26 Ağustos 2014 Salı

Karadeniz İntikam Mı Alıyor?

  
‘Denizi kara, karayı para yapacağız’ diyenler gelişigüzel doldurdu. ‘Bol avlayıp çok kazanacağız’ diyenler denizdeki balığı azalttı. Balıkçılara gelişigüzel barınak, çekek yeri, liman yapanlar sahil dengesini bozdu. Önlem almak isteyenler; kaş yaparken göz çıkardı.

Abandone olan Karadeniz, bir türlü toparlanamazken, her gün sıcaklardan bunalıp serinlemek isteyenlerden adeta intikam alıyor. Her gün boğulanların haberleriyle ürküyoruz. Yarım metrelik yerde kumun çekilmesiyle yüzenlerin dibe çekildiği iddiaları hayli ağırlıklı. Hatta boğulmalara anlam veremeyenler var. ‘Ne oluyor Karadeniz’e?’ diye soranlar da.

Pazar günü evimin balkonunda gazete okurken, koşuşturmalara tanık oldum. Karadeniz’in gençleri sürüklediği, can pazarının yaşandığı haberlerini aldım. Sonrasında da kendi kendime ‘Ne oluyor bu denize’ diye sordum. Fazla eskiye gitmeye gerek yok.

Samsun sahilleri, Türkiye’nin en güzel kumsalına sahipti. Bu mevsimde hiç de böyle hırçın değildi.
Düşündüm. Bizi yönetenlerin bilinçsizliklerine kurban verdiğimiz düşüncesine kapıldım. Hesap-kitaptan yoksun insanların doğamızın dengesini nasıl bozduklarını görür gibi oldum. Yıllar öncesiydi Rize’de deniz doldurulmuştu. O dönemin belediye başkanı Ekrem Orhon denizi kara yapmıştı. Haliyle karayı da para.

Sonrasında Samsun’da deniz dolduruldu.İlerleyen yıllarda Kemal Vehbi Gül dolgu alanlarını genişletti. Doğu ve Batı dolgu sahaları onun eseri. Hiç sorun olmamıştı. Zira hesap-kitap yapılarak gerçekleştirilmişti. Ya sonrasındaki dolgular?

Sormayın. İhtiyaç gerekçesiyle yapılan barınaklar, çekek yerleri hesap-kitaptan yoksun olunca sahillere darbe vuruldu. Denize T’ler yapılarak önlem alınmaya çalışıldı. Olmadı. Şimdi duvar çekiliyor. Bu tutar mı, zaman gösterecek.

Günümüzde mühendislik ne yazık ki hak getire. Mühendis mi yetiştiremiyoruz, yoksa mühendislere bihaber olan yöneticiler mi dayatıyor? Onu-bunu bilemem. Bilebildiğim dengenin bozulduğu. İnsanlığa zarar verdiği. Önlemlerin de komediden öte gitmediği. Denizde boğulanlara mı yanalım, yoksa çarçur edilen paralara ve hırçınlaştırdığımız Karadeniz’e mi? Yorum sizin.

/Avni DEMİR
26.08.2014

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Samsun’da Yetiştirdiğimiz Dostluk Ve Kültür Elçilerimiz!

Ülkemizin yabancı ülkelerle yapmış olduğu eğitim anlaşmaları çerçevesinde ve Türkçenin uluslararası alanda yaygınlık kazanması amacıyla, her yıl yaz aylarında belirli sayıda uluslararası öğrenci, ülkemizde Türkçe yaz okullarına davet edilmektedir. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Uluslararası Öğrenciler Daire Başkanlığı ile Yunus Emre Enstitüsü’nün işbirliğiyle yürütülen Türkiye Bursları Türkçe Yaz Okulu 2014 Programı 17 Temmuz- 24 Ağustos 2014 tarihleri arasında Samsunumuz dahil olmak üzere 13 ilimizde gerçekleştirilmiştir.

Bir ayı aşkın bir zaman, Samsun TÖMER’de Türkçe eğitimi alan 19 ülkeden 23 öğrencinin; ülkelerine bir dostluk ve kültür elçileri olarak ilimizden ayrıldıklarını düşünüyoruz. Samsun’un ve bölgenin tarihi, kültürel ve doğa güzelliklerini bu yabancı öğrencilerimize tanıtmak için TÖMER yetkililerinin olağanüstü gayretlerine tanık olduk.

TÖMER yetkililerinden Sayın Rüşen Dinnen Hanımefendi ile Sayın Emre Seven ve Sayın Murat Temör beyefendilere bu gayretlerinden dolayı hayran kalmamak mümkün değildir. Kendilerine Samsunumuz ve Türkiyemiz adına teşekkür ediyoruz. 23 öğrencinin geldiği ülkelerin hemen hepsi ile tarihi ve kültürel bağlarımız vardır. Örneğin; Macaristan, Mısır, Moğolistan, Gürcistan, Yunanistan, Makedonya, Özbekistan, Kırgızistan,  Rusya,  Kırım, Kazakistan, Ukrayna, Sırbistan ve Yemen gibi ülkelerle tarihi ilişkilerimiz ve bağlarımız vardır. Ayrıca Kore için kan dökmüş, can vermişiz.

Aynı şekilde günümüzde de Tayvan, Meksika ve Belçika ile de ekonomik ve kültürel ilişkilerimiz vardır. 19 ülkeye 23 dostluk ve kültür elçisini uğurladık.  Söz konusu öğrenci elçileri  tesislerinde ağırlayarak onları ilimiz adına onure eden başta Büyükşehir Belediyesi yetkililerine, Canik Belediye Başkanı Sayın Osman GENÇ Beye, İlkadım Belediye Başkanı Sayın Erdoğan Tok Beye ve Atakum Belediye Başkanı Sayın İshak Taşçı Beye ülkemiz ve Samsunlular adına teşekkür ediyoruz.

Sevgili genç öğrencilere Türkiye ve Samsunlular adına yaşamlarında başarılar diliyor, milletlerine dostluk ve barış güllerimizi taşımalarını istiyoruz. Sevgili gençler! Gününüz sağlıklı, geleceğiniz aydınlık olsun diyoruz.  Selam ve sevgi ile…

/Mustafa GENÇ
25.08.2014

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Ey Samsunlu Uyuma Samsun Geriliyor…

İzmir ve Samsun Fuarı… “Türkiye’nin ilk, tek ve en büyük fuar organizasyonu İzmir Enternasyonal Fuarı, 29 Ağustos-7 Eylül tarihleri arasında 83. kez kapılarını açacak.” Bu haberi okuyunca içim cız yaptı. Çünkü Türkiye’de iki büyük fuar vardı. Birisi İzmir, Diğeri Samsun fuarlarıydı. İzmir Fuarı halen sürüyor. Ya Samsun Fuarı? Yerinde yeller esiyor.

Samsun küçültülüyor diyorum da kimseye dinletemiyorum. Benim karşıma geçmiş Samsun’un büyüdüğünü dile getiriyorlar. Bunu söyleyenler halkı aldatıyorlar. Samsun nasıl mı küçültülüyor? Bakın anlatayım…

1977 yılının Temmuz ayının birinci günü cumartesiydi. Samsun milli fuarı açılıyordu o gün. Açılış sırasında şiddetli bir yağmur yağmış ve o açılış berbat olmuştu. Berbat olan sadece açılış mıydı? Ben ve üzerimdeki elbiseler de. O saatlerde yağmurdan Kardeşler Lokantasına sığınmış, Rahmetli dostum Adem Bilir’le akşam yemeği yemiştik. Fuar nedeniyle bir ay Samsun’a Türkiye’nin dört bir tarafından gelenler oluyor ve ekonomiyi güçlendiriyordu. O tarihlerde Samsun Ekonomisi Türkiye ekonomisinin ilk onunda gösteriliyordu.

O fuar artık yok. Sözüm ona bir fuar yapılacak. Hep cek ve cak, yapılmadı henüz, ne zaman yapılacağı da belli değil… Samsun’da iki adet stadyum vardı. Birisinin yerinde yeller esiyor, diğerinin akıbeti belli değil. Yenisi yapılıyor birkaç yıla biter. Yenisi bitince mevcut yıkılacak. Yani Samsun iki stadı olan bir ilden tek stadı olan bir ile gerileyecek. Tıpkı havalimanı konusunda olduğu gibi… Çarşamba havalimanı açıldığında Samsun iki havalimanı olan bir il konumundaydı. Eskisinin yerinde yeller esiyor…

Yok yok, yel esmiyor Türkiye’nin en büyük inşaat firması TOKİ’ye verildi ve burada bir hastane yapıldı, başkaca konutlar yapıldı bu kurum tarafından. Yani Samsun iki hava limanı olan il konumundan sıradan bir il yani tek hava limanı olan bir il konumuna geriledi… Siz mi Samsun’a bu gerilemeyi yaşatıyorsunuz? Yoksa siyasi iktidarlar mı? Oysa Siyasi İktidarların temel görevleri illeri geriye değil ileriye getirmek değil midir? Siz geriletmiyorsunuz belki ancak bunda büyük ölçüde payınız var ey Samsunlular, uyumayın.

Ve de unutmayın ki Samsun’u ekonomik olarak ilk ondan ilk ellilere kadar gerileten, eğitim olarak ilk elli içine zor girer duruma gelmesine yol açan, iki stattan tek stada, iki hava limanından tek hava limanına gerilemesine neden olan siyasi iktidarlar sizlerin oylarıyla iş başına geliyor. Yani bu gerilemede hepimizin büyük payı var, hesap verelim… Çünkü hepimiz suçluyuz…


Atakum Belediyesinde Neler Oluyor?

Önce Belediye Başkanı İshak Taşçı kendisini kapıların ardına hapsetti. Belli ki bir korkusu vardı, halkla her gün yüz yüzegelmekten korkuyordu. Sonrasında geçmiş yönetimi suçlamaya başladı. Neden? Seçim öncesinde verdiği sözleri yerine getiremeyeceği korkusu sarmıştı her yanını. Son bir kaç gün içinde işler daha da kızıştı. Önce Başkan Yardımcılığı’na gelen bir zatın feci şekilde tartaklandığı hatta daha ileri gidildiği haberleri çıktı. Neden? Otomobilini yanlış bahçeye mi park etmiş ne…

Dün sabah bütün bunların üzerine tuz biber ekildi. Belediye’de silahlar patladı ve bir kişi yaralandı… Bütün bunlar neden oldu sorusunun cevabını ararsak!!! İshak Taşçı Belediyeyi iyi yönetemiyor mu sorusuna takılıyor insan. Belediye’de silahlar konuşuyor, Belediye Basın Bürosundan bir açıklama geliyor: Aynen şöyle:
“Belediyemiz şirket işçilerinden Emre Gürdal, yine şirket işçisi olarak çalışan Serkan Altay tarafından şahsi nedenlerden oluşan husumet nedeni ile silahla yaralanmıştır. Olayın belediyemiz icraatları ve faaliyetleri ile hiç bir ilgisi bulunmamakta, tamamen şahsi nedenlere dayanmaktadır. Bilgilerinize sunarız.”

Ben bu açıklamaya güler ve geçerim. Başkan İshak Taşçı, yardımcısının tartaklanmasından sonra dört korumayla gezmeye başlamış. Şimdi silahlı yaralama var. Koruma sayısı ikiye katlanır herhalde…

(…)

/İsmail BAŞARAN
23 Ağustos 2014

O Santralden Öyle Bir Vazgeçersiniz Ki

“O santralden vazgeçmedim” şeklinde bir açıklama yapıyor zehir kusan santralin sahibi yatırımcı firma. Bu cesareti nerden alıyor. Elbette yasaların işletilemediği Muz Cumhuriyetinde yaşadığının bilincinde. Danıştay kararlarına rağmen OMV’ nin bir gün dahi kapatılamadığını biliyor. 301 madencinin ölümüne zemin hazırlayan yatırımcılara dahi bir yaptırım uygulanamayan bir ülke çünkü. Türkiye çed raporunun alınmadan bir santralim İl Özel  İdaresinin  özel izni ile inşat yapıldı. Bu kentte kimsenin sesi çıkmadı. Danıştayın yürütmeyi durdurma kararının ardından sanki izni İl Özel İdaresi değil de Mecidiye esnafları vermiş gibi büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere bir anda herkes kafasını İncesu veya fener plajının kumlarına gömmüş ve herkes sorumluluktan kaçmış ve sonuçta işletmenin kapıları açılmıştır.

O dönemde ayakta kalan ve mücadele eden tek yetkili belediye başkanı Şenol Kul olmuştur. Bugün de olanı biteni iyi bilen firma sahibi santralden vazgeçmeyeceği şeklinde açıklamalar yapmak cesaretini göstermektedir Ancak bugün yörede yaşayanlar  tehlikeyi yaşayarak görmektedir.  850 işçi alınacağını ifade eden OMV bugün ancak 50 kişi istihdam etmektedir. Kirlilik ve bozulan doğa yapısı ise ayrı bir handikaptır.  1. sınıf tarım arazilerinin zehir kusan santrallere terk edilmesini devleti idare edenlerin dışında hiç kimse hazmedememektedir. Karşı çıkanlar ise yatırımcı düşmanı ilan edilmektedir. Şu kadar enerji sağlanacak şeklinde propogandalar üretilmektedir. Yenilenemeyen enerji kaynaklarının yok olduğu gerçeği göz ardı edilmektedir. Alternatif kaynaklar ise desteklenmesi bir yana önlerine set çekilmektedir. Üretilecek fazla enerjinin devlet tarafından satın alınmasına ilişkin yönetmelikler vatandaşın değil yatırımcıların lehine düzenlenmektedir.

Samsun halkı artık bilinçlenmiştir. Bizzat devlet ve hükümet yetkililerinin ön ayak olması ile kandırıldığını anlamıştır. ‘Bölgede istihdam sağlanacak kirlilik olmayacak’ masallarına inanmak mümkün olmayacaktır. Bugün Termelilerin yine de misafirperverlik göstererek halkı bilgilendirme toplantısı için yer tahsis etmelerini şirket yetkilileri takdirle karşılamalı. Yarın bırakın yer tahsis edilmesini oturacak sandalye bile bulamayabilirler. Muhtarları kandırarak onlara belirli menfaatler sağlayarak ellerinden arazileri kapatmak devri de sona ermiştir. Bu nedenle şirket yetkililerini uyarıyoruz. Halkın muhalefetine rağmen o santrali faaliyete geçiremezsiniz. İnanın arkanıza bakmaya bile fırsat bulamayacaksınız.

/Süleyman SALUR
23 Ağustos 2014

Samsun Ne Kokuyor?

Hayırlı bir iş için biraraya geldiğimiz misafirlerimize Samsun’u gezdiriyorum. Önceden 2-3 saatte bütün şehri gezdirirken şimdilerde bütün şehri gezdirmek iki güne zor sığıyor. Değişimi nasıl değerlendirirsek değerlendirelim, gelişmiş ve güzelleşmiş bir sonuç var ortada. Bunu misafiriniz geldiğinde daha bir görebiliyorsunuz. Gezdirilip görülecek yer, değer, miras önemli! Unsur önemli! İnsanlara farklı ve özel hale getirilmiş; doğayla, tarihle, kültürle ilişkilendirilmiş mekanlar yani...

Gerçekte yaşamış olup olmamasını   tartışaduralım, Amazon Köyü bile o kadar önemli hale gelebiliyor... Bir önceki ziyaretlerine karşın çok değiştiğini güzelleştiğini hatta denize çok rahat ulaşabildiklerini tekrar edip durdular.  İçten içe mutlu oldum.  Ancak değişmeyen bir şey var. Dedi, Fransa dan gelen misafirim. Samsun hala kötü kokuyor! Devam ederek; Bursa da sahil kenti ama böyle kokmuyor! Deniz olan her yer kokar, diyorum diğer misafirimiz giriyor lafa; İstanbul da sahil Hani o kirliliğiyle meşhur Körfez (İzmit) bile böyle kokmuyor.

Uzunca yıllar Ege ve güney sahillerinde yaşamış diğer misafirim ise işi toparlamaya çalışsa da içindekini saklayamaz; Hava nemli olunca böyle kokar diyeceğim ama burası fazla kokuyor. Şehir içindeki hemen hemen her yokuşta, her bulvarda, caddede sokakta o malum kokuyla karşılaşabiliyorsunuz. Liman ın eski hali geldi gözümün önüne. Ya o haliyle kalsaydı ne diyecektim misafirlere.  Rezil olacaktık ki hem de ne rezil. Samsun her şeye rağmen gelişti güzelleşti. Ama şehir içinde ki o pis koku değişmedi.

Vardır elbet bir hal çaresi ama nasıl? Liman bu kadar güzel ve temiz hale geldiyse. O iğrenç kokusu giderilip Yerini o enfes deniz kokusu aldıysa.  Rahat rahat nefes alıp misafirlerimize kordonuyla hava atabiliyorsak elbet vardır bunun da bir çaresi. Yeter ki sahildir deniz kenarıdır deyip işi savsaklamayalım. Böyle giderse; Samsun edebiyat kitaplarında, Değişen ve gelişen güzellikleriyle değil, Bu kötü kokusuyla konu olacak.

Sırası gelmişken hoşgörünüze sığınarak bir konuyu daha paylaşmak isterim. Kim üstüne alınırsa alınsın kıymetli dostlar, Samsun park ve bahçelerinin çiçeklenmesi, süslenmesi; eskiye rağmen çok ama çok gerilerde. Ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama park ve bahçeleri harikulade çiçeklerle donatılan o şehir gitti yerine rutin park bahçe geldi. Lale ile belirginleşen o güzelliğini geri istiyoruz. Park ve bahçeleri çiçeklerle donatmak süslemek bir sanatmış vesselam. Güzel günlere uyanın efendim. Sağlıcakla kalın

/Uğur DEDE
23.08.2014

21 Ağustos 2014 Perşembe

İyi Şeyler De Oluyor

Daha dün Terme’deki santral konusunda fikrini söylemediği için eleştirdiğimiz Samsun Büyükşehir Belediyesi Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın bazı uygulamalarını beğendiğimizi de söylemek isterim. Engelliler için hazırlanmış dinlenme ve eğitim kampı gibi. İyi ve güzel bir uygulama. Ailemizden bir gencin düğünü bu engelliler için yapılan tesislerin bitişiğinde ‘Su Ada’ adı verilen yerde yapılacak. Düğün yerini görmek için gittiğimizde o tesisleri de gördüm.

Her iki tesiste çok güzel ve hoş olmuş. Ama su ada için ufak bir eleştiri. Havuza giriş ücretlerinin çok yüksek olduğundan yakınıyor insanlar. Aylık kazancı 2 bin liranın altında olan birisinin ailesiyle oradaki havuza girip serinlemesi mümkün gibi görünmüyor. ‘’Yoksullar denize gitsin, havuza gelmesin’’ gibi bir anlayış ile bilet fiyatları yüksek tutulmuşsa bunu hoş karşılamamız mümkün değildir. O tesis belediyenin. Dolayısıyla bizim malımızdır.

Asgari ücretlinin de arada sırada da olsa o havuza aile fertlerini getirme hakkı var. Fener plajına giriş ücreti bile aylık kazancı 2 bin liranın altında olan bir Samsunlu için fazla iken oraya bile gidemeyen için Su Ada’da havuz sefası birçok Samsunlu için hayal bile edilemez. Ama engellilerimiz için yapılan o tesisi gerçekten çok hoş olmuş. Bizim Başkanı eleştiriyor olmamız nedeniyle konulara at gözlüğü ile baktığımızı sananlar için yazıyorum. Bu şehirde iyi bir şey yapılırsa onu da överiz.

Sahil yolunun Atakum’da kalan kısmını beğendiğimizi söylediğimiz gibi. Çiftlik AVM’nin iyi bir uygulama olacağına inandığımızı da yazdık daha önce. O proje için yaptığımız eleştiriler, işin yapılışı sırasındaki düzensizlik ve koordinasyon eksikliğineydi. Yoksa o çalışma tamamlandığında öyle anlaşılıyor ki ortaya iyi bir iş çıkmış olacak. Ben mesela başkan Yusuf Ziya Yılmaz’ın çok çalışkan birisi olduğunu bilirim. Mesaisine bir İşkolik düzeyinde düşkün olduğuna tanıklık edebilirim. Ancak bizim Başkan, bize yazı konusu olacak öylesine işlere imza atıyor ki; bizde de ‘’Gel de yazma’’ durumu oluşuyor. Yani şu namaz kıldırma meselesi. Şık olmamış.

Başkanın inançlı birisi olduğunu, özellikle Hac için kutsal toprakları ziyarete gittikten sonra ibadetini de aksatmadığını biliriz. Ama o görüntüyü vermesine bir anlam veremedim. Siz CHP’li Vedat Yılmaz’ın veya Erkan Akyüz’ün bırakın namaz kılarken, cami önünde görüntü verdiğine tanık oldunuz mu?

Kendilerinden izin almadan bu özel durumlarını yazmam nedeniyle belki bana kızacaklar ama bir örnek olduğu için yazma gereği duydum. Bu iki siyasetçinin de beş vakit namazlarını kıldıkları gibi diğer ibadetlerini hiç aksatmadıkları bilinir. Bir kere olsun halkın dini duygularını okşayarak bunu oya tahvil etmeyi düşünmediler. Yusuf Başkan’ın da o görüntüyü vermesi hiç şık bir davranış gibi gelmedi bana

/ Ragıp GÖKER
21 Ağustos 2014

20 Ağustos 2014 Çarşamba

Termik Santral İnatlaşması

Termik Santral Terme’nin başına bela olacak gibi. Avrasya Tim’in sahibi Pamir Tuğlu o santrali kurmaktan vazgeçmediğini söylerken, Şenol Kul ve Terme Halkı ‘’Bir karış toprak vermeyiz’’ diyor. Her iki taraf kendinden emin. Ama bu işin muhatabı olmasını düşündüğüm bir başka kurumun başındaki kişi ise halen suskun. O’da Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz.

İmar gibi nihai izinlerin onaylanacağı makam olan Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın Terme’de kurulması istenen termik santral konusunda tek kelime söylediğini duyan var mı? Başkanın bu konuya dair açıklaması oldu mu bilmiyorum. Ben görmedim ve okumadım. Şehrimin sınırları içersinde bizi zehirleyebileceğini düşündüğüm bir yatırımı istemiyorum. Tekkeköy’deki ‘Mobil Santrale’ geçmişte nasıl karşı çıktıysam, kirli yatırım olduğunu düşündüğüm Termik Santrallerin de ilimin sınırları içersinde kurulmasına o denli karşıyım.

Hukuk çerçevesinde bunun olmaması için mücadele edeceğim. Şenol Kul’un ne denli kararlı birisi olduğunu biliyorum. Onun önderliğindeki halkın santral için tek bir karış bile toprağını satacağına inanmıyorum. Ancak geçen hafta konuştuğum yatırımcı şirket olan Tim Avrasya’nın sahibi Pamir Tuğlu’yu bir hayli kararlı görmüştüm. Pamir Bey’i dün bir kez daha aradım. Ve kafama takılan bir o soruyu sordum.

‘’Geçmişte herkesin karşı çıktığı mobil santrali kurmaları için yatırımcıları Samsun’a Büyükşehir Belediye Başkanının davet ettiği anlaşılmıştı. O santrali Terme’ye kurmak için sizi de davet eden birileri oldu mu?’’ diye.Kimseden davet almadığını söylüyor Pamir Tuğlu. Sürecin devam ettiğini mücadelesini hukuki zeminde sürdüreceğini sözlerine ekliyor. Ben her zaman o halk deyiminde olduğu gibi ‘minareyi çalanın kılıfını da hazırlamış’ olabileceğinden korkarım. Umarım ve dilerim böyle bir durum olmaz. Umarım mücadele yasal çerçevede sürdürülür.

Umarım bu mücadelenin sonunda kazanan Samsun Halkı olur. Ama şunu bir dip not olarak yazmak isterim: O santrali Terme’ye yapabilmek için bütün imkanlar kullanılacaktır. Samsun halkı da yaptırmak istemeyecek. Zorlu bir mücadele olacağı kesin gibi görünüyor. Şu unutulmamalıdır: Kazananın Samsun olması için halkın bölünmeden ve topyekûn bir mücadele ortaya koyması gerekmektedir.

/ Ragıp GÖKER
20 Ağustos 2014

Sanayi Sitelerinin Yolları Sizi Rahatsız Etmiyor Mu?

STSO başkanı Salih Zeki Murzioğlu "Artık oteller var. AVM'ler var" şeklinde bir açıklama yaparak kent ekonomisinin profilini STSO penceresinden ortaya koymuştur. Elbette kentimiz için bu işletmeler artı değerlerdir. Ancak sadece tüketime yönelik enstrümanlar ile bir kentin kalkınabilmesi işsizliğin önlenebilmesi mümkün müdür?

Bayram münasebeti ile ziyaret ettiğim memleketimde ilk uğradığım yerler sanayi siteleri oldu. İlkadım başta olmak üzere tüm sanayi sitelerini gezdim ve işyerleri sahipleri ile görüştüm. Öncelikle yollar köy yollarından beter bir halde buralara yetkililer hiç mi gelmez. Geldiklerini biliyorum. Çünkü bu gezilerim esnasında sayın başkanımızı tam sanayi sitelerinin karşısında yer alan bir restoranımızda öğle yemeği yerken gördüm ve selamlaştık. Sanayi sitesine girince de başkan yemeğini yerken kafasını acaba yemek tabağından 'hiç kaldırmaz mı karşıya bakmaz mı' diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım.

Kent ekonomisi sizden sorulur sayın başkan. Amiyane bir tabir ama gidersiniz belediye başkanlarına masaya yumruğunuzu vurursunuz ve hadi bakalım beyler sanayideki şu yollara bir el atın dersiniz. Bunu yapma gücünüz her zaman var. Bunu biliyorsunuz.

Samsun'da keşke AVM'ler oteller yerine soğuk hava depoları, tütün işleme tesisleri, sanayiye yönelik işletmeler yer alsa ve gelişme yönünde gerçekçi adımlar atılabilse.

/Süleyman SALUR
20 Ağustos 2014

19 Ağustos 2014 Salı

Siyasetçiden Umut Kesilmişse

Samsun’da büyük bir sağlık skandalı yaşandı. Bir depremdi. Artçıları sürüyor. Skandalı ortaya çıkaran doktor kendisine yönetim tarafından mobbing uygulandığını ileri sürdü ve baskılara daha fazla dayanamayacağını gerekçe göstererek görevini bırakmak zorunda kaldı. Cuma günü istifa eden Dr. Fatih Ataç, Giresun’da anlaştığı bir özel hastaneyle anlaştı. Fatih Ataç’ın çok yetenekli bir hekim oluğu söyleniyordu. Yazık oldu.

O skandalın ortaya çıkmasında başrolü oynayanlardan birisi de Dr. Can Aydın’dır. Ortak dostumuz olan Ahmet Sağır’ın fuar alanındaki Arzum çay bahçesinde karşılaştım kendisiyle. ‘’Muhalefete mensup siyasetçilerden arayan oldu mu’’ diye sordum. Öyle ya bu hükümetin en güvendiği iki icraatından birisi sağlık uygulamalarıdır. Ama nitelikli malzeme alınmadığını gerekçe gösteren bazı doktorlar ameliyatlara girmiyormuş. Bu haber gazeteye manşet oldu. Muhalefetten çıt yok.

Derken ameliyat edilmek için narkoz verilen bir hasta yine aynı gerekçesiyle ameliyat edilmeden uyandırılıp servise gönderilmiş. Skandal büyük ama siyaset yapma anlayışı güdük kalınca skandal, Samsun sınırlarını aşamadı. Bu konuda yazıp çiziyoruz. Doğal olarak bir siyasetçinin bu konuyu bize sormalarını beklerdim. Ama ne arayan oldu ne de soran. Muhalefet görevini yapamadıklarını düşündüğümüz için kendileri adına yazıp çiziyoruz, bu nedenle bizi aramamalarını normal karşılayabilirim. Ama Doktorlara da soran olmamış. Ki; Üstelik CHP’nin Samsun Milletvekillerinden birisi de doktorken üstelik. Bu durumu en iyi anlayacak olan siyasetçi CHP’nin Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcı olan Prof. Dr. Haluk Koç’tur.

Öyle anlaşılıyor ki bu skandaldan haberi olmamış, ya da partisinin il teşkilatı tarafından haberdar edilmemiş. Dr. Can Aydın’a utana sıkıla sordum. ‘’Bu durumu siyasetçilere bildirmek senin aklına gelmedi mi?’’ diye. ‘’Yöneticilerimi siyasetçilere şikayet etmeyi devlet terbiyeme yakıştıramam’’ dedi. Ama sonra devam etti. ‘’Doğrusu hiçte aklıma gelmedi’’ diye. Bizim muhalefetten umudu memurlar da kesmiş. Nasıl izah etmek gerekir bilemem ama bana bu durum iflah olmaz bir durum gibi geldi. Siyasetçiden umut kesilmişse. Vah vah….

/ Ragıp GÖKER
19 Ağustos 2014

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Terme’deki Santral Konusunda Kim Doğru Söylüyor

CHP’nin Teme ilçe Başkanı ve Terme Belediye Başkan Adayı Salih Bora Mutlu, Terme’ye kömürle çalışacak elektrik santralini kurmak için 6 firmanın lisans aldığını söylediğinde buna kimse inanmadı. Pandoranın kutusu dün açıldı. Tim Avrasya Yatırım Danışmanlık İnşaat Madencilik ve Enerji Üretim Ltd Şti adlı firmanın Kozluk’ ta santral kurmak için girişimlere başladığı duyulunca kıyamet kopmadı belki ama alametleri belirdi.

Firma,  kuracağı santral için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu almadan önce yasa gereği yatırımla ilgili olarak yönetmelikler gereği halkı bilgilendirme toplantısı yapmak istedi biliyorsunuz. Daha doğrusu çıkan kargaşa nedeniyle toplantı yapılamadan sona erdi. Hedef HALK’ın haberine göre Kozluk’taki OMV okulundaki salonda planlanan toplantı başlarken Terme Belediye Başkanı Şenol Kul’un bir hayli zor anlar yaşadığı bildiriliyor. Terme halkı ilçe sınırlarında OMV’den sonra ikinci bir santral kurulmasını istemiyor. Şirketin bilgilendirme toplantısı yapmasına bile izin vermemiş halk. Bu nedenle planlanan toplantı başlamadan bitmiş.

Öyle anlaşılıyor ki girişime yoğun bir tepki var. Tepkiler karşısında AK Parti Terme İlçe Başkanlığı bir bildiri yayınlayarak “Haberimiz yok” deme gereği duymuş. Belediye Başkanı Şenol Kul da girişimden haberi olmadığını söylüyor. Bunları okuyunca, bu işte bir terslik olabileceğini düşünerek, o şirkete ulaşmayı düşündüm. Merkezi Ankara’da olan şirketin telefonunu çevirdim. Şirketin sahibi olduğunu söyleyen Pamir Tuğlu açtı telefonu.

“Yatırımdan Samsun’da ve özellikle Terme’de kimse haberi olmadığını söylüyor, siz kimseye haber vermeden mi Samsun’a geldiniz” diye sordum. Bakanlığa ÇED raporu almak için başvuruda bulunduklarını ve bu başvurunun Bakanlığın internet sitesinde yayınlandığını söyleyince ben de baktım. Sadece Bakanlığın sitesinde değil Samsun Valiliğine bağlı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün sitesinde de duyuru yapılmış.

Bunun üzerine bu kez, 6 firmanın santral kurmak için lisans aldığı haberlerinden hareketle kendilerinin lisans alan o 6 firma arasında olup olmadığını sordum. Tim Avrasya lisans alan firmalar arasında değilmiş. Yönetmeliğin değiştiğini söylüyor Pamir Tuğlu ve bir enerji santrali kurmak için 11 ayrı kuruluştan izin alınması gerektiğine vurgu yaparak o girişimleri yaptıktan sonra lisans başvurusunda bulunacaklarını da söylüyor. Ki; bu bilgilendirme toplantıları santral kurma girişiminin ilk adımıymış. Önceki günkü kargaşaya rağmen vazgeçmeyeceğini ve yatırım için girişmelerini sürdüreceğini söylüyor. Şirket “Pes etmedim” diyor yani.

Ben Şenol Kul’u iyi tanırım, Yener Cabbar’a “Haberim yok” demiş. Şenol Kul o yatırımdan haberi olmadığını söylüyorsa ben ona inanırım. AK Parti’de haberi olmadığını söylüyor. Ama Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün Terme’de böyle bir yatırım yapılacağından haberi varmış. Müdürlük başta Vali ve Belediye Başkanına dolayısıyla partiyi bilgilendirip bilgilendirmediğini bilemem. Bilgi vermiş ve buna rağmen bundan kimse haberi olmadığını söylüyorsa da sıkıntılı bir durum var ortada. Kaldı ki, kimse bildirilmemişse de sıkıntı büyük demektir.

Şirketin sahibi Pamir Tuğlu, “Ben Terme’ye 950 milyon liralık yatırım yapmayı planlıyorum, bundan vazgeçmeyi düşünmüyorum” diyerek pes etmeyeceğini söylüyor. Terme Halkı ise “İstemeyiz” diyor. Ben ise Pamir Tuğlu’nun sahibi olduğu Tim Avrasya’nın tek olmadığını düşünüyor ve Tim Avrasya’yı başka firmaların da izleyeceğini iddia ediyorum.

/ Ragıp GÖKER
16 Ağustos 2014