine düşmeyin. Bugünkü Samsunspor’u yöneten hangi yönetim kurulu üyesi bundan farklı bir şeyler söyleyebilir ki? Sezona “ O sene, bu sene” diye başla, 14 hafta sonra ligin diplerinde sürün. Yaptığın içi boş, renkli transferlere çuval dolusu para harca, alayı fos çıksın.

Beyin ve beden olarak futbol ile ilişkisini kesmiş adamı plajdan al getir, cebini de bir güzel doldur, zoraki idmana çıkart, ondan fayda bekle. Mümkün mü? Değil elbet… Diğerleri farklı mı, tabi ki hayır…

Yedaş, Samsunspor’un söz de sponsoru… Şaşalı bir törenle imzalanmıştı sözleşme… Kaç para verdi bilmem ama, hafta içinde tesislerin şalterini  indirmesi  hiç yakışık almadı… Yönetimin yerinde olsam, suratlarına fırlatırdım sponsorluk anlaşmasını… Nerde öyle erkek? Ya da deli…

Bu yüzden ben olsam diyorum… Karagümrük’ün başkanının sallamalarına sessiz kalıp adeta üç maymunu oynayan da bunlar… “Sana ne lan! “ diyemediler… Tabi ya onlar akıllı, ben deli…

Son yaşanan olayı da yazayım, aklınızda bulunsun… Federasyon geçen hafta Samsunspor’a hak ediş olarak 675.000 TL ödüyor… Ama para, malum kişinin ipoteği nedeniyle Samsunspor’un hesabına yatamıyor… Yalvarıyorlar, rica ediyorlar ipotekçiye, parayı bize ver diye… Adam acıyor kabul ediyor…

Para Samsunspor’un hesabına geçiyor… Ama gelin görün ki kulüpteki ipotekçi sayısı bir değil ki, maliye el koyuyor paraya… Maliye de kafa kola alınıyor, bu para bize acil lazım, borcumuz borç başka sefer öderiz deniyor…

Maliye de acıyor Samsunspor’a, parayı geldiği yer olan TFF’ye geri gönderiyor… TFF gelen parayı yine Samsunspor’un hesabına yatırıyor…

Şimdi şöyle düşünebilirsiniz… Nihayet para Samsunspor’un eline geçti… Yanılıyorsunuz… Baş ipotekçi parayı tahsil ediyor, dönüp bizim yöneticilere “vazcaydım, size para mara yok” diyor…

Eskişehirspor maçı öncesi futbolculara bu parayı ödeme sözü verilmişti, bu söz yerine getirilemedi, futbolcular para yerine hava aldılar… Köy takımı gibi bir futbol sergilemeleri, ruhsuz, karaktersiz oyun ortaya koyup, rezil bir skor almalarının sebebi budur…

Varsa başka bir neden söyleyin de bileyim…

/Resul AKÇAY
04.12.2017

19 Kasım 2017 Pazar

Dehşet Fikir!


Konyaspor  seyircisinin yaptığı magandalığın faturası Samsun’a KE-Sİ-LE-MEZ! Benden bugün oynanan Adanaspor maçının yorumunu bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Konumuz ilk satırda yazılandır.

Samsun’da Beşiktaş ile Konyaspor arasındaki süper kupa finali esnası ve sonrasında yaşanan olayları hatırlayınız. Stada onca üst araması yapılmasına rağmen yüzlerce maytabı sokup yakan, stadın tüm eşyalarına zarar veren, maç sonrası da sahaya girip taşkınlık yapanlar meğerim Konyasporlular değil Samsunlularmış. Bir emniyet yetkilisi olayların sorumluluğunu Samsun spor seyircisine atarak şu öneriyi dikte etmeye kalkıyor. Bu fikrini İstanbul’da yapılan üst düzey güvenlik toplantısında açıklıyor.


“Maraton Tribününe  Tıpkı Kale Arkalarında Olduğu Gibi Ağ Serin”

Böylelikle seyirci sahaya inmeyecek! Makam mevki sahibi biri kale arkasındaki ağın koruyucu amaçlı olduğunu düşünemiyor… Oldu olacak, çelik ağ gerin, yetmedi 220 volt yükleyin dokunan yansın…

Aslında benim farklı bir önerim var o beyefendiye… Maçlara seyirci almayın, herkes rahat etsin… Soruyorum… Samsun’da ne zaman bir maçta yüzlerce insan aynı anda sahaya inip olay çıkardı? Çıkıp söyler misiniz?

Konya seyircisinin faturasını Samsun’a kesmek günahtır, ayıptır… Dünyanın hangi stadında maraton tribününde taraftar sahaya girmesin diye ağ çekilmiş… Bir örnek verebilir misiniz?

50’nin üzerinde ülke gezdim şahsen ben görmedim… Umarım bu yanlış düşünce sadece o kişinin beyninde hapis olur, hayata geçirilme yanlışında  bulunulmaz…

/Resul AKÇAY
19.11.2017

6 Kasım 2017 Pazartesi

Bir Şerefsize Nasihat…


Çevremizde bir, “Adam diyebildiklerimiz vardır”, bir de, “Adam diye, bildiklerimiz vardır.” Geçtiğimiz günlerde, bir şahıs benim hakkımda bir şeyler karalamış işgal ettiği köşesinden. Arkadaşlar deyince haberim oldu. Merak ettim.

Aldım gazeteyi elime. Baktım, inceledim, süzdüm, vallahi de billahi de ben adam göremedim! Şaşırdım. Soruyorum o zata. Hayır, sen uzaktan mı adamsın, yoksa adamlıktan mı uzaksın?

Yok bakıyorum bakıyorum, bir türlü göremiyorum. Oysa bu yaşa geldim gözlük bile kullanmıyorum. Bak koçum. Sen. Ne adam gibi adamsın.. Ne de madamsın. Sorarım sana. Sahiden, ciddi ciddi kendine adam mı diyorsun? Deme bence. Ayakkabı mağazası gibisin. Her numara bulunur sende. Sıkışınca, popon dara düşünce, dansöz Asena’dan bile iyi kıvırırsın.

Delikanlı sanmışım seni… Yanılmışım… Sınıfta kaldın… Delikanlılığın “D” si terk etmiş seni, farkında değilsin, ayakta uyuyorsun… Hayatın yalan dolan… Pembe dizi karakteri olmuşsun… Gidip başkarakteri vurmuşsun… Karakterin yok senin… Sende karakter marakter göremiyorum… Senin karakterin otururken altından sandalye çekmişler be oğlum… Yerlerde sürünüyorsun… Telefonuma şifre koysam, şifreye adını versem… Telefon uyarı verir… “Yetersiz karakter” diye…

Bizim topraklarda senin gibisi çıkmaz… Sahi nerelisin sen? Şerefin kadar konuş desem ömür boyu susarsın be oğlum… Şeref fukarasısın, git cami önlerinde dilen… Varlığı yetersiz olanın yokluğu yokluk değildir… İki dakika delikanlı ol desem saat tutarsın…

Benden sana kulağına küpe olacak bir nasihat… İtle, köpekle uğraşsaydım Veteriner olurdum… Yüz verip muhatap aldıysam sıfırla çarpıp yok etmesini bilirim… Bunu asla unutma…

Anne sütüyle adam olamayan inek sütüyle öküz oluyor bu memlekette… Bariz örneği sensin… Bu arada öküzlere hakaret ettiğimin farkındayım… Öküzü satsam, milyarlar eder… Seni satsam… Üste para isterler be oğlum…

Bozuk post cihazı gibisin… “Z “raporun çıkmıyor… Yunus Emre şöyle buyurmuş…

“Edebim izin vermez edepsizlik edene.
Susmak en güzel cevap, edebi elden gidene”

Biliyorum, kabahatliyim, uymuyorum Yunus’a, mecburen cevap vereceğim senin gibi edep fukarasına… Hiçbir şeyi beceremiyorsan, hazır ayakların gereksiz bedenini taşırken koş peşinden belki yakalarsın uçup giden edebine… Salladığın zarlar hileli, atıyorsun, düşeş gelsin bekliyorsun, hep yek’e talim ediyorsun…

Seni gidi talihsiz şempanze… Kenar mahalle karılarından farkın kalmamış, az biraz da önde gibisin… Çenen susmak bilmiyor… Ağzından salyalar akıyor, adres bildir mendil göndereyim…

Kedi gibisin, uzanamadığın ete mundar diyorsun… Kovulduğun kapının eşiğinde yatmaya bile razısın, ama sende biliyorsun ki tren kaçtı içeri alınmazsın…

/Resul AKÇAY
06.11.2017

23 Ekim 2017 Pazartesi

Canik İyi Yolda


Ligin ilk iki haftasını kayıpsız geçen iki takımın maçıydı. Son Lig ve Avrupa şampiyonu karşısında ilk iki periyot müthiş bir direnç ortaya koydu Canik.  Devrenin sonlarına doğru 5 sayılık farkı da yakaladı. Soyunma odasında ne içtiler bilmiyorum, üçüncü çeyrekte inanılmaz akıl almaz bir geri dönüşüm yaşandı. 7 dakika sayı atamadı, konuk ekip 15\0’lık bir seri yakaladı.

Toparlanma ve maça yeniden ortak olma çabası yetersiz kalınınca sahadan zorunlu olarak yenik ayrılındı. Maçın kısa özeti şu, gardın iyiyse sende iyisin. Canik’in iki gardı da gününde değildi. Bireysel yetenek de bir yere kadar. Takım oyunlarında her fert oyunu bütün olarak oynama düşüncesinde olmalı…

Canik bu konuda eksik kaldı. Yakın Doğu Üniversitesi bu ligin kadro derinliği yüksek en tecrübeli ekibi. Geçen sezonki başarıyı lig, kupa ve Avrupa’da tekrarlayabilirler… Yolları açık olsun…

Canik Belediyespor’un verdiği fotoğraftan çıkan sonuç şu; Geçtiğimiz sezonu asla ve kata yaşatmayacaklar… Samsun’un yine gururu olacaklar… Oynanacak Hatay ve Botaş maçları çizilecek hedef için çok ama çok önemli… Alınacak iki galibiyet sonrası çok farklı düşüncelere sahip olunabilinir…

/Resul AKÇAY
23.10.2017

15 Ekim 2017 Pazar

Fırsatı Ranta Çevirmek


Sezona büyük umutlarla giren ama geride kalan 7 hafta da beklentileri karşılamaktan uzak kalan iki takımın mücadelesiydi. İki Karadeniz ekibi gittikleri hoca değişikliğinden olacak umut var düşüncedeydi. Ligin en kötü savunmasına sahip olma özelliklerini birbirlerine göstermekten imtina etmediler. Özellikle ilk 45 de her iki kalede de forvetler bolca gol pozisyonu ürettiler.

İlkyarıda öne geçme sırasını iyi kullanamadı Samsunspor, ardı ardına üç net fırsat ranta çevrilemedi. “Sen atamıyorsan, ben atayım” dedi Rizespor, Samsunspor savunmasının ikramı, kalecinin şaşkın bakışları arasında Orhan ellerini kollarını sallaya salya geldi ve golü buldu. Ayite’nin kaçırdığı, ya da sahanın en iyisi Rize kalecisi Gökhan’ın kurtardığı penaltı soyunma odasına boynu bükük gönderdi Samsunspor’u.

İkinci yarıya golle başladı Samsunspor. İKaleye yeni geçen Cihan’ın, ikramını ve tabi ki büyük hatasını Ahmet Cebe teşekkür ederek affetmedi. Bu golle oyuna tutunan ve moral bulan Samsunspor, savunmada hatasız. Topa sahip olmanın değerini bildi. Rakibi kalesinden uzak tuttu.

Düşünür dururdum “Rizespor niye, nasıl düştü ?” diye. Meğer futbol fukarası Recep oynarmış. Çakma maestro, dün takımının adeta el freni idi. İlk penaltı da pozisyonu iyi süzen hakem, ikinci yarıdaki buz gibi penaltıyı es geçti verse belki de evine üç puanla dönerdi kırmızı beyaz siyahlılar.

/Resul AKÇAY
15.10.2017

11 Ekim 2017 Çarşamba

Bu İşte Bir Tuhaflık Var


Bir kulübün mahrem evraklarındandır, KARAR DEFTERİ… İçinde nelerin yazıldığı başkan, yönetim kurulu haricinde üçüncü şahısları pek ilgilendirmez… Öyle alınan her karar ifşa edilmez… Ama nedense son zamanlarda Samsunspor karar defteri sayfaları basın aracılığıyla havalarda uçuşuyor…

Geçen sezon sonunda futbolculara Bandırmaspor maçının önemine binaen 40 biner lira pirim vadeden yönetim, bunun sözde değil yazılı olarak ta zaptı rap altına alındığını göstermek amacıyla karar defterine not olarak düşürmüştü… Bizler bir gün bu kararı gazetelerde okuduk… Hem de fotoğrafıyla… Tuhafımıza gitmiş, “kulüp bunu nasıl ifşa eder?” eleştirisinde bulunmuştuk!…

Sonra öğrendik ki gerçek bizim düşündüğümüz gibi değilmiş… Yönetim parayı futbolculara vereceklerini ispatlamak için karar defterinin o sayfasını fotokopi olarak çoğaltmış ve ellerine tutuşturmuştu… Futbolcular çıkıp aslanlar gibi oynadılar ve maçı kaybetmeyip takımlarının ligde tutunmasını sağlamışlardı… Allah onlardan razı olsun…

Ya sonra? Sonrası paralarını alamadılar, hala da almamışlar mıdır? Bilmiyorum… Bildiğim tek şey var o da, futbolculardan birinin basına bu fotokopiyi gönderip, “söz verdiler, o sözü karar defterine geçirdiler, ancak primlerimizi alamadık” demeleridir… Bunu geçelim…

Son olay, sıcaklığını muhafaza ediyor… Yönetim paraya sıkışıyor, soluğu valilik makamında alıyor… Eski başkan ve kulübün tepesine  Demoklesin kılıcını diken Kazım Yılmaz valiliğe davet ediliyor… 1 milyon talep ediliyor… Borç olarak tabi ki, Yılmaz’da hibe verecek göz mü var? Yok elbet! Olsa, kulüpten alacağı parayı dövize çevirip, kazancına kazanç katmazdı… Konumuz bu değil…

Parayı vermeyi gönülden istemeden de kabul ediyor… Yönetime de bu borcun varlığını karar defterine işlenmesini talep ediyor…

Çünkü…

Para zamanında geri ödenmez ise Yılmaz TFF’ye gider, temlik vasıtasıyla çatır çatır tahsil eder… Karar defterinin o sayfası da, notere onaylattırılır… Birileri basına Yılmaz’ın kulübe verdiği para haberini sızdırır… Önce hibe denir, sonra da borç… Ve bir gün Atilla Çebeci araştırmacı gazetecilik çalışması yapar ve o noter onaylı kararı ortaya koyar…

Yılmaz bu habere tepki koyar, birilerinin kendisini itibarsızlaştırmaya çalıştığını, taraftarlarla karşı kaşıya getirildiğini açıklar… Sitemi, kızgınlığı yönetimedir… Haksız da değildir… Yönetim ise bu haberin kendileri tarafından yapılmadığını öne sürüyor…

Orta da geriye iki kişi kalıyor… Biri noter, diğeri de tarafların avukatları… Ben de işin içinden çıkamadım…

Ya siz?

/Resul AKÇAY
11.10.2017

1 Ekim 2017 Pazar

Duaların Kabulü


Maçın başından devreye kadar geçen sürede futbol olarak vasatın üstüne çıkamayan, pozisyon üretemeyen, kaleye şut bile çekemeyen iki takım söz birliği etmişçesine ikinci yarıya başladı.

Rakip kaleye inme isteği daha fazla olan Samsunspor Göksu ile golü buldu. Aynı Göksu üç dakika sonrasında maçı bitirecek şansı önünde buldu, ama beceremedi. Dönen top, gelişen Balıkesirspor atağında kazanılan köşe vuruşunda konuk ekip beraberlik golünü attı.

O dakika ya kadar uyumlu bir dörtlü görüntüsü veren savunma adam paylaşımını uzak mesafeli yapınca, antrenmanlarda bile yenmeyecek golü yarattı.

Benzer savunma hatası bu kez Balıkesirspor’dan geldi. Çıkarken kaptırılan topu Aiete uzak mesafeden kaleye gönderdi. Kalecinin de katkısıyla Samsunspor yeniden öne geçti.

On kişi kalan rakibine oyun üstünlüğünü kaptırmayan Samsunspor 94, 5 dakika sonra maçın kazananın oluverdi…

Teknik Direktör değişikliği futbolcular üzerinde pozitif bir etki yaratmış görünümünü uyandırdı… Özgüveni yüksek, oyuncu kimliklerini ortaya koyan, takımdaşlığın ve yardımlaşmanın alenen sergilendiği bir Samsunspor vardı… Artık çok pas yapılabiliyor, oyun dikine oynanabiliyor, her şeyden önce ilk yarı olmasa da kaleye şut çekme düşüncesi hasıl olabiliniyor…

Bu iyi bir fotoğraf ve ilerisi için ümit verici bir durum… Maç öncesi arayıp başarılar dilediğim Besim hoca,” duaya ihtiyacımız var” demişti…

Sanırım o dualar karşılık buldu.

/Resul AKÇAY
01.10.2017