Çimento fabrikalarının etki alanı 25 km "dir. Vezirköprü"ye yapılması düşünülen fabrika Avdan köyünde olacaktır ve Avdan köyü ilçeye 8 km "dir. Vezirköprü ilçe merkezi bile doğrudan etkilenecektir.
1.Hava Kirliliği; Avdan köyü, Vezirköprü ovasının tam ortasındadır. Vezirköprü ovası bir hamamtası gibidir ve Avdan köyü bu hamamtasının göbeği gibi durmaktadır. Yapılacak hiçbir fabrika bacası, oluşacak dumanı Vezirköprü ovasından daha yükseğe atamayacaktır. Oluşacak kirlilik hiçbir kayba uğramadan ovaya çökecektir. Havada asılı durma kabiliyeti olan çimento tozu için de aynı şeyi söylemek zor değildir. O halde hem duman hem de toz tüm Vezirköprü çanağını tehdit edecektir. Hakim rüzgarların yönünü de hesaba kattığımızda, durum daha da vahimleşmektedir.
2.Su Kirliliği; Yapılması düşünülen fabrika, kuru sistem bile olsa, fabrika içinde soğutma amaçlı su ve yağmur sularının kirlenerek toprağa karışacak oluşu, çevre köylerin yer altı sularını olumsuz etkileyecektir.
3.Toprak Kirliliği; yılda ortalama olarak havaya salınan 400 ton partikül bir şekilde toprakla buluşacak, karışacak ve kısa sürede toprağın niteliğini bozacaktır. Böylelikle alışılagelmiş tarım ürünü çeşitliliği azalacak ve bir süre sonra yok olacaktır.
4.Görsel Kirlilik; Yapılması düşünülen fabrika, Vezirköprü ovasının tam ortasındadır ve ilçe merkezinin birçok yerinden görülecektir. Böylece, yapılacak bir çimento fabrikası, ilçenin katlanılamaz ve kabul edilemez çirkin bir silüeti olacaktır.
5.Turizmsel Kirlilik; Avdan köyü, hem Kunduz Ormanları hem de Altınkaya Barajı ve Şahinkaya Kanyonu yolu üzerindedir. Böylelikle ileride gerçekleşmesi düşünülen turizm güzergahı için çok büyük bir engeldir.
6.Kültürel Kirlilik; Avdan köyü, halen arkeolojik kazı yapılan Oymaağaç köyüne sadece birbuçuk kilometre mesafededir. Oymaağaç Höyük 3500 yıllık tarihi ile Vezirköprü"nün geleceği için çok önemli bir kilometre taşıdır. Çimento fabrikasının gölgesindeki bir arkeolojik alanı hiçbir turist görmek istemeyecektir.
7. Çimento fabrikalarının insan sağlığı üzerinde etkileri
Çimento fabrikası yukarıda da değindiğimiz gibi, en fazla kirleten ikinci fabrikadır ve bu yüzden Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde yeni tesisi yasaktır. Mevcut fabrikalar da bir bir sökülmektedir. Çimento üretimi üçüncü dünya ülkelerine kaymaktadır.
“Çimento üretiminden kaynaklanan tozların; hammadde ocaklarından başlamak üzere hammaddenin taşınması, kırılması, stoklanması, öğütülmesi ve pişirilmesi ile alçı ve katkı maddeleri katılıp tekrar öğütülerek paketlenmesine kadar geçen her aşamada, atmosfere partikül madde emisyonu olarak yayılması kaçınılmaz bir sonuçtur. Çünkü çimento üretiminde, hem ara maddeler, hem de son ürün olan çimento toz halindedir.
Çimento üretiminden kaynaklanan ve çevreye yayılan en önemli emisyonlar sırasıyla; çeşitli partikül maddeleri, hammadde tozu, kömür tozu, klinker tozu, farin tozu, alçı, çimento tozu , döner fırında veya kurutma işlemlerinde kullanılan yakıtlardan,öğütülmüş toz kömür, fuel-oil veya doğal gazdan çıkan normal yanma ürünleri olan kükürt ve azot oksitleridir. Ancak, unutulmaması gereken gerçek şudur; kirletilen çevrenin temizlenmesi, korunmasından çok daha güç ve pahalıdır. Çimento tozuna maruziyetin sürekliliği halinde rinit, kronik bronşit, akciğer grafisinde dansite değişiklikleri, akciğer fonksiyonlarında azalma gibi sorunlar gözlenmektedir.
Partiküler kirlilik, mikroskobik düzeyde katı veya sıvı damlacıklardan oluşur ve akciğerlerimizin alveollerine kadar ulaşarak ciddi sağlık sorunlarına neden olurlar. Birçok çalışma partikül kirliliğinin değişik sağlık sorunlarına neden olduğunu göstermiştir. Bunlar: solunum yollarında irritasyon, öksürük, solunum zorluğu, akciğerin solunum kapasitesinde olumsuz değişiklikler, astım krizleri, kronik bronşit oluşumu, kalbin düzensiz çalışması, ölümcül olmayan kalp krizleri, kalp ve akciğer sağlığı sorunu bulunanlarda erken dönem ölümleridir.
Çimento endüstrisi yarattığı partikül ve gaz kirliliği yanında kullanılan hammaddelere ve özellikle alternatif yakıt olarak kullandığı maddelere bağlı olarak başta arsenik, kadmiyum, nikel, krom, bakır, cıva, kurşun, mangan, selenyum, vanadyum, çinko gibi birçok metalin çevreye yayılarak çevre kirliliği (hava, su ve toprak kirliliği) oluşmasına yol açar. Bu metallerin doğrudan solunum yoluyla ve dolaylı olarak beslenme zinciri aracılığıyla insan ve diğer canlılar tarafından alınmasıyla her birinde özel olumsuz sağlık sorunları ortaya çıkar.” (Prof Dr. Ali Osman Karababa, Ege Üniversitesi Tıp Fak. Halk sağlığı Anabilim Dalı)
Vezirköprü Ne Kaybedecektir?
1. Yukarıda da sayılan faktörlerle, Vezirköprü"nün geleceği tamir edilemez şekilde karartılacaktır.
2. Sadece 60 kişiye istihdam sağlamaya çalışırken, başta bu 60 kişi ve ailesi olmak üzere Vezirköprü nüfusunun yarısı olan 60 bin kişi doğrudan ya da dolaylı olarak sağlığını yitirecektir.
3. Sadece 60 kişiye istihdam sağlanırken; Köprübaşı Barajı ve Duruçay Barajı projeleriyle sulu tarıma hazırlanan Vezirköprü ovası, tarım gelirini ikiye katlamayı beklerken, kirletilmiş bir toprakla karşılaşacaktır.
4.Henüz “bakir” olarak adlandırılan Vezirköprü Ovası toprağı; dünyanın yükselen tarım politikası olan Organik tarım projeleri şansını tamamen yitirecektir.
5. Şu günlerde bacasız sanayi olarak adlandırılan Turizm bölgesi olmaya aday Vezirköprü, bu şansını yitirecektir. Zira, turizm bölgesi ilan edilmesi düşünülen Altınkaya Barajı ve Kunduz"a, çimento fabrikası bir kapı görevi görmektedir.
OYSA…
1.Çimento Fabrikası bırakın 400 kişiye iş vermeyi, ( ki gerçek sayı sadece 60, en fazla 100 olacaktır) 1000 kişiye bile iş verse; Vezirköprü"yü tarımsızlaştırarak aç bırakacağı insan sayısı en az 60 bin kişi olacaktır.
2. Çimento Fabrikası yapılarak gözden çıkarılan bakir Vezirköprü ovasında organik tarım projesi uygulansa, ovada yaşayan 25 bin çiftçinin gelir düzeyi kısa sürede artacaktır. Bu daha temiz ve vebalsiz bir istihdam değil midir?
3. Turizm alanı projesi hayata geçerse, Vezirköprü nüfusunun yarısı bu projeden olumlu etkilenecektir. Ancak fabrika kurulursa, Turizm Alanı Projesi kabul görse bile kağıt üzerinde kalacaktır.
4. “180 ya da 200 milyon euroluk yatırım” söylemi, sadece bir rakamdan ibarettir. Bu para ile yapılan ucube görüntünün kimseye faydası yoktur. Kimse bu paranın büyüklüğü kadar fayda elde edemeyecektir, gölgesinde ne bir bardak çay içebilirsiniz, ne de göğsünüzü gere gere bu ucube yapıyı gezmek istersiniz. Bu para sadece bir rakamdan ibarettir.
SONUÇ
Şimdi iyi düşünelim; böyle bir maceraya atılmayı niçin göze alıyoruz? Çok sınırlı sayıda insana istihdam sağlarken, istihdam sağlanan insanların yüz katı insanı olumsuz etkilemeye kimin hakkı var? Fabrika ekonomik süresini doldurduğunda –ki bu süre 75 yıldır- geriye kalan Çernobil görüntüsü bize İngiliz şirketinin bir kara hediyesi olarak güzel Vezirköprümüzün ortasında dünyanın sonuna kadar kalacaktır. Kaldı ki, olumsuz etkilerini görmek için 75 yıl beklememiz gerekmeyecektir, fabrikanın çalıştırıldığı ilk gün dahi, yöre insanı için geri sayım başlamış olacaktır. Vezirköprü"yü rahat bırakın; kültürel değerlerimizle, doğamızla, tertemiz toprağımızdan aldığımız 10 bin yaşındaki buğdayımızla ak ekmeğimizi huzur içinde yiyelim. Vezirköprü"yü rahat bırakın !...
/Mehmet Özdemir
25 Temmuz 2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder