5 Ocak 2014 Pazar

Kavak İlçesinin Tarihi Aydınlanıyor -2


Bundan önceki yazımızda ilçemizde yaşamış bir kahramanın yiğidin hikâyesinden bahsetmiştik. Şimdi o bölgede yaşamış Rumlarla ilgili yaptığımız bir araştırma sonucu elde ettiğimiz bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum... 


Aşagıdaki bilgiler:
adresinden alınmıstır. Okumanızı tavsiye ederim. Nebiyen rumları ve onların katliamlarına değinilmiş. Arastırma genişletilebilir.

Muhacirlik zamanlarında Bafra, Çarşamba, Havza, Samsun, Kavak havalisinde birçok olaylara bizzat şahit oldum. Ve bazı birçok olayları da nakledenlerden işittim. Her gün Havza, Kavak, Samsun ve Bafra arasında Rumlar tarafından yapılan katilâne ve câniyane hareketler, yol kesmeler ve soygunlar. Muhacirlerden Sabit Efendi, Nuhoğlu Gençağa ve amcam Dursun usta, Samsun’a mal almak üzere giderken Kavak kazasının üstündeki Hacılar dağında Rum eşkıyaları tarafından yolları kesiliyor. Sabit Efendi, Gençağa ve amcam Dursun usta soyuluyorlar. Muhacirlerden isimlerini bilmediğim üç kişi orada katlediliyorlar. Tam bu sırada Jandarma takip kuvvetlerinin haber alması üzerine anında olay yerine geliyorlar. Orada bulunan muhacirler Rumlarım elinden kurtarılıyor.

Samsun’da Ermeni Anton Paşa isminde bir çetebaşı, mahiyetinde Pontus hareketinin elebaşıları ile gizli çalışmalar içinde idi. Bafra’da Nebiyen (dağ köyü) ve Kuşbokunda (kayalık, sarp ve taşlı dağ köyü) barınan Rum ve Ermeniler, Kısabacaklar, Taşçıoğlu, Savalar, Havza’nın Kidirli nahiyesine bağlı Kopçidağlılar gibi yerlerde barınmaktaydılar.

Rum Avrak hocalar, Koçoğlu köyünden Yuan Efendiler ve şehirli Simyon ağanın oğulları. Yine Kidirliye bağlı Domuzalandan Kostantin ve Sozari ağalar. Rum köyü Elmalıcadan Kırbıyık ve oğlu Anesti çavuşlar. Kavak Çüğürtlü köyünden Totos ve oğlu Kostalar. Yukarıda yazılan şahısların hepsi birer çete başı idiler ve mahiyetlerinde iki yüz ila üç yüz kişilik kuvvetleri vardı. Bafra ve Havza’dan Tavşan Dağı’na uzanan mesafe arasında, Nebiyen, Kuşboku ve Tavşan dağlarında, Pontus hareketinin bütün elemanları barınıyorlardı. Yiyecek ve içeceklerini, Kuşbokundaki Cenevizlerden veya Etilerden kaldığı sanılan mağaralardaki mahzenlerde sakladıkları gibi buralar Pontusçu Rum ve onlarla beraber olan eşkiyalar için barınılacak çok önemli ve müsait yerlerdi. Bu mağara ve mahzenler, Vezirköprü’den Bafra’ya kadar Kızılırmak kıyılarının her iki tarafı da uçurumlu ve sarp kayalıklardan müteşekkil idi. Köprülü Mehmet Paşa’nın sadrazamlığı zamanında Vezirköprü’den Bafra’ya kadar uzanan Kızılırmak’ın taşlık, sarp kayalı kıyılarından Bafra’ya kadar yaya yolu, yani patika yol yaptırdığı rivayet edilmektedir.

O günlerde Rum Pontus çeteleri Engiz kıyısında Rusların gelen motorlarından silah ve cephane yardımı alırlardı. Yine o günlerde kaymakam, Jandarma komutanlığının emri ile her köye muhacirlerden kendi silahlarıyla beraber bir veya ikişer bekçi tayin edildi. Bu bekçilerin ücretleri o civardaki köylüler tarafından ödenmekte ide. Herhangi bir baskın anında hangi köye Rumlar tarafından tecavüzde bulunulursa, civar köylerdeki bütün bekçiler tecavüze uğrayan köye gidecekler, bir taraftan da en yakın karakol ve Jandarma kumandanlığına haber vereceklerdi. Kidirli’deki Çakıralan köyü bekçisi Hopalı Mahmut’u, gece yarısı vazifede iken Rumların pususuna düşmüş ve teslim ol çağrılarına ateş ederek cevap vermişti. Fakat çemberi Rumlar tarafından esir edildi. Daha sonra bizim bulunduğumuz köyün yakınlarında köyün bekçisi Rum eşkıyalar tarafından vurulmuş olarak bulundu. Bundan anlaşılıyor ki canlı olarak yakalanarak, daha sonra bizim köyün yakınında katledildi. Beş gün sonra da aynı köyde oturan ve nahiyenin en nüfuzlu adamlarından olan, İhsan Ağa’yı da gece yarısı yakalayarak kurşuna dizdiler. Ve yine nahiyenin ileri gelenlerinden Molla Osman’ı da kalleşlikle vurdular. Molla Osman’ı Rumlar daha önce bir düğüne davet etmişlerdi. Davete icabet eden korkusuz Molla Osman düğün anında tam bir kalleşlikle Rumlar tarafından vuruldu. Ve atını da aldılar. O zamanda Molla Osman’ın kır atının ayarında başka bir at yoktu. Molla Osman’ın kır atı Kopçidağlı çetebaşı Pivasilin altında görülmeye başlandı. Köylerde bulunan muhacir bekçiler, Çakıralanlı İhsan Ağa’nın, Hopalı Mahmut’un , Molla Osman’ın vurulduğundan dolayı kinleri arttı. Ve Koçoğlu Rum köyünün yanın başındaki Tahna denilen Rum köyünde barınan Rum eşkıyalarını Jandarma yardımıyla bir gece yarısı abluka altına aldılar. Teslim olmaları konusunda çağrıda bulundular.

Eşkıyalarda teslim olmuyoruz diye cevap verdiler. Daha sonra başlayan müsademe dört saat kadar devam etti. Jandarma ve bekçiler gittikçe Rum çemberini iyice daralttılar. Rumlarda zaman kazanmak için uğraşıyorlar ve sabahın ilk ışıklarından evvel çemberden kurtulmak istiyorlardı. Köy kendi köyleri olduğu için çıkış yollarını çok iyi bildikleri için en münasip bir yerden çemberi yararak çıktılar. Fakat bu yarma hareketini yaparken çok ağır kayıplar verdiler. Yine o günlerde Samsun ve havalisinde hüküm süren Havza, Çarşamba, Samsun’daki Rum ve Ermeni çetelerinin en nüfuzlusu Anton Paşa yakalanarak ailesiyle birlikte öldürüldü. Türk çeteleri de aşağıdaki şiiri Anton Paşa için vurulduğunu duyduklarından sonra söylemeye başladılar.

Kargalar konar ceviz dalına
Kimse bakmaz Anton Paşanın haline
Bakla kadar kurşun okudu canına
Atladı meydana Samsun benimdir hey hey...

Yine bu günlerde Rumlar, Bafra’nın Çaşur köyünü gece yarısı ablukaya alarak ateşe verdiler. Rumlar bu arada köyün etrafını da çevirdiler. Durumu haber alan Jandarma kuvvetleri ancak köyün yarısın kurtarabildiler. Hınçaklar, Taşnak ve Hemazaset çeteleri ile diğer Rum çeteleri Bafra ve havalisinde tecavüzlerini arttırmaya başlıyorlar. Vezirköprü ve Havza arasında Rum çeteleri ile muhacirler arasında çıkan çatışmada muhacirlerden iki kadın ile bir erkek vuruluyor, Rumlardan ise daha fazla vurulan oluyor. Muhacirlerden vurulanlar ikamet ettikleri köye getirilerek defnedildiler. Rumlardan vurulanlar ise hangi köyden oldukları tespit edildi ve yapılan muayenelerden sonra cesetlerinin oldukları yerde bırakılmasına karar verildi. Zamanla Rum çeteleri tecavüzlerini daha da arttırarak Havza ve Bafra ile bütün köylerinde zalimce hareketlere giriştiler. Rumların bu katilane ve gaddarca hareketlerinin neticesinde, Samsun’dan Bafra’ya gelen Nizamiye Taburu dağlık bölgelerdeki Nebiyen ve Kuşboku ve yanan Çaşur köyünün dağlarını tarayarak gelen tabur komutanı Kidirli’ye bağlı Domuzalan köyüne akşamüzeri gelen nizamiye taburuna Rum çeteleri pusu kurdular. Taburun önünden giden gözcülere gece parola soran Rumlara ateşle karşılık veriliyor. Çıkan çatışmada bölük komutanı Yüzbaşı Avni Bey alnından vuruluyor. Bir onbaşı ile iki neferde vuruluyor ve şehit sayısı dörde çıkıyor. Rumların çetebaşılarından beş kişi vuruluyor. Şehit olan yüzbaşı, onbaşı ve iki neferin naaşları nahiyeye getirildiler. Sabahtan sonra yapılan askeri bir törenle toprağa verildiler. Tabur komutanı erkanıyla birlikte Mahbuboğlu Ömer Ağa’nın evinde misafir edildiler. Askerlerde köydeki evlere dağıtılarak misafir edildiler. Nahiyede iki gün kaldıktan sonra tekrar Rum çeteleri yakalamak için havaliyi taramaya başladılar. On beş gün sonra da bütün Rum çeteleri hükümetin affıyla teslim oluyorlardı

/Niyazi ALTUN
18.11.2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder